Kömür çuvalı, inşaat atığı, moloz, çamaşırdan çıkan kazak, hatta çaydanlık… Kanalizasyona ne bulursanız atın, sonra tıkanan boruların, taşan pis suların hesabını belediyeye sorun! Peki, bu nasıl bir kentlilik anlayışı?
BASKİ, ikide bir kanalizasyon hatlarından çıkan akıl almaz atıklara dair haber servis ediyor. Önce Ayvalık’ta kanalizasyon hattından bir çuval kömür çıkarıldı. Ardından Edremit’in Altınkum Mahallesi’nden haber geldi. Bu kez çuvallar, bez parçaları, asfalt ve inşaat atıkları çıktı.
Hani tuvalet kâğıdını, ıslak mendili, sigara izmaritini bir şekilde anlarız da birader, kömür çuvalının kanalizasyonda ne işi var? İnşaat atıkları, asfalt parçaları, molozlar nasıl olup da kanalizasyon borularına giriyor?
İnsan merak ediyor: Bu atıkları giderlere gönderenler nasıl bir akılla hareket ediyor? Kanalizasyonu sonsuz genişlikte, sınırsız kapasiteli, içine ne atarsanız atın alıp götürecek sihirli bir dehliz mi sanıyorlar?
Öyle değil işte!
BORUNUN ÇAPI BELLİ, KAPASİTESİ BELLİ!
BASKİ ekipleri kanalizasyon hatlarında temizlik çalışması yaparken çuvallarla, bez parçalarıyla, asfaltla, inşaat atıklarıyla karşılaşıyor. Bunlar boruların içinde birikiyor, suyun akışını engelliyor, tıkanıklıklara yol açıyor. Sorun büyüdüğünde atık su geri tepiyor, taşmalar yaşanıyor, pompalar ve altyapı ekipmanları zarar görebiliyor.
Sonra ne oluyor?
Kanalizasyon tıkandı diye belediyeye telefonlar açılıyor. Pis sular sokaklara taştığında, evleri bastığında, kötü kokular etrafa yayıldığında haklı olarak tepki gösteriliyor. Vatandaş altyapı hizmetinin düzgün çalışmasını istiyor.
İyi de o kanalizasyonu tıkayan atıkları kim attı?
Kömür çuvalını, inşaat molozunu, çuval parçalarını borulara gönderenler de aynı kentin insanları değil mi? Birilerinin sorumsuzca attığı atıkların bedelini neden bütün kent ödesin?
Belediyelerin altyapı hizmetlerinde eksikleri olabilir. Yapılan çalışmaları, yatırımları, ihmalleri elbette sorgulayacağız. Ancak vatandaşın kendi sorumluluğunu görmezden gelip her aksaklığın faturasını belediyeye kesmesi de doğru değil.
YILLAR ÖNCE BİZİM EVİ DE KANALİZASYON BASMIŞTI!
Size yıllaaar yıllar önce yaşadığımız bir olayı anlatayım.
Daha yeni evliyiz. İzmir Caddesi’nde, bodrum kattaki evimizde oturuyoruz. Bir gün tuvaletin sifonunu çekiyoruz, su taşıyor. Sifonu çekmiyoruz, yine taşıyor. Meğer kanalizasyon hattı tıkanmış.
O zaman belediyenin Fen İşleri’ne haber verdik. Ekipler kocaman bir kamyonla geldi. Sonradan öğrendik, bu araç kanal açma aracıymış. Borulara yüksek basınçlı su vererek tıkanıklığı açmaya çalışıyorlar.
Ancak ekipler suyu bastıkça bizim evin içine pis sular, kanalizasyon atıkları dolmaya başladı. Ortalıkta dayanılmaz bir koku! Bir yandan ekipler çalışıyor, bir yandan biz halıları, koltukları, evde ne varsa kurtarmaya uğraşıyoruz.
Ne mümkün!
Apartmanın kanalizasyonunda biriken ne varsa bizim evin içini dolduruyor. Ekipler tazyikli suyu artırıyor, hortumlar boruların içine ilerliyor. Nihayet tıkanıklık açılıyor ama bu kez evin içinde kırma dökme işlemi başlıyor.
Tuvalet kırılıyor, borulara ulaşılıyor. Peki, tıkanıklığın içinden neler çıkıyor dersiniz?
Adam evin balkonunda kurban kesmiş, işkembeyi, bağırsakları klozetten kanalizasyona göndermiş. Bir kadın çamaşır yıkamış; leğendeki suyu boşaltırken kazaklar, eşofmanlar boruya savrulmuş. Hatta küçükçe bir çaydanlık bile çıkmıştı!
Yanlış okumadınız, çaydanlık!
O gün yaşadığımız rezaletin ardından tamiratı yaptırdık, kendi evimizden çıktık, kiracı olduk. Kanalizasyon tıkanıklığının, birilerinin sorumsuzluğunun nelere mal olabileceğini yaşayarak öğrendik.
ATTIĞINIZ ÇÖP, BİR GÜN SİZİN KAPINIZA DAYANIR!
Şimdi BASKİ’nin Ayvalık ve Edremit’ten servis ettiği haberlere bakıyorum da yıllar önce yaşadıklarımız aklıma geliyor.
Değişen pek bir şey yok galiba. Birileri kanalizasyonu her türlü atığı gönderebileceği bir çöp boşluğu sanıyor.
Oysa kanalizasyon borularının çapı belli, taşıyabileceği atık su miktarı belli, hatların kapasitesi belli. Siz kömür çuvalını atarsınız, bir başkası inşaat molozunu gönderir, öteki bez parçalarını, ıslak mendilleri, kullanmadığı eşyaları giderden aşağı salar. Sonra bütün bu atıklar bir noktada birikir, suyun akışını engeller ve sistem tıkanır.
Üstelik sorun tıkanıklıkla da bitmez. Kanalizasyon sisteminin temizlenmesi için ekipler çalışır, araçlar kullanılır, zaman ve para harcanır. Pompalar zarar görürse onarım masrafı çıkar. Atık suların taşması çevre ve halk sağlığı açısından risk oluşturur.
Bütün bunların maliyetini kim ödüyor?
Yine kent, yine vatandaş!
BASKİ’nin uyarısı bu nedenle önemli. Ancak vatandaşları uyarmanın yanında, bu tür atıkların kanalizasyona nasıl girdiğinin de araştırılması gerekiyor. Gerekirse tıkanıklıkların yaşandığı noktalarda denetimler artırılmalı, sorumlular tespit edildiğinde mevzuat çerçevesinde işlem yapılmalı.
Hatta BASKİ ekipleri, ara sıra denizlerden çıkarılan hayalet ağların bir benzerini kanalizasyon borularında bulursa hiç şaşırmam! Elbette bu bir benzetme; fakat borulara atılanların çeşitliliği insanı böyle düşünmeye zorluyor.
KENTLİ OLMAK, YAŞADIĞIN YERE SAYGI DUYMAKTIR!
Kentlilik bilinci, belediyeden hizmet beklemekten ibaret değil ki. Yaşadığın çevreyi korumak, ortak kullanım alanlarına sahip çıkmak, kurallara uymak ve başkalarının yaşam hakkını gözetmek de kentli olmanın gereği.
Evindeki çöpü sokağa atamazsın. İnşaat molozunu dereye, boş arsaya, kaldırıma dökemezsin. Kullanmadığın eşyaları kanalizasyona gönderemezsin. Çünkü o altyapı senin olduğu kadar komşunun, karşı sokakta yaşayanın, aynı kentin binlerce insanının da hakkıdır.
Kanalizasyon borusu sizin özel çöp kutunuz değil. İçine attığınız her şeyin ortadan kaybolduğunu sanabilirsiniz ama atıklar bir yerde birikir, sistemi bozar ve bir gün hiç ummadığınız bir yerde karşınıza çıkar.
Tıpkı bizim evde olduğu gibi!
BASKİ’ye de vatandaşlara da düşen görevler var. Kurum altyapıyı düzenli temizleyecek, denetleyecek, arızalara müdahale edecek. Vatandaş da kanalizasyonu amacı dışında kullanmayacak. Bir tarafın sorumluluğu, diğer tarafın sorumsuzluğuna mazeret oluşturmayacak.
Unutmayalım: Kent dediğimiz yer, herkesin birbirinin hayatına dokunduğu ortak bir yaşam alanı.
Siz bir kömür çuvalını kanalizasyona attığınızda yalnızca bir boruyu tıkamıyorsunuz. Başkasının evini, sağlığını, huzurunu ve ortak bütçeyi de riske atıyorsunuz.
Atmayın birader! Kanalizasyon dediğin sonsuz ve sınırsız bir atık dehlizi değil ki!
Sonra da kanalizasyon tıkandı, borular patladı, pis sular ortalığı kapladı diye bas bas bağırmayın.
Önce dönüp bir kendinize bakın. O boruların içinden çıkan atıkların arasında sizin sorumsuzluğunuz da olabilir!