Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın peynir müzesi ve peynir festivali açıklaması, yıllardır dile getirilen beklentileri yeniden gündeme taşıdı. Peki, müze ve festivalin yanına üreticiyi doğrudan tüketiciyle buluşturacak bir Peynir Pazarı da eklenemez mi?


Balıkesir’in öyle bir zenginliği var ki, doğru anlatılsa, doğru tanıtılsa, doğru sahip çıkılsa başlı başına bir kent markasına dönüşür. Üstelik bu zenginlik ne sonradan üretilmiş bir hikâye ne de kâğıt üzerinde oluşturulmuş bir tanıtım projesi. Toprağında, merasında, sütünde, üreticisinde, köylüsünde ve yılların birikiminde karşılığı var. Adı da peynir!

Balıkesir, 50’den fazla peynir çeşidinin üretildiği, her ilçesinde ayrı bir lezzetin, ayrı bir üretim kültürünün yaşadığı bir coğrafya. Manyas kelle peyniri, İvrindi kelle ve sepet peyniri, Burhaniye tulum peyniri, keçi peynirleri ve daha niceleri… Her biri bu kentin gastronomi hazinesinin bir parçası.

Peki, peynir denildiğinde Türkiye’de ilk akla gelen şehir hangisi?

Ne yazık ki Balıkesir değil!

Bunca çeşitliliğe, bunca üretim kültürüne ve bunca geçmişe sahip bir şehir, peynir konusunda neden ülke çapında ilk akla gelen kent olamıyor? Birkaç peynir çeşidiyle kendi şehrinin adını Türkiye’ye duyuran iller varken, Balıkesir neden elindeki bu büyük değeri güçlü bir markaya dönüştüremiyor?

Bu soruyu yıllardır soruyoruz.


***

Bu çağrıyı yıllardır yapıyoruz

Politika Gazetesi ve politikam.com olarak Balıkesir’in peynir zenginliğinin tanıtılması, korunması ve ekonomik değere dönüştürülmesi gerektiğini defalarca gündeme getirdik. Çünkü peynir, bu kent için sıradan bir gıda ürünü değil. Tarımın, hayvancılığın, kırsal yaşamın ve yerel kültürün bir araya geldiği önemli bir değer.

Üstelik bu zenginliği ortaya koyan çalışmalar da var. “50 Peynirli Şehir Balıkesir” kitapları, bu coğrafyada üretilen peynirleri, onların özelliklerini ve üretim kültürünü kayıt altına aldı. Balıkesir’in peynir haritasını ortaya koyan bu çalışmalar, kentin elindeki potansiyelin ne kadar büyük olduğunu gösterdi.

Peki, kitaplarda anlatılan bu zenginlik ne kadar geniş kitlelere ulaştı? Kaç kişi Balıkesir’in onlarca peynir çeşidine sahip olduğunu biliyor? Kaç kişi Manyas’ın, İvrindi’nin, Burhaniye’nin peynirlerini isimleriyle tanıyor? Bu ürünler ulusal pazarda ne kadar yer buluyor, uluslararası ölçekte ne kadar biliniyor?

İşte eksik kalan taraf burada.

Bir şehrin zenginliğini bilmek başka, o zenginliği başkalarına anlatmak ve ekonomik değere dönüştürmek başka. Balıkesir’in peynirleri kitaplarda kalmamalı. Raflarda, pazarlarda, fuarlarda, festivallerde, restoranlarda ve turizm rotalarında daha görünür hale gelmeli.

Balıkesir’in peynirini Balıkesir’in dışına taşımak, bu şehrin önündeki önemli hedeflerden biri olmalı.

***

Eski Peynir Pazarı neden yeniden düşünülmesin?

Balıkesir’in geçmişinde bunun güzel bir örneği vardı: Peynir Pazarı.

Şehrin merkezinde üreticinin, köylünün kendi ürününü doğrudan tüketiciye ulaştırdığı bir pazardı. Aracılar olmadan, üreticiyle tüketicinin yüz yüze geldiği, alışverişin ötesinde bir kent alışkanlığı oluşturan bir yerdi. Sonraki yıllarda yıkıldı, Peynir Pazarı geleneği de zamanla ortadan kalktı.

Oysa bugün üreticinin ürününü doğrudan satabildiği, tüketicinin güvenilir ve yöresel ürüne kolayca ulaşabildiği alanlara her zamankinden fazla ihtiyaç var.


Balıkesir’de yeniden bir Peynir Pazarı neden olmasın? Bu pazar, eski alışkanlığı bugünün ihtiyaçlarıyla buluşturan bir anlayışla yeniden kurulabilir. Balıkesir’in farklı ilçelerinden gelen üreticiler, kendi peynirlerini ve süt ürünlerini doğrudan tüketiciye sunabilir. Kelle peynirinden sepet peynirine, tulum peynirinden keçi peynirine kadar onlarca çeşit aynı çatı altında buluşabilir. Yoğurt, tereyağı, kaymak ve diğer süt ürünleri de bu yapının bir parçası olabilir.

Böylece hem üretici kazanır hem tüketici yöresel ürünlere ulaşır hem de Balıkesir’in peynir kültürü günlük hayatın içinde yeniden görünür hale gelir.

Üstelik bu pazar, şehre gelen ziyaretçiler için de bir çekim merkezine dönüşebilir. Balıkesir’e yolu düşenlerin gezdiği, tattığı, alışveriş yaptığı, kentin lezzetlerini tanıdığı bir adres neden oluşturulmasın?

Balıkesir’in peynirini anlatmak için önce onu görünür kılmak gerekiyor.


***

Peynir müzesi bir vitrin değil, hafıza olmalı

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın Susurluk’ta düzenlenen damızlık koç dağıtım töreninde peynir müzesi kurulacağını açıklamasını bu açıdan önemsiyoruz.

Akın’ın Balıkesir’de ilk kez bir peynir müzesinin hayata geçirileceğini ve peynir festivali düzenleneceğini duyurması, yıllardır dile getirdiğimiz beklentiler bakımından önemli bir gelişme.

Bu açıklamayı destekliyoruz. Çünkü Balıkesir’in peynir zenginliğinin kayıt altına alınmasına, korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına ihtiyaç var.

Ancak müzenin yalnızca peynirlerin sergilendiği bir mekân olarak düşünülmemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu müze, Balıkesir’in ilçelerindeki üretim kültürünü anlatmalı. Peynirlerin hangi sütle, hangi yöntemlerle üretildiğini, geçmişten bugüne nasıl bir değişim yaşandığını ortaya koymalı. Ustaların, üreticilerin, köylülerin hikâyelerine yer vermeli. Kaybolmaya yüz tutan gelenekleri kayıt altına almalı.


Bir peynir müzesi, Balıkesir’in üretim hafızası olmalı.

Burada sergilenen peynirlerin nerede üretildiği, hangi özellikleri taşıdığı ve nasıl tüketildiği ziyaretçilere anlatılmalı. Mümkünse tadım alanlarıyla, üretim gösterileriyle, eğitim çalışmalarıyla yaşayan bir merkez oluşturulmalı.

Müze, ziyaretçinin gezip çıktığı bir yer olmanın ötesine geçmeli. Balıkesir’in peynirini merak ettirmeli, tattırmalı ve satın almaya yönlendirmeli.

Ahmet Akın’ın yöresel ürünlerin satışına yönelik alanlardan da söz etmesi bu nedenle ayrıca değerli. Müze, satış noktaları ve üretici pazarları birbirini tamamlayan bir anlayışla planlanırsa, ortaya yalnızca bir tanıtım projesi değil, üreticiye doğrudan katkı sağlayan bir yapı çıkar.

***

Her şeyin bir araya geldiği festival yerine peynirin kendi festivali

Gelelim bir diğer önemli başlığa: Peynir festivali.

Balıkesir’de gastronomi etkinlikleri düzenlenmesi elbette değerli. Ancak kentimizin asıl ihtiyacı, sahip olduğu ürünleri tek tek öne çıkaran, her birinin kimliğini güçlendiren organizasyonlar.

Her türlü yiyeceğin, içeceğin, el sanatının ve farklı bölgelerden ürünlerin bir araya geldiği genel gastronomi etkinlikleri yapılabilir. Bunların da elbette bir karşılığı var. Ancak Balıkesir’in peynir gibi güçlü bir değeri varken, bu ürünü başka ürünlerin arasında kaybolmayacak biçimde öne çıkarmak gerekiyor.

Balıkesir Peynir Festivali, doğrudan peynire odaklanmalı.

Balıkesir’in ilçelerinde üretilen peynirler aynı alanda buluşmalı. Üreticiler ürünlerini tanıtmalı, tüketiciler tatmalı, uzmanlar peynir kültürünü anlatmalı. Peynirin üretiminden saklanmasına, gastronomide kullanımından pazarlanmasına kadar farklı başlıklar ele alınmalı.

Türkiye’nin farklı bölgelerinden peynir üreticileri de davet edilebilir. Böylece Balıkesir, kendi ürünlerini tanıtmanın yanı sıra Türkiye’nin peynir kültürünün buluşma noktalarından biri haline gelebilir. Ancak festivalin merkezinde Balıkesir’in peynirleri bulunmalı; kentin kendine özgü çeşitliliği etkinliğin ana kimliğini oluşturmalı.

Fuar ayağı da ihmal edilmemeli. Üreticiler, alıcılar, restoranlar, oteller, market zincirleri ve gıda sektörü temsilcileri buluşturulmalı. Balıkesir peynirlerinin yeni pazarlara ulaşması, ticari bağlantılar kurulması ve markalaşma sürecinin hızlanması sağlanmalı.

Çünkü festivalin başarısı, kaç kişinin konser izlediğiyle ya da alanda kaç standın bulunduğuyla ölçülmemeli. Balıkesir peynirinin kaç yeni tüketiciye ulaştığı, kaç üreticinin satışını artırdığı ve kentin adıyla ne kadar güçlü biçimde özdeşleştiği de başarı ölçütü olmalı.

***

Balıkesir peynirini dünyaya duyurmalı

Balıkesir’in tarım ve hayvancılık gücü, yalnızca üretim miktarlarıyla değerlendirilemez. Ürünün ne kadar tanındığı, hangi fiyatla satıldığı ve üreticisine ne kadar kazandırdığı da en az üretim kadar önemli.

Üreticinin emeğinin karşılığını alması için ürünün değer kazanması gerekiyor. Bunun yolu da tanıtımdan, markalaşmadan, kalite standartlarından ve pazara doğrudan erişimden geçiyor.

Elbette bunun için belediyenin tek başına çalışması yetmez. Üreticiler, kooperatifler, meslek kuruluşları, üniversiteler, turizm sektörü ve ilgili kamu kurumları ortak bir hedef etrafında buluşmalı. Peynir çeşitlerinin envanteri güncellenmeli, ürünlerin niteliği korunmalı, yöresel kimlikleri güçlendirilmeli ve sürdürülebilir bir tanıtım stratejisi oluşturulmalı.

Bu çalışmaların bir günlük etkinlikle sınırlı kalmaması da şart. Festival yılda bir kez düzenlense bile Balıkesir’in peynir tanıtımı yıl boyunca sürmeli. Dijital platformlarda, turizm tanıtımlarında, gastronomi rotalarında ve satış kanallarında aynı hedefe hizmet eden bir anlayış benimsenmeli.

***

Şimdi söz değil, uygulama zamanı

Ahmet Akın’ın peynir müzesi ve peynir festivali hedefini önemsiyor, destekliyoruz. Yıllardır dile getirdiğimiz bu çağrının artık somut adımlarla karşılık bulmasını arzu ediyoruz.

Balıkesir’in peynir zenginliği, bir belediye başkanının konuşmasında dile getirilen güzel bir cümle olarak kalmamalı. Müzenin nerede kurulacağı, nasıl bir içeriğe sahip olacağı, üreticilerin bu çalışmaya nasıl katılacağı ve festivalin hangi hedeflerle düzenleneceği netleşmeli.

Peynir Pazarı fikri de bu bütünün bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Müzesiyle, pazarıyla, festivaliyle, fuarıyla ve güçlü bir tanıtım stratejisiyle Balıkesir, kendi peynir kültürünü ekonomik ve turistik bir değere dönüştürebilir.

Biz yıllardır bunu söylüyoruz. Çünkü Balıkesir’in elinde böyle bir değer var. Yeni bir değer yaratmaya çalışmıyoruz; var olan değerin hakkını vermesini istiyoruz.

Peynir Balıkesir’in. Lezzeti bu toprağın, emeği bu üreticinin. Peki, neden adı bütün Türkiye’de Balıkesir’le birlikte anılmasın?

Balıkesir’in peynirini tanıtmak, bir ürünü tanıtmaktan çok daha fazlasıdır. Üreticiyi desteklemek, kırsalı güçlendirmek, yerel kültürü korumak ve kentin geleceğine yatırım yapmaktır.

Şimdi bu zenginliği hak ettiği yere taşıma zamanı.

Balıkesir peynirin başkenti olacaksa, bunun yolu önce kendi değerine sahip çıkmaktan geçiyor.