Bir zamanlar telefon dediğimiz şey sadece telefondu.

Arar, mesaj atar, belki bir iki fotoğraf çekerdik. Sonra işler değişti. Telefonlar büyüdü, inceldi, güçlendi. Cebimize sığan küçük cihazlar bir anda fotoğraf makinesine, oyun konsoluna, televizyona, bilgisayara dönüştü. Şimdi ise teknoloji dünyası yeni bir eşiğin önünde duruyor gibi görünüyor.

Apple'ın sonbaharda tanıtması beklenen katlanabilir iPhone modeli hakkında ortaya çıkan bilgiler tam da bunu düşündürdü bana.

Kitap gibi açılan bir telefon...

Aslında kulağa yeni gelmiyor. Katlanabilir telefonlar yıllardır piyasada. Ancak konu Apple olunca mesele biraz farklı ilerliyor. Çünkü Apple çoğu zaman bir teknolojiyi ilk kullanan değil, yaygınlaştıran marka olmayı tercih ediyor.

Bu kez dikkat çeken şey sadece telefonun katlanması değil. Cihaz kapalıyken bir telefon, açıldığında ise neredeyse küçük bir tablet gibi davranıyor. Eskiden yanımızda telefon ve tablet taşıyan insanlar vardı. Şimdi ikisini tek cihazda toplama fikri yeniden gündeme geliyor.

Fakat beni daha çok etkileyen başka bir detay oldu.

Apple'ın yıllar önce hayatımızdan çıkardığı Touch ID'nin geri döneceği söyleniyor.

Hatırlıyor musunuz?

Parmağımızı ana ekran tuşuna koyar ve telefonun açılmasını beklerdik. Sonra Face ID geldi. Telefon yüzümüzü tanımaya başladı. Bir süre sonra da parmak izi okuyucular eski teknoloji gibi görülmeye başlandı.

Şimdi ise teknoloji dünyasının en büyük şirketlerinden biri dönüp dolaşıp yeniden parmak izine sarılıyor.

Aslında bu durum teknoloji sektörünün ilginç bir gerçeğini gösteriyor. Bazen "eski" dediğimiz şey gerçekten eski olmuyor. Sadece bir süreliğine rafa kaldırılıyor.

Bugün otomobil sektöründe de benzerini görüyoruz. Fiziksel düğmeleri kaldırıp her şeyi dokunmatik ekranlara taşıyan markalar, kullanıcıların şikayetleri üzerine yeniden düğmelere dönmeye başladı. İnsan bazen en gelişmiş teknolojiden çok, en pratik çözümü istiyor.

Belki de Touch ID'nin geri dönüşü bunun bir örneği.

Teknoloji Artık Telefon Satmıyor, Deneyim Satıyor

Katlanabilir ekran, kırışıksız görüntü, 2 nanometrelik işlemci, yapay zeka destekleri, dev RAM kapasitesi...

Bunların hepsi etkileyici elbette.

Ancak günün sonunda kullanıcıların büyük bölümü telefonla ne yapıyor?

Mesajlaşıyor, sosyal medyada dolaşıyor, video izliyor, fotoğraf çekiyor.

Teknoloji şirketleri artık bize cihaz satmaktan çok bir yaşam tarzı satıyor. Her yeni modelde biraz daha hızlı, biraz daha ince, biraz daha büyük ekranlı bir dünya vaat ediliyor.

Biz de merak ediyoruz.

Çünkü insanın doğasında yeniliğe karşı koyamamak var.

Belki de bu yüzden yıllardır aynı soruyu soruyoruz:

"Daha ne kadar ileri gidebilirler?"

Sonra bir gün karşımıza kitap gibi açılan bir telefon çıkıyor ve anlıyoruz ki bu sorunun cevabı henüz verilmiş değil.

Kim bilir...

Belki birkaç yıl sonra cebimizden telefon değil, katlanıp açılan bir bilgisayar çıkaracağız. Belki de ekran diye bir şey kalmayacak.

Ama ne olursa olsun teknoloji dünyasında değişmeyen tek şey yine aynı olacak:

İnsanların yeni olana duyduğu bitmeyen merak.