Av. Namık HAVUTÇA / 26. Dönem Balıkesir Milletvekili
Kuraklık ve zirai donun ardından artan mazot, gübre ve işçilik maliyetleri Balıkesirli çiftçiyi çıkmaza sürükledi. Gönen ve Bandırma’da çeltik üreticisinin yaşadığı krizin zeytine sıçramaması için acil destek ve gerçekçi taban fiyat çağrısı yapıldı.
Türkiye tarımı, iklim krizinin ağır faturası ile giderek derinleşen ekonomik maliyetler arasında tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşıyor.
2025 yılında ülke genelinde etkili olan şiddetli kuraklık ve zirai don olayları, stratejik birçok üründe rekoltenin yüzde 50 ila 70 oranında düşmesine yol açtı. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Gönen ve Misakça ovalarındaki çeltik üretiminde yaşandı. Üreticiler yüzde 50 ila 80 arasında ürün kaybı yaşadı. Umutlarını yeni yıla erteleyen çiftçiler, yaşanan zararın yaralarını sarmak bir yana, artan girdi maliyetleri, mazot ve gübre fiyatlarındaki yükseliş ile yetersiz taban fiyat uygulaması nedeniyle bugün üretimi sürdürmekte zorlanıyor.
İklim krizinin ardından maliyet kıskacı
Doğanın vurduğu darbenin ardından, 2026 yılıyla birlikte yeniden tarlaya ve bahçeye giren üretici bu kez ekonomik gerçeklerin ağır yüküyle karşı karşıya kaldı. Yılbaşından bu yana mazot fiyatlarındaki yüzde 67'lik, gübre fiyatlarındaki yüzde 45'lik artış; yükselen işçilik ve sulama maliyetleriyle birleşince çiftçinin belini büktü.
Üstelik rekoltenin yüksek seyrettiği ürünlerde dahi döviz kurunun düşük kalması, ihracat rekabetini zayıflatıyor. Daralan ihracat kanalları ve iç piyasadaki talep yetersizliği, üreticiyi ürününü maliyetine, hatta çoğu zaman zararına satmak zorunda bırakıyor.
Gönen ve Bandırma'da çeltik üreticisi çıkmazda
Bu tablonun en somut ve yakıcı yansımaları bugün Güney Marmara'da, Balıkesir'in verimli topraklarında, Bandırma ve Gönen ovalarında yaşanıyor.
Türkiye'nin çeltik ambarı olarak bilinen Gönen ve Bandırma'da üreticiler, artan enerji, gübre ve mazot maliyetleri ile yetersiz buldukları alım fiyatları arasında sıkışmış durumda. Maliyetlerini dahi karşılayamayan çeltik üreticisinin yaşadığı kriz, münferit bir yerel sorun değil, tarımsal üretimin geleceğini tehdit eden daha büyük bir tablonun ilk halkasıdır.
Çeltikten sonra sıra zeytinde mi?
Aynı ekonomik baskının bir sonraki durağı ise yaklaşan zeytin hasadı. Zeytin ve zeytinyağı sezonu öncesinde üreticiler, çeltik üreticileriyle benzer bir tabloyla karşı karşıya kalma riski taşıyor.
Artan toplama işçiliği, nakliye ve bakım maliyetleri dikkate alındığında, zeytin üreticisinin ağaçtaki ürününü toplamakta veya topladığı ürünü gerçek değerinde satmakta zorlanması ciddi bir tehlike olarak öne çıkıyor. Üretici emeğinin karşılığını alamazsa, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği de tehlikeye girecek.
Üretim emaneti korunmazsa gıda güvenliği tehlikeye girer
Siyasette “sandık emaneti” ne kadar kıymetliyse, toprakta da “üretim emaneti” o kadar hayatidir. Üretici üretemez, ürettiğini pazarlayamaz hale gelirse bunun bedelini bütün toplum yüksek gıda enflasyonu ve gıda güvenliği kriziyle ödeyecektir.
Çiftçiyi bugün koruyamazsak, yarın soframızı korumamız mümkün olmayacaktır.
Üretici için acil eylem çağrısı
Bu gerçekler ışığında, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere hükümet yetkililerini, ziraat odalarını, Ziraat Mühendisleri Odasını ve çiftçilerin en büyük dayanışma örgütlerini derhal harekete geçmeye çağırıyoruz.
Balıkesir'den yükselen bu çığlık, Türkiye'nin ana gündem maddelerinden biri haline getirilmeli ve vakit kaybetmeden şu adımlar atılmalıdır:
Destekler güncellenmeli: 2026 yılı tarımsal destekleri, hızla yükselen güncel girdi maliyetleri dikkate alınarak artırılmalı ve ertelenmeden üreticilerin hesaplarına yatırılmalıdır.
Tarımsal destek bütçesi artırılmalı: Tarım Kanunu'nda millî gelirin yüzde 1'i olarak öngörülen, ancak yıllardır tam anlamıyla uygulanmayan tarımsal destekleme bütçesi acilen yüzde 2 seviyesine çıkarılmalıdır.
Destekler doğrudan üreticiye ulaşmalı: Destekleme sistemi bürokratik engellerden arındırılmalı; kaynakların şeffaf, denetlenebilir ve üretim odaklı bir anlayışla, toprağı fiilen işleyen çiftçiye ulaştırılması sağlanmalıdır.
Gerçekçi taban fiyat politikası uygulanmalı: Çeltikte yaşanan fiyat hayal kırıklığı zeytinde tekrarlanmamalıdır. Zeytin ve zeytinyağında maliyet analizleri doğru yapılmalı, üreticiyi koruyacak taban fiyatlar zamanında açıklanmalıdır.
Bu bir yardım değil, üretimi koruma mücadelesidir
Bu talepler bir yardım veya lütuf arayışı değildir. Bu mücadele; üretimin, çiftçinin geleceğinin ve ülkenin gıda güvenliğinin korunması mücadelesidir.
Toprağını bırakan çiftçiyi yeniden üretime döndürmek kolay değildir. Gün, laf üretme günü değil; üreticinin yanında durma ve toprağa sahip çıkma günüdür.