OSMAN KANTARLIOĞLU
Temiz şehir hepimizin ortak isteği, ortak vicdanı, ortak yaşam kültürü ve ortak sorumluluğu.
Hepimizin kendine göre bir temizlik anlayışı var. Kimine göre tertemiz olan bir yer, başkasına göre kirli olabilir. Temizlik algımız, yaşam biçimimiz, alışkanlıklarımız birbirinden farklı. Ancak ortak bir gerçek var ki; yaşadığımız şehir, hepimizin ortak evidir.
Hayatımız yalnızca iki artı bir ya da üç artı bir dairelerin doksan, yüz metrekarelik yaşam alanından ibaret değil. Elbette evimizin temizliğinden biz sorumluyuz. Orası bizim yuvamız, nefes aldığımız, çocuklarımızı büyüttüğümüz, huzur bulduğumuz yer. Ama kapımızı açıp sokağa çıktığımız anda da sorumluluğumuz bitmiyor. Yaşadığımız mahallenin, sokağın, caddenin, parkın, meydanın temizliğinden de en az kendi evimiz kadar sorumlu olmalıyız.
Avrupa şehirlerine gittiğimizde ilk dikkatimizi çeken şeylerden biri temizlik oluyor. Sokakların düzenine, kaldırımların pırıl pırıl oluşuna, insanların yaşadıkları çevreye gösterdiği özene hayran kalıyoruz. Döndüğümüzde de dost sohbetlerinde saatlerce bunları anlatıyoruz. "Adamlar ne kadar temiz yaşıyor" diyoruz.
Sonra ne yapıyoruz?
Balkonda içtiğimiz sigaranın izmaritini iki parmağımızın arasına sıkıştırıp aşağıya bırakıyoruz. Arabanın camını açıp pet şişeyi ya da sigara izmaritini yola fırlatıyoruz. Elimizdeki çöpü en yakın çöp kutusuna kadar taşımaya üşeniyoruz. Nasıl olsa birileri gelip temizleyecek diye düşünüyoruz.
Temizlemezse... Ya da biraz gecikirse... Bu kez en yüksek sesle şikâyet eden yine biz oluyoruz.
Elbette vatandaşın eleştirisinde haklı olduğu noktalar var. Çünkü Balıkesir'de temizlik hizmetleri bugün olması gereken seviyede değil.
Vatandaş ne istiyor? Boşaltılmış konteynerler... Yıkanmış çöp kutuları... Temiz kaldırımlar... Süpürülmüş sokaklar...
Tek bir çöp parçasının bile göze çarpmadığı yaşam alanları...
Bunlar lüks talepler değil. Her belediyenin yerine getirmesi gereken temel hizmetler.
Üstelik belediyelerin imkânı da var. Araç var... Personel var... Ekipman var...
Kimisi hizmeti kendi bünyesinde yürütüyor, kimisi ihaleyle şirketlere yaptırıyor. Sonuçta çöpler toplanıyor, sokaklar süpürülüyor, çöp kovaları boşaltılıyor.
Ama gelin görün ki bu hizmet çoğu zaman gecikiyor. Yarım kalıyor. Üstünkörü yapılıyor.
Konteynerin üzerinde duran iki üç çöp torbası alınıyor, yanına taşmış çöpler olduğu gibi bırakılıyor. Sokak süpürülüyor ama köşelerdeki birikintilere dokunulmuyor. İş yapılmış görünüyor ama temizlik hissi oluşmuyor.
Elbette görevini büyük bir özveriyle yapan, sabahın ilk ışıklarından akşam saatlerine kadar alın teri döken temizlik emekçilerini ayrı tutuyorum. Onların emeğine kimsenin söyleyecek sözü olamaz.
Ancak inkâr edilemeyecek bir gerçek de var. Bazı çalışanlar işini severek yapmıyor. Sadece mesai dolduruyor.
Bizim buraların deyimiyle "yalapşap" çalışıyor.
Bunun bedelini ise bütün şehir ödüyor.
***
Karesi ve Altıeylül Belediyeleri'nin özellikle kent merkezindeki temizlik hizmetleri konusunda vatandaşın beklentisinin gerisinde kaldığını görmek üzücü.
Bunu masa başında söylemiyorum.
Dün sabah saat dokuz sularında yürüyerek İstasyon tarafından Milli Kuvvetler Caddesi'ne geçtim. Pazar sabahı... Şehir yeni uyanıyor. Balıkesir'in en prestijli caddesindeyim. Her dönem belediye başkanlarının dokunduğu, yenilediği, farklı bir kimlik kazandırmaya çalıştığı cadde...
Karşıma çıkan manzara hiç de prestij caddesine yakışmıyordu. Yerlerde uçuşan poşetler... Sigara izmaritleri... Pet şişeler... Kâğıt parçaları... Çeşitli atıklar...
Cadde boyunca belirli aralıklarla konulan küçük çöp konteynerlerinin çoğu henüz boşaltılmamıştı.
Yürürken yalnızca bir temizlik görevlisi gördüm.
Tek kişi... Bir elinde süpürge... Diğer elinde kürek...
Koca Milli Kuvvetler Caddesi'ni tek başına temizlemeye çalışıyor.
Bu mümkün mü? Elbette değil.
Bir personelin omuzlarına böylesine büyük bir alanın yükünü bırakmak ne adildir ne de gerçekçidir.
Üstelik gördüğüm kadarıyla gözüne ilişenleri süpürüyor, küreğe alıyor, yoluna devam ediyor. Tam anlamıyla detaylı bir temizlik yapılması zaten o şartlarda mümkün görünmüyor.
Balıkesir'in vitrini sayılan caddede tablo buysa, arka sokaklarda, mahallelerde durumun nasıl olduğunu tahmin etmek zor değil.
***
Şehirde dikkatimi çeken başka bir görüntü daha var. Parke taşlı sokakların arasına sıkışıp kalmış binlerce sigara izmariti...
Süpürge geçiyor. Ama taşların arasındaki izmaritler yerinde kalıyor. Onları temizlemek için farklı ekipman gerekiyor.
Belki vakumlu sistemler... Belki özel aparatlar... Ama bir çözüm gerekiyor.
Öte yandan burada sorumluluk sadece belediyeye ait değil.
Sigara içen vatandaşın da kendine şu soruyu sorması gerekiyor:
Bu izmariti yere atmak yerine otuz metre ilerideki çöp kutusuna atsam ne kaybederim?
Şehirde izmarit söndürme aparatları bulunan çöp kovaları var. Orada söndürüp çöpe atmak bu kadar mı zor?
Ne yazık ki bizde alışkanlık hâline gelmiş. İçiliyor... Yere atılıyor...
Sonra da kirli şehirden şikâyet ediliyor.
İşte tam bu noktada hepimizin aynaya bakması gerekiyor.
Belediyeler görevini eksiksiz yapmak zorunda.
Vatandaş da yaşadığı şehre sahip çıkmak zorunda.
Biri eksik olduğunda sonuç değişmiyor.
Şehir kirleniyor.
***
Pek çok vatandaşın ortak görüşü şu:
"Önceki dönemde temizlik hizmetleri daha özenliydi."
Bu değerlendirme doğru ya da yanlış olabilir. Ama önemli olan şu sorudur:
Yönetimler değişince temizlik hizmetlerinin standardı da mı değişmeli?
Belediyecilikte siyasi görüş değişebilir. Başkan değişebilir. Kadrolar değişebilir.
Ama hizmet kalitesi değişmemelidir.
Temizlik, belediyeciliğin en temel göstergelerinden biridir.
Vatandaş sabah evinden çıktığında temiz bir cadde görmek ister. Boşaltılmış konteyner görmek ister. Kötü koku duymak istemez. Çöp yığınlarının arasından yürümek istemez.
Balıkesir bunu hak etmiyor.
Daha temiz sokakları...
Daha hijyenik yaşam alanlarını... Daha kaliteli bir belediyecilik anlayışını hak ediyor.
Şehri yönetenlere çağrımız nettir: Temizleyin yeter!
Balıkesirlilere çağrımız da aynı netliktedir:
Temiz tutun yeter!
Çünkü temiz şehir yalnızca belediyelerin başarısıyla oluşmaz.
Temiz şehir, yönetenlerin sorumluluğu ile yaşayanların vicdanının aynı noktada buluştuğu yerde ortaya çıkar.