Bir dönem vardı; kalp deyince kahve ilk şüpheliydi. Sabah kahvesini eline alan, özellikle de kalp ritmiyle ilgili bir sorunu varsa, neredeyse vicdan azabı duyardı. “Kalbi hızlandırıyor”, “tansiyonu zıplatıyor”, “çarpıntıyı tetikliyor” denirdi. Birçok kardiyolog da yıllarca aynı şeyi söyledi: “Sabah kahvesini bırak.”
Ama işte bilim bazen alışkanlıkları ters yüz ediyor.



Son dönemde yayımlanan araştırmalar, kahveye bakış açısını ciddi biçimde değiştiriyor. Öyle ki, kahvenin kalp sağlığı açısından sandığımız kadar masum değil, hatta bazı durumlarda faydalı olabileceği konuşuluyor.
Avustralya’da yapılan ve kalp ritim bozukluğu olan yaklaşık 200 kişiyi kapsayan bir çalışmada ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Günde en az bir fincan kahve içenlerde, kahveyi tamamen bırakanlara kıyasla ritim bozukluğunun daha az görüldüğü tespit ediliyor. Yani yıllardır “çarpıntı yapar” diye uzak durulan kahve, bazı insanlarda tam tersine dengeleyici bir etki gösterebiliyor.



Bu durumun nedenlerinden biri olarak da kahvenin idrar söktürücü özelliği gösteriliyor. Vücutta fazla sıvının atılması, dolaylı olarak kan basıncını düşürebiliyor. Bu da kalbin yükünü hafifletebiliyor.
İş sadece kalple de sınırlı değil. Kahveyle ilgili olumlu liste uzayıp gidiyor. İltihaplanmayı azaltabildiği, spor öncesi enerji verdiği, bağırsaklardaki “iyi” bakterileri desteklediği, kilo vermeye yardımcı olabildiği ve yüksek tansiyon riskini düşürebileceği artık daha sık dile getiriliyor.
Tabii burada küçük ama önemli bir detay var: Nasıl kahve içtiğiniz.
Filtre kullanmak, taze çekilmiş kahve tercih etmek, hazır kahvelerden uzak durmak… Bunlar göz ardı edilmemesi gereken noktalar. Özellikle kolesterol meselesi söz konusuysa, filtre kahve fark yaratabiliyor.



Peki günde ne kadar?
Evde yapılan kahve için genelde üç ila beş fincan aralığı “makul” kabul ediliyor. Bu da yaklaşık 400 miligram kafeine denk geliyor. Ama herkesin kafeinle ilişkisi aynı değil. Uykunuz kaçıyorsa, çarpıntı hissediyorsanız ya da kendinizi huzursuz hissediyorsanız, bu miktar sizin için fazla olabilir.
Hamileler içinse tablo hâlâ net: Günlük kafein sınırı daha düşük ve aşılmaması öneriliyor.



Özetle; kahve artık eskisi gibi toptan “yasaklı” değil. Hatta doğru miktarda ve doğru şekilde tüketildiğinde, kalp için düşündüğümüzden daha dost olabilir. Yine de her vücut farklı. Kahve size iyi geliyorsa keyifle için, gelmiyorsa da kendinizi zorlamayın.
Bazen mesele kahve değil, ölçü.