7 Temmuz... Takvime bakıyorum; "Dünya Değişim Günü."
İnsan ister istemez gülümsüyor. Dünyaya haber verildi mi acaba?
Gördüğüm kadarıyla dünya sabah yine aynı yerden dönmeye başladı. Savaşlar devam ediyor. Ormanlar yanıyor. Denizler kirleniyor. İnsanlar birbirine tahammül etmekte zorlanıyor. Birileri servetine servet katarken milyonlarca insan hayatta kalma mücadelesi veriyor. Doğa, her geçen gün biraz daha eksiliyor.
Ama olsun... Bugün Dünya Değişim Günü.
Takvim öyle yazmış. Peki amaç ne? İnsanlığı değiştirmek mi?
Dünyayı yeniden tasarlamak mı? Yoksa aynanın karşısına geçip "Artık yeni bir insan olacağım." demek mi?
İnsanın kendisini değiştirmesi elbette kıymetli. Daha sağlıklı yaşamak... Daha çok yürümek... Daha az öfkelenmek... Yeni kitaplar okumak... Yeni insanlar tanımak... Eski kırgınlıkları geride bırakmak...
***
Bunların hepsi güzel. İnsan isterse nefes alışını bile değiştirebilir. Yıllardır dinlediği müzikleri bırakıp bambaşka ezgilere kulak verebilir.
Hiç ilgilenmediği bir sanata yönelir, yeni hobiler edinir, başka şehirlerde yaşamayı hayal eder. Belki hayatını baştan aşağı yeniler.
Peki sonra?
Kapıyı açtığında aynı dünya seni bekliyorsa...
Trafik aynıysa... Adaletsizlik aynıysa... Kavgalar aynıysa... Aynı çıkar hesapları insanların kaderini belirlemeye devam ediyorsa...
Sen ne kadar değişmiş olabilirsin?
İnsan kendisini değiştirebilir. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ama insan, içinde yaşadığı düzeni değiştiremediği zaman değişimi ne kadar yaşayabilir?
Belki de asıl çıkmaz burada başlıyor. Gerçek şu ki, evren seninle birlikte değişmiyor.
Yıllardır aynı cümleleri kuran insanlar yine aynı cümleleri kuruyor.
Aynı öfkeler büyüyor.
Aynı hırslar hayatı yönetiyor.
Sen sakinleşiyorsun. Onlar bağırmaya devam ediyor.
Sen doğayı korumaya çalışıyorsun. Bir başkası binlerce ağacı gözünü kırpmadan yok ediyor.
Sen bir damla suyu israf etmemeye çalışıyorsun.
Birileri nehirleri kirletiyor. Sen çocuklara güzel bir gelecek hayal ediyorsun. Birileri geleceği çoktan satılık ilan etmiş oluyor.
O zaman insan ister istemez soruyor: Tek başına dünyayı değiştirmek mümkün mü?
Doğrusunu söylemek gerekirse... Hayır.
***
Tek başına dünyayı değiştirmek mümkün değil. Bu gezegenin rotasını belirleyen dev ekonomik çıkarlar var. Savaşlardan beslenen düzenler var. İnsanı tüketiciye indirgeyen sistemler var.
Doğayı yalnızca kâr hesabıyla gören anlayışlar var.
Ormanı kereste... Denizi atık gölü... Toprağı beton.. İnsanı ise rakam olarak gören bir düzen var.
Böylesine devasa bir çarkın karşısına tek başına dikilmek kolay değil.
Hatta çoğu zaman mümkün de değil.
***
Ama bu, hiçbir şey yapamayacağımız anlamına da gelmiyor.
Dünya, yalnızca büyük kötülüklerle kirlenmiyor. Küçük sessizliklerle de kirleniyor.
"Bana ne?" diyenlerle... "Benim elimden ne gelir?" diye kenara çekilenlerle...
Haksızlığı normalleştirenlerle...
Doğayı tüketirken vicdanını susturanlarla...
Belki de değişimin ilk adımı dünyayı değiştirmek değildir.
Dünyanın seni değiştirmesine izin vermemektir.
Çünkü bugün en büyük tehlike, kötü insanların varlığı değil; iyi insanların zamanla kötülüğü normal kabul etmeye başlamasıdır.
Asıl direnç burada başlıyor. Vicdanını koruyabilmekte... Merhametini kaybetmemekte... Çocuk gibi şaşırabilmekte...
Bir ağacı hâlâ ağaç olarak görebilmekte... Bir insanı yalnızca kimliğinden, makamından ya da hesabındaki paradan ibaret saymamakta...
Belki de Dünya Değişim Günü'nün gerçek anlamı budur.
Dünyayı tek başına değiştireceğini sanmak değil... Dünyanın seni kendine benzetmesine izin vermemek.
Dünya bazen insanı yorar. Bazen öfkelendirir. Bazen umutsuzluğa sürükler.
Tam da o noktada insanın kendi içindeki iyiliği koruyabilmesi, belki de en büyük devrimdir.
***
Yıllardır duyduğumuz o meşhur söz vardır ya...
"Değişmeyen tek şey değişimdir."
Acaba gerçekten öyle mi? Ben emin değilim. Çünkü değişmeyen başka şeyler de var.
İnsanın güç hırsı... Bitmeyen savaşlar... Doymayan açgözlülük... Daha fazlasını isteyen ihtiras...
Ve ne yazık ki bunlar, insanlığın en eski alışkanlıkları.
Belki bu yüzden dünya değişmekte bu kadar zorlanıyor.
Bugün Dünya Değişim Günü. Kutlayalım elbette.
Ama pastanın üzerindeki mumları üfler gibi dünyayı değiştirebileceğimizi sanmadan...
Kendinize şunu sorun:
Ben bugün değişirsem, yarın çocuklar için biraz daha yaşanabilir bir dünya bırakabilecek miyim?
Eğer bu soruya içtenlikle "Evet" diyebiliyorsak, işte o zaman Dünya Değişim Günü'nün gerçekten bir anlamı olabilir.
Yoksa takvim yaprakları değişir...
Dünya ise bildiğini okumaya devam eder.