Sonbahar aylarında tezgahlarda yerini alan nar, lezzetinin yanı sıra vitamin, lif ve antioksidan içeriğiyle de dikkat çekiyor. Bağırsak sağlığından kalp ve damar sistemine kadar farklı alanlarda araştırmalara konu olan narın nasıl tüketildiği de önem taşıyor. Peki, nar yemek neye iyi gelir, nar suyu mu yoksa narın kendisi mi daha faydalı?

Sonbaharın en sevdiğim taraflarından biri de mevsim meyvelerinin çeşitlenmesi. Mandalina, portakal, elma, armut derken tezgahlarda nar da yerini almaya başladı. Hele bir de güzel, tatlı bir nara denk geldiyseniz yemesine doyum olmuyor.


Gerçi narın biraz zahmetli bir meyve olduğunu kabul etmek lazım. Kabuğunu keseceksiniz, tanelerini ayıklayacaksınız, etrafa sıçrayan suyuyla uğraşacaksınız... Ama bütün bu zahmete değiyor mu? Bence kesinlikle değiyor. Üstelik mesele yalnızca lezzet de değil.

Narın sağlık açısından ne kadar değerli olduğunu araştırınca, bugüne kadar bu meyveye biraz haksızlık ettiğimizi düşündüm.

Öncelikle nar, C vitamini, K vitamini, potasyum ve lif bakımından oldukça iyi bir besin. Yaklaşık 100 gram nar tanesinde 4 gram civarında lif bulunuyor. Bu miktar, günlük lif ihtiyacımızı karşılamaya yardımcı olabilecek güzel bir katkı.

Peki, lif neden bu kadar önemli?

Çünkü bağırsaklarımızın düzenli çalışmasından daha uzun süre tok hissetmemize kadar pek çok konuda lifli besinlere ihtiyacımız var. Günlük beslenmemizde yeterince sebze, meyve ve baklagil tüketmediğimizde bunun eksikliğini yaşayabiliyoruz.


Narın asıl dikkat çekici tarafı ise antioksidan içeriği.

Son yıllarda antioksidan kelimesini o kadar sık duyuyoruz ki neredeyse her yiyeceğin reklamında karşımıza çıkıyor. Peki, gerçekten ne işe yarıyor?

Basitçe anlatmak gerekirse vücudumuzda doğal olarak oluşan bazı kimyasal süreçler, hücreler üzerinde oksidatif strese yol açabiliyor. Narın içerdiği polifenoller gibi antioksidan bileşikler de bu süreçlerle ilişkili mekanizmalarda rol oynuyor.

Elbette bu, her gün nar yiyen kişinin hiç hastalanmayacağı anlamına gelmiyor. Ama narın sağlıklı beslenme alışkanlıklarımız arasında yer alması için önemli nedenlerden biri.


Bir de kalp sağlığı meselesi var.

Narın özellikle tansiyon üzerindeki olası etkileri uzun zamandır araştırılıyor. Bazı bilimsel çalışmalar, nar suyu tüketiminin kan basıncında küçük düşüşler sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak araştırmalar henüz kesin bir sonuca ulaşmış değil.

Yani tansiyon sorunu yaşayan birinin ilaçlarını bırakıp nar suyuna yönelmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu olamaz.

Narın suyunu mu içmeli, tanelerini mi yemeli?

Gelelim benim en çok dikkatimi çeken konuya...

Nar suyu mu daha faydalı, yoksa narın kendisini yemek mi?

Çoğumuz için bir bardak taze sıkılmış nar suyu içmek, nar ayıklamaktan çok daha kolay. Özellikle dışarıda gezerken sıkılmış nar suyuna rastladığımızda hemen bir bardak alabiliyoruz.

Ancak işin beslenme tarafına baktığımızda narı taneleriyle yemenin önemli bir avantajı var.


O da lif!

Narın suyunu sıktığımızda, meyvenin içerdiği lifin önemli bir bölümünü geride bırakıyoruz. Üstelik bir bardak nar suyu hazırlamak için birden fazla nar kullanmak gerekebiliyor.

Böyle olunca farkında olmadan daha fazla doğal şeker tüketebiliyoruz.

Yanlış anlaşılmasın, nar suyu zararlı demiyorum. Ancak meyvenin kendisini yemek, hem lif alımını artırmak hem de porsiyon kontrolünü kolaylaştırmak açısından daha mantıklı.

Özellikle kan şekeriyle ilgili sorun yaşayanların bu ayrıntıya dikkat etmesinde fayda var.

Bir başka konu da narın diyabet üzerindeki etkisi.

Bazı araştırmalarda nar tüketimiyle kan şekeri düzeyleri arasında olumlu ilişkiler görülmüş. Fakat bu bulgular henüz narın diyabeti önlediğini veya tedavi ettiğini söyleyebileceğimiz kadar güçlü değil.


Zaten beslenme konusunda en sık yaptığımız hatalardan biri de burada başlıyor.

Bir yiyeceğin faydalı olduğunu öğrenince onu gereğinden fazla tüketmeye başlıyoruz. Sanki ne kadar çok yersek o kadar sağlıklı olacakmışız gibi...

Oysa nar da dahil olmak üzere hiçbir meyvenin sınırsız tüketilmesi gerekmiyor.

Nar yemek için özel tariflere gerek yok

Narın güzel taraflarından biri de sofrada kendine kolayca yer bulabilmesi.

Mesela sabah kahvaltısında bir kase yoğurdun üzerine birkaç kaşık nar ekleyebilirsiniz. Salatalarda kullanabilirsiniz. Hatta biraz cevizle birlikte tükettiğinizde oldukça lezzetli bir ara öğün hazırlamış olursunuz.


Benim tercihim ise narı doğrudan yemek.

Özellikle hafif ekşi, bol sulu narların tadı bambaşka oluyor.

Tabii burada küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var. Nar çoğu insan için güvenli bir besin olsa da alerjisi bulunanların dikkatli olması gerekiyor. Düzenli ilaç kullananların da özellikle nar özütü gibi yoğunlaştırılmış ürünleri kullanmadan önce doktorlarına danışmaları önemli.

Sonuçta sağlıklı beslenmek için pahalı takviyelere, özel karışımlara veya her gün değişen beslenme modalarına ihtiyacımız yok.

Bazen mevsiminde yetişen, pazardan kolayca alabildiğimiz bir meyve de soframıza güzel bir katkı sağlayabiliyor.

Nar da bunlardan biri.


Bu sonbahar pazara uğradığınızda tezgahlardaki narlara bir kez daha bakın derim.

Ayıklaması biraz zahmetli olabilir ama hem lezzeti hem de besin değeri düşünüldüğünde o zahmete fazlasıyla değer.

Hem zaten her güzel şeyin biraz zahmeti yok mu?