Dev üreticilere yönelik operasyonlar gündemde ama vatandaşın asıl sorusu hâlâ aynı: Tavuk eti neden bu kadar pahalı ve zincirin hangi halkası fiyatları şişiriyor?
Türkiye son yılların en ağır gıda enflasyonlarından birini yaşıyor. Vatandaşın sofrasında her geçen gün biraz daha küçülen porsiyonlar, market arabalarında eksilen ürünler ve ay sonunu getirme mücadelesi artık günlük hayatın sıradan bir parçası haline geldi.
Bu tablonun en dikkat çekici örneklerinden biri ise beyaz et sektörü.
Dar gelirli vatandaşın en ulaşılabilir protein kaynağı olarak görülen tavuk eti, bugün hızla kırmızı etin izinden gidiyor. Fiyatlar sürekli yükseliyor, tüketicinin alım gücü eriyor ve sofradaki seçenekler daralıyor.
Tam da böyle bir dönemde Türkiye'nin önde gelen beyaz et firmalarına yönelik operasyonlar, gözaltılar ve kayyum kararları gündeme geldi.
Peki gerçekten sorun sadece üreticiler mi?
OPERASYONUN GÖLGESİNDEKİ BÜYÜK SORU
Soruşturmanın temelinde rekabet kurallarının ihlal edildiği ve bazı firmaların fiyatları ortak hareket ederek belirlediği iddiaları bulunuyor.
Eğer bu iddialar doğruysa elbette devletin müdahale etmesi gerekir. Çünkü serbest piyasa, rekabetin varlığıyla anlam kazanır. Tüketicinin korunması da devletin temel görevlerinden biridir.
Ancak soruşturma sürerken kamuoyunun dikkatinden kaçmaması gereken başka bir gerçek daha var:
Türkiye'de sadece tavuk değil, neredeyse her ürün pahalanıyor.
Sebze pahalanıyor. Meyve pahalanıyor. Süt ürünleri pahalanıyor. Bakliyat pahalanıyor.
O halde yalnızca üreticiye odaklanmak, sorunun tamamını görmek için yeterli olabilir mi?
MALİYET GERÇEĞİ GÖZ ARDI EDİLEBİLİR Mİ?
Beyaz et üreticilerinin yıllardır dile getirdiği ortak bir şikâyet var:
Yem maliyetleri.
Tavuk üretiminde kullanılan mısır, soya ve çeşitli yem katkıları büyük ölçüde dövize bağlı.
Kur yükseldiğinde yem maliyeti yükseliyor.
Enerji zamlandığında üretim maliyeti artıyor.
Akaryakıt yükseldiğinde lojistik giderleri büyüyor.
İşçilik maliyetleri arttığında işletme giderleri yükseliyor.
Finansmana erişim zorlaştığında kredi yükü ağırlaşıyor.
Bu tabloyu görmeden sadece nihai fiyat üzerinden değerlendirme yapmak eksik bir analiz olur.
Elbette maliyet artışı, her fiyat yükselişini otomatik olarak haklı çıkarmaz. Ancak maliyet baskısını yok saymak da ekonomik gerçeklerle bağdaşmaz.
MARKET RAFLARINDA NELER OLUYOR?
Üretici ile tüketici arasında uzun bir tedarik zinciri bulunuyor.
Nakliyeci var. Depocu var. Aracı var. Toptancı var. Perakendeci var.
Ve en sonunda market rafı var.
Vatandaş ise ürünle ilk kez burada karşılaşıyor.
Bugün birçok tüketici aynı ürüne birkaç gün arayla baktığında ciddi fiyat farkları görüyor.
İşte kamuoyundaki en büyük tartışma da burada ortaya çıkıyor.
Eğer üretici inceleniyorsa, marketlerin fiyatlama politikaları neden aynı ayrıntıyla incelenmiyor?
Bir ürünün üreticiden çıktığı fiyat ile rafa geldiği fiyat arasındaki fark ne kadar?
Bu farkın ne kadarı maliyet, ne kadarı ticari kâr?
Asıl cevaplanması gereken sorular bunlar.
SUÇLU ARAMAK DEĞİL, SİSTEMİ ANLAMAK GEREKİYOR
Ekonomide bazen en kolay yöntem bir sorumlu bulmaktır.
Ancak sorun karmaşıksa, tek bir aktörü hedef göstermek çözüm üretmez.
Bugün beyaz et sektöründe gerçekten rekabet ihlali varsa, bunun ortaya çıkarılması gerekir.
Aynı zamanda şu sorular da sorulmalıdır:
Yem piyasasında neler oluyor?
Lojistik maliyetleri neden bu kadar yükseldi?
Aracılık sistemi nasıl işliyor?
Marketlerin kâr marjları ne durumda?
Fiyat artışlarının en yoğun yaşandığı halka hangisi?
Bu sorular cevaplanmadan yapılacak her değerlendirme eksik kalacaktır.
TAVUK ETİ ARTIK YOKSULUN ETİ OLMAYI BIRAKIYOR
Konunun en üzücü tarafı ise sosyal boyutu.
Türkiye'de milyonlarca aile kırmızı ete ulaşamadığı için yıllardır tavuk tüketimini artırdı.
Tavuk, ekonomik protein kaynağı olarak görüldü.
Ancak bugün tavuk eti de birçok aile için bütçeyi zorlayan bir ürün haline geliyor.
Bu durum yalnızca ekonomik bir mesele değildir.
Aynı zamanda bir halk sağlığı meselesidir.
Protein tüketiminin azalması, özellikle çocuklar ve gençler açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bir ülkenin vatandaşları temel gıda ürünlerine ulaşmakta zorlanıyorsa, orada sadece fiyat değil sosyal refah sorunu da vardır.
GERÇEK ÇÖZÜM ŞEFFAFLIKTAN GEÇİYOR
Beyaz et operasyonları elbette hukuk çerçevesinde yürütülmelidir.
Suç varsa ortaya çıkarılmalı, yoksa sektör üzerindeki şaibeler kaldırılmalıdır.
Ancak asıl ihtiyaç duyulan şey, tüm tedarik zincirinin şeffaf şekilde incelenmesidir.
Yemden üretime... Üretimden lojistiğe... Lojistikten market rafına kadar...
Vatandaşın ödediği her kuruşun hangi aşamada arttığı açıkça ortaya konulmalıdır.
"Tavuğu kim pahalılaştırıyor?"
Bu sorunun cevabı bulunmadan ne operasyonlar bitecek ne de market raflarındaki etiketler duracak.
Vatandaşın mutfağındaki yangını söndürmek ise her geçen gün daha da zorlaşıyor!