ÜMMET ŞENGÜL


Turizm hattı tersine döndü… Bir dönem Midilli’den Ayvalık’a gelen Yunanlılar pazar alışverişinden inşaat malzemesine kadar ihtiyaçlarını Türkiye’den karşılıyordu. Şimdi ise Ayvalık’tan, Akçay’dan, İzmir’den binlerce Türk vatandaşı Midilli’ye gidiyor; restoranlarda, kafelerde, tavernalarda para harcıyor. Peki Balıkesir’in gemileri karşı kıyıya Türk turist taşırken, karşı kıyıdan Balıkesir’e kaç Yunan turist getiriyor?

Ayvalık ile Midilli arasında deniz ulaşımı yeni bir olay değil. Yıllardır bu iki kıyı arasında feribotlar gidip geliyor.

Ancak son yıllarda bu hattın anlamı değişti. Bir zamanlar Yunanistan’dan Türkiye’ye doğru bir alışveriş akını vardı.

Bugün ise Türkiye’den Yunan adalarına doğru bir turizm ve tüketim akışı var.


***

Yunanlılar Ayvalık Pazarı’na akın ediyordu!

Bugün unutulmuş olabilir ama daha düne kadar Midilli’den Ayvalık’a gelen Yunanlılar, özellikle semt pazarlarının önemli müşterileriydi.

Birkaç yıl önce basında yayımlanan haberlerde tablo çok açık biçimde anlatılıyordu.

Perşembe günleri Midilli’den Ayvalık’a gelen üç feribotun yaklaşık 2 bin Yunan vatandaşını taşıdığı, gelenlerin giyimden mutfak eşyasına, meyve-sebzeden bakliyata, undan şekere kadar pek çok ürünü Ayvalık’tan aldığı belirtiliyordu.

Üstelik mesele sadece pazar alışverişi de değildi.

Ayvalık esnafının anlattıklarına göre Midilli’den gelenler inşaat malzemesi ve seramik bile alıyordu.

Bir başka ifadeyle Yunan komşu, Ayvalık'a yalnızca gezmeye gelmiyordu. Alışveriş yapmaya geliyordu.

Dahası, dönemin Ayvalık Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı, Yunan ziyaretçilerin kişi başına yaklaşık 80-120 avro harcadığını söylüyordu.

Bugün bu rakamları hatırlamakta fayda var. Aynı denizin öte tarafına baktığımızda manzara büyük ölçüde değişmiş durumda.


***

Şimdi ibre tersine döndü

Bugün Ayvalık Gümrük Kapısı'ndan Midilli'ye doğru her gün yolcu hareketliliği var.

Özel deniz araçlarıyla yüzlerce Türk vatandaşı karşı kıyıya geçiyor.

Özellikle hafta sonları… Kimi günübirlik gidiyor. Kimi bir gece kalıyor. Kimi iki-üç gün…

Ve Midilli'deki harcamanın önemli bölümünü yeme-içme, kafe, restoran, taverna ve gastronomi oluşturuyor.

Bu durum artık yalnızca Ayvalık'ın gözlemi değil.

Yunanistan'ın kendi verileri ve açıklamaları da Türk turistlerin Doğu Ege ekonomisi açısından önemini ortaya koyuyor.

Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Şubat ayında yaptığı açıklamada, son bir yılda yüz binlerce Türk vatandaşının Yunan adalarını ziyaret ettiğini ve kapıda vize uygulamasının başarılı olduğunu söylemişti.

2025'te Yunanistan'ı ziyaret eden Türklerin sayısının yaklaşık 1,5 milyona ulaştığı da bildiriliyor.

Daha da dikkat çekici olanı şu: Yunanistan'da yayımlanan ekonomik değerlendirmelerde Türk turistlerin Doğu Ege adaları için başlıca turizm gelir kaynaklarından biri haline geldiği ifade ediliyor.

Yani artık yalnızca Türkler söylemiyor. Karşı kıyı da bunun farkında.


***

BADO'nun ortaya çıkması boşuna değil

Şimdi gelelim Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'ne

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz yıl BADO'yu devreye aldı.

Önce Ayvalık-Midilli hattı…

Ardından bu yıl Akçay-Midilli hattı…

Üstelik Akçay'ın 27 yıl sonra yeniden deniz hudut kapısı olarak hizmete açılmasıyla birlikte.

Büyükşehir Belediyesi'nin kendi açıklamasına göre Akçay-Midilli hattı 17 Temmuz 2026'da başladı.

Ve daha ilk günlerde ciddi bir talep ortaya çıktı. Büyükşehir Belediyesi, hattın ilk ayında doluluk oranının yüzde 95'e ulaştığını, tek yönde bir seferde 412 yolcu ile en yüksek sayıya ulaşıldığını açıkladı.

Demek ki talep var. Hem de ciddi bir talep…

Peki bu talep nereye doğru?

Elbette Midilli'ye doğru.


***

Peki karşı kıyıdan bize gelen kaç kişi?

BADO'nun Midilli'ye kaç yolcu taşıdığı açıklanıyor.

Doluluk oranları açıklanıyor. Rekor yolcu sayıları açıklanıyor. Turizm hareketliliğinden söz ediliyor.

Ama ben başka bir rakamı da merak ediyorum:

BADO'nun gemileri Midilli'den Ayvalık'a ve Akçay'a kaç Yunan vatandaşı getirdi?

Bu vatandaşların kaçı alışveriş yaptı? Kaçı Balıkesir'de konakladı?

Kaçı restoranlarda yemek yedi? Kaçı çarşıya çıktı? Kaçı pazara gitti?

Kaçı Türkiye'den mal ve hizmet satın aldı?

Balıkesir ekonomisine karşı kıyıdan gelen Yunan turistlerin bıraktığı toplam döviz ne kadar?

Bu rakamlar da açıklanmalı.

Çünkü deniz ulaşımı sadece “bizden karşıya kaç kişi götürdük?” hesabı değildir.

Turizm ekonomisi açısından esas başarı, iki yönlü hareket yaratabilmek.


***

Karşı kıyı Türk turistten memnun

Midilli'nin bundan neden memnun olduğunu anlamak da zor değil. Türk turist adaya gidiyor.

Restoranlara, tavernalara gidiyor; yiyor, içiyor, eğleniyor. Alışveriş yapıyor. Konaklıyor.

Kısacası para harcıyor.

Yunan adaları açısından bu ciddi bir ekonomik kaynak.

Nitekim Yunan basınında Türk turistlerin Doğu Ege adaları için giderek daha önemli bir gelir kaynağı haline geldiği vurgulanıyor.

2026'da Lesvos, Chios ve Samos gibi Doğu Ege adalarına Türk turist hareketliliğinin güçlü biçimde devam ettiği de Yunan medyasının haberleri arasında.

Yani karşı taraf boş durmuyor. Türk turistin parasının değerini biliyor.

Onu adada tutmaya çalışıyor.


***

Petra neden BADO'yu istiyor?

Adadaki turizm pastasından daha fazla pay almak isteyen Petra Belediyesi, BADO gemilerinin kendi limanına da yanaşmasını istediği yönündeki gelişmeler dikkat çekici.

İddiaya göre Petra Belediye Başkanı bu talebi doğrudan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın'a iletmek üzere görüşme talebinde bulundu.

Henüz Ahmet Akın ile Petra Belediye Başkanı arasında böyle bir görüşme gerçekleşmiş değil.

Ama talebin kendisi bile aslında çok şey anlatıyor.

Neden istiyorlar? Çünkü Türk turist geliyor. Çünkü Türk turist harcıyor. Çünkü Türk turist adanın ekonomisine katkı sağlıyor.

Çünkü bu hareketin geçici değil, kalıcı olmasını istiyorlar.

Kısacası karşı kıyı diyor ki:

“Türk turist daha fazla gelsin.”

Biz de gidiyoruz. Hem de binlerce…


***

Yunanistan bir taraftan kazanıyor, diğer taraftan Türkiye'ye mesaj veriyor

Burada işin başka bir boyutu daha var. Siyaset…

Türkiye ile Yunanistan arasında son yıllarda “sakin sular” söylemi zaman zaman öne çıksa da Atina'nın Türkiye'ye yönelik temel tezleri değişmiş değil.

Bunun en güncel örneklerinden biri yine Miçotakis'in son açıklamaları.

Miçotakis, Eylül 2026 başında Yunanistan'ın 12 deniz mili hakkını saklı tuttuğunu ve bunu “ne zaman ve nasıl uygun görürse” kullanabileceğini söyledi.

Aynı günlerde Türkiye'nin F-35 alımı konusunda da konuştu.

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 alımı nedeniyle F-35 konusunda hâlâ hukuki engeller bulunduğunu savundu.

Öte yandan Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma işbirliği de giderek derinleşiyor.

31 Ağustos'ta İsrail'in Yunanistan'a hava savunma sistemi kurmasını öngören 3 milyar avroluk bir anlaşma imzalandığı bildirildi.

Yani fotoğrafın bir tarafında:

Türk turist Midilli'ye gidiyor.

Yunan esnaf bundan memnun.

Restoranlar kazanıyor.

Kafeler kazanıyor.

Adanın turizm ekonomisi kazanıyor.

Diğer tarafında ise:

Atina, Türkiye'nin savunma politikaları, Ege, Doğu Akdeniz ve 12 mil konusunda kendi pozisyonunu koruyor.


***

Hem tehdit, hem Türk turistin parasını istemek!

Bunda şaşılacak bir şey yok. Devletler duygularla değil, çıkarlarla hareket eder.

Yunanistan da kendi ekonomik çıkarını koruyor.

Siyasetinde Türkiye'ye karşı kendi tezlerini savunuyor.

Turizminde ise Türk vatandaşının cebindeki parayı istiyor.

Bu bir çelişki değil.

Tam tersine devlet aklı açısından son derece anlaşılır bir durum.

Siyasi olarak rakip gördüğün ülkeden turist çekebilirsin.

Ekonomik olarak o ülkenin vatandaşının harcamasından yararlanabilirsin.

Yunanistan tam da bunu yapıyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

Türkiye'nin Ege kıyılarında otel fiyatları yüksek.

Restoran fiyatları yüksek.

Yeme-içme pahalı.

Tatilde bir ailenin birkaç gününü geçirmesi ciddi bir maliyete dönüşüyor.

Vatandaş da dönüp karşıya bakıyor.

Ve diyor ki:

“Midilli daha hesaplı.”

Sonra feribota biniyor.

Bir saat sonra karşı kıyıda…

Restoranda…

Tavernada…

Kafede…


***

Bu noktada vatandaşa kızmak kolay.

“Niye paranı Yunanistan'da harcıyorsun?” demek kolay.

Ama önce şu soruyu sormak lazım:

Biz neden aynı kaliteyi, aynı deneyimi, daha makul fiyatla sunamıyoruz?

Türk vatandaşının karşı kıyıya gitmesini yasaklayamazsınız.

Ama onu burada tutabilirsiniz.

Bunun yolu da yüksek fiyatla değil; kaliteli hizmet, makul fiyat, güvenilir işletme ve rekabetçi turizm politikası.


***

Büyükşehir'in de şapkayı önüne koyması gerekiyor

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin deniz ulaşımı hamlesini küçümsemiyorum.

Tam tersine… Ayvalık-Midilli hattının ardından Akçay-Midilli hattının açılması, Akçay'ın 27 yıl sonra yeniden uluslararası deniz ulaşımına açılması önemli bir iş.

Ancak kamu kaynaklarıyla veya belediye iştiraki üzerinden yürütülen bir deniz taşımacılığında başarı yalnızca gemilerin dolmasıyla ölçülmemeli.

Gemiler dolu olabilir.

Peki nereye gidiyor?

Eğer gemiler her gün yüzlerce Türk vatandaşını Midilli'ye taşıyor, karşılığında aynı yoğunlukta Yunan vatandaşını Balıkesir kıyılarına getiremiyorsa, burada ekonomik dengenin bir tarafında ciddi bir eksiklik var demektir.

Büyükşehir Belediyesi şunu da söyleyebilmeli:

“Şu kadar Türk turist taşıdık.”

Tamam. Ama bunun yanında:

“Şu kadar Yunan turist getirdik.”

“Balıkesir ekonomisine şu kadar döviz girdisi sağladık.”

“Ayvalık ve Akçay esnafına şu kadar ekonomik hareketlilik kazandırdık.”

Bunu da söyleyebilmeli.


***

Karşı kıyının belediyesi turist istiyor, bizim belediyemiz ne yapıyor?

Petra'nın BADO gemilerini kendi limanına istemesi aslında bize de bir fikir vermeli.

Karşı taraf, Türk turistin ekonomik değerini görüyor.

Peki biz neden Yunan turistin ekonomik değerini aynı ölçüde göremiyoruz?

BADO neden aynı zamanda “Midilli'den Balıkesir'e turist getiren gemi” olmasın?

Neden Midilli'deki belediyelerle ortak turizm kampanyaları yapılmasın?

Neden Yunan turist için Ayvalık pazarı yeniden cazip hale getirilmesin?

Neden Balıkesir'in gastronomisi, zeytinyağı, peyniri, zeytini, höşmerimi, tatlıları, tarımsal ürünleri karşı kıyıda tanıtılmasın?

Neden Midilli'de yaşayan insanlara:

“Alışveriş için yeniden Ayvalık'a gelin” denmesin?

Turizm karşılıklı olmalı.

Komşuluk karşılıklı olmalı.

Ticaret karşılıklı olmalı.

İnsanların birbirini ziyaret etmesi, yemeklerini tatması, kültürlerini tanıması güzel bir şey.

Ama ekonomik denge tek taraflı hale geliyorsa, bunu da görmezden gelemeyiz.


***

Şimdi bizim de hesabımızı yapma zamanımız

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi kaç Türk'ü Midilli'ye götürdüğünü değil, kaç Yunan'ı Balıkesir'e getirdiğini de hesaplamalı.

Sadece doluluk oranıyla övünmemeliyiz. Döviz dengesine bakmalıyız.

Sadece “412 yolcu taşıdık” demek yetmez.

412 kişinin nereye para bıraktığını da konuşmalıyız.

Karşı kıyıyı besleyen tek taraflı turizmi konuşurken, bizimkilerin “Biz de Yunan turistin parasını Balıkesir'e getireceğiz” demesi gerekiyor.

İşte gerçek anlamda turizm başarısı böyle olur.

Yunan kazanırken biz seyirci kalmayalım.