Bir dönem zencefil konuşuluyordu, ardından çörek otu geldi. Şimdilerde ise sağlıklı beslenme denildiğinde en çok adı geçen baharatlardan biri zerdeçal. Kimi sabah aç karnına içiyor, kimi yoğurduna karıştırıyor, kimi de her gün bir kaşık tüketmenin hastalıklardan koruyacağına inanıyor. Peki, zerdeçal gerçekten anlatıldığı kadar faydalı mı? Yoksa farkında olmadan sağlığımızı riske mi atıyoruz?

Son yıllarda sosyal medyada zerdeçalla ilgili o kadar çok paylaşım yapıldı ki, insan hangisine inanacağını şaşırıyor. Bir paylaşımda bağışıklığı güçlendirdiği söyleniyor, diğerinde vücuttaki iltihabı temizlediği anlatılıyor. Hatta işi biraz daha ileri götürüp zerdeçalı neredeyse her hastalığın çaresi gibi gösterenler bile var.

İşin ilginç tarafı, zerdeçalın faydaları tamamen uydurma da değil. Bilim insanları yıllardır bu baharatın içeriğindeki maddeleri araştırıyor. Ancak araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlarla sosyal medyada anlatılanlar arasında önemli bir fark var.


Zerdeçala o bildiğimiz sarı rengi veren maddenin adı kurkumin.

Kurkumin, antioksidan ve iltihaplanma süreçleri üzerindeki olası etkileri nedeniyle bilim dünyasının ilgisini çekiyor. 2017 yılında Foods dergisinde yayımlanan bilimsel bir derlemede de bu maddenin insan sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri ele alınmış.

Peki, bu ne anlama geliyor?

Vücudumuzda sürekli devam eden birtakım kimyasal süreçler var. Bunlardan biri de hücrelere zarar verebilen oksidatif stres. Kurkuminin antioksidan özellikleri, bu süreçle ilgili araştırmalarda dikkat çekiyor.


Bir diğer konu ise inflamasyon, yani iltihaplanma.

Burada küçük ama önemli bir ayrıntıyı açıklamak gerekiyor. İltihaplanma her zaman kötü bir şey değil. Vücudumuz bir enfeksiyonla karşılaştığında ya da yaralandığında kendisini korumak için iltihabi yanıt oluşturuyor. Sorun, bu durumun gereğinden uzun sürmesi veya kontrolsüz hale gelmesi.

Kurkuminin bu süreçleri etkileyebileceğine ilişkin bilimsel bulgular var. Ancak buradan hareketle "Zerdeçal yiyen kişinin vücudundaki bütün iltihap temizlenir" demek mümkün değil.

Aynı durum kalp sağlığı, kolesterol ve hafıza üzerindeki olası etkileri için de geçerli. Araştırmalar umut verici bazı sonuçlar ortaya koysa da zerdeçalın bu hastalıkları önlediği ya da tedavi ettiği kesinleşmiş değil.


Üstelik bilimsel çalışmalarda kullanılan yoğunlaştırılmış kurkumin ile mutfağımızdaki toz zerdeçal aynı şey değil.

Gelelim bir başka merak edilen konuya.

Zerdeçalı nasıl tüketmek gerekiyor?

Aslında zerdeçal, mutfakta rahatlıkla kullanabileceğimiz bir baharat. Çorbalara, sebze yemeklerine, pilava veya yoğurda eklenebilir. Bazıları çayını da hazırlıyor.

Kurkuminin vücut tarafından emilimi oldukça sınırlı. Bu nedenle karabiberde bulunan piperin maddesinin kurkumin emilimini artırabildiği biliniyor. Yağ içeren yemeklerle tüketilmesi de emilime yardımcı olabilir.

Ancak emilimin artması, faydanın da mutlaka artacağı anlamına gelmiyor. Özellikle yoğunlaştırılmış takviyelerde bu durum istenmeyen etkileri de artırabilir.

Peki, günde ne kadar tüketilmeli?

Yemeklerde kullanılan küçük miktarlar çoğu sağlıklı yetişkin için genellikle güvenli kabul ediliyor. Ancak internette sıkça karşılaştığımız "Herkes her gün bir çay kaşığı zerdeçal tüketmeli" tavsiyesinin bilimsel olarak belirlenmiş, herkese uygun bir doz olmadığını bilmek gerekiyor.

Çünkü her insanın sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve beslenme alışkanlıkları farklı.


Zerdeçal Herkese İyi Gelmeyebilir!

İşte meselenin en önemli kısmı da burası.

Doğal olan her şeyin zararsız olduğuna inanma gibi bir alışkanlığımız var. Bir ürün bitkisel olduğunda onu istediğimiz kadar tüketebileceğimizi düşünüyoruz.

Oysa zerdeçal da bazı kişiler için risk oluşturabiliyor.

Örneğin kan sulandırıcı ilaç kullananların yüksek miktarda zerdeçal veya kurkumin takviyesi tüketirken dikkatli olması gerekiyor. Çünkü bu ürünler bazı ilaçlarla etkileşime girerek kanama riskini artırabilir.


Diyabet hastaları için de benzer bir durum söz konusu. Kurkuminin kan şekeri üzerindeki olası etkileri nedeniyle, kan şekerini düşüren ilaçlarla birlikte kontrolsüz kullanılması istenmeyen sonuçlara yol açabilir.

Safra kesesinde taş bulunanlar veya safra yollarıyla ilgili rahatsızlığı olanlar da özellikle yoğunlaştırılmış ürünlerden uzak durmadan önce doktorlarına danışmalı.

Bir de mide meselesi var.

Zerdeçalın fazla tüketilmesi bazı kişilerde mide bulantısına, karın ağrısına veya reflü şikayetlerinin artmasına neden olabiliyor.

Üstelik yüksek doz kurkumin takviyeleriyle ilişkili nadir karaciğer hasarı vakaları da bildiriliyor. Bu nedenle yemeklere biraz zerdeçal eklemekle her gün yüksek doz takviye almak arasında ciddi bir fark bulunduğunu unutmamak gerekiyor.


Benim burada özellikle dikkat çekmek istediğim konu şu:

Bir yiyeceğin sağlıklı olması, onu ne kadar fazla tüketirsek o kadar fayda göreceğimiz anlamına gelmiyor.

Düşünsenize, normalde yemeklere lezzet vermek için kullandığımız bir baharatı, sosyal medyada gördüğümüz bir video yüzünden her sabah aç karnına tüketmeye başlıyoruz. Üstelik kullandığımız ilaçlarla etkileşime girip girmeyeceğini bile araştırmıyoruz.

Böyle bir durumda sağlıklı yaşamak isterken kendimize zarar vermemiz mümkün.

Zerdeçalın faydalarını tamamen görmezden gelmek de doğru değil, onu mucize gibi göstermek de.

Bence yapılması gereken oldukça basit.


Zerdeçalı seviyorsak yemeklerimizde kullanalım. Beslenmemize çeşitlilik katsın. Ama onu bir ilaç yerine koymayalım.

Özellikle kronik hastalığı olanlar, düzenli ilaç kullananlar ve zerdeçal takviyesi almayı düşünenler önce doktorlarına danışsın.

Çünkü sağlıklı yaşamanın sırrı tek bir baharatın içinde saklı değil.