Neredeyse sıfırdan kurulan bir takım için lige nasıl başladığınız önemlidir.

Hele ki uzun bir aranın ardından yeniden sahaya çıkıyorsanız, taraftarın beklentisi de heyecanı da doğal olarak yüksek olur. Balıkesirspor için Aliağa'da oynanan karşılaşma da tam anlamıyla böyle bir başlangıçtı.

Her ne kadar kâğıt üzerinde iç saha karşılaşması olarak görünse de sonuçta deplasman şartlarında oynanan bir maçtı. Son güne kadar devam eden transferleri, yeni gelen oyuncuları ve teknik ekibin oluşturduğu kadroyu takip eden taraftarlar, yeni Balıkesirspor'u sahada görmenin sabırsızlığını yaşıyordu.


Beklenti yüksekti.

Polat Çetin hocanın Aliağa'da sahaya sürdüğü ilk on birde, daha önce Balıkesirspor forması giymiş üç oyuncunun dışındaki isimleri ilk kez Balıkesirspor formasıyla, hem de çıplak gözle izleme fırsatı bulduk. Kim nerede oynayacak, hangi oyuncu hangi görevi üstlenecek, takım sahada nasıl bir görüntü verecek sorularının cevaplarını maç başladığında aramaya başladık.

Aslında sadece futbolcular değil, bizler de yeni takıma alışmaya çalışıyorduk. Onlar birbirlerini tanımaya, birbirlerinin oyun karakterlerini anlamaya çalışırken biz de yeni Balıkesirspor'u tanımaya çalışıyorduk.

Karşılaşmanın ilk bölümü bu nedenle biraz tutuk geçti. Ev sahibi atmosferini tam anlamıyla yakalayamadığımız maçta iki takım birbirini yoklayarak başladı. Ancak dakikalar ilerledikçe oyunun kontrolünü Balıkesirspor'un eline aldığını gördük. Özellikle hücum oyuncularının hareketliliği ve ceza sahasına yaptıkları koşular rakip Bucaspor savunmasının dengesini bozdu. Kanatların etkili kullanılması, tecrübeli ayakların hücum organizasyonlarını yönlendirmesi Balıkesirspor'u rakibi karşısında bir adım öne çıkardı.


İyi futbolun eksik olan tek tarafı goldü. O gol de geldiğinde hem takımın hem de tribünün havası bir anda değişti. Maçın başlarında gereksiz yere rakip taraftarlarla diyaloğa giren Balıkesirspor taraftarları, sonrasında asıl görevlerini hatırlayıp takımlarına destek vermeye başlayınca sahadaki futbolcuların da tribünün de enerjisi yükseldi. Gol sadece skoru değiştirmedi. Takıma güven, taraftara da umut verdi.

Balıkesirspor golün ardından daha cesur oynadı. Savunma arkasına atılan toplarda kademe hataları yapan rakibin bu zaafını iyi değerlendiren Balkes, bulduğu pozisyonların bir bölümünü gole çeviremedi. Hatta attığından fazlasını kaçırdığını söylemek yanlış olmaz. İlk maç için ortaya konulan futbol, skorun da ötesinde bazı oyuncular hakkında fikir sahibi olmamızı sağladı.

Sol bek Ferit Özler, özellikle sol koridoru etkili kullanmasıyla dikkat çekti. Orta sahada Muhammed Raşit Şahingöz, ilk topları oyuna sokması, dikine futbolu tercih etmesi ve oyunu ileriye taşımasıyla öne çıkan isimlerden oldu. Santrafor Emre Gemici ise penaltıdan attığı golün yanı sıra ceza sahası içinde ve dışında sürekli hareketli olmasıyla dikkat çekti. Evet, Emre yakaladığı bazı fırsatlarda cömert davrandı. Ancak bir santrafor için en önemli özelliklerden biri pozisyonun içinde olmaktır. O da bunu fazlasıyla yaptı. Bir başka önemli ayrıntı ise geçtiğimiz sezon sık sık eleştiri konusu olan yan pas, geri pas ve durağan oyun hastalığından kurtulmuş bir Balıkesirspor görüntüsü vermemizdi.


İlk maçın bize verdiği izlenim şu:

Bu sezon daha fazla organize atak yapan, kanatları kullanan, ceza sahası içerisine daha fazla oyuncuyla giren, gerektiğinde ceza sahası dışından şut deneyen bir Balıkesirspor izleyebiliriz. Elbette ilk maçtan şampiyonluk hesabı yapmak ya da takımı göklere çıkarmak doğru değil. Çünkü ilk maçlar, özellikle de kadrosunu büyük ölçüde değiştiren ve yeniden yapılanmaya giden takımlar için her zaman zordur. Henüz tam anlamıyla hazır olmayan bir takım izlediğimizi düşünüyorum. Ancak birlikte oynama alışkanlığı arttıkça daha kompakt, daha organize ve birbirini daha iyi tanıyan bir Balıkesirspor ortaya çıkacağının sinyallerini Aliağa'da aldık.

Bir parantez de hocamıza açmak gerekiyor. Polat Çetin, aynı sahada mücadele eden futbolcuları gibi maçı saha kenarında yaşayan bir görüntü verdi. Oyuncularına müdahaleleri, kenardan verdiği tepkiler ve maçın içerisinde olması dikkat çekiciydi.

Henüz yolun çok başındayız. Bu takımın zamana ihtiyacı var. Ama futbolda bazen geleceğe dair umutlanmak için çok fazla şeye gerek yoktur. Biraz inanç, biraz mücadele, biraz da hırs yeter. Aliağa'da Balıkesirspor sahada bunları gösterdi mi? Evet, gösterdi.

Galibiyet elbette güzel. Ama yeni kurulan bir takım için galibiyetten daha değerlisi, sahaya yansıyan futbolun gelecek adına umut vermesidir. Şimdi sıra, ilk maçta alınan üç puanı anlamlı hale getirmekte. Çünkü taraftar artık yeni Balıkesirspor'u merak ediyor. Ve görünen o ki biz de futbolcular gibi bu yeni takıma alışacağız.

İlk maçtan çıkan sonuç ise net: Daha iyisi için umut var.