Eskiden bir oyun mağazasına gider, beğendiğiniz oyunu satın alır ve yıllarca oynardınız. Bugün ise durum tamamen değişti. Neredeyse her hafta ücretsiz bir oyun kampanyası görüyoruz. Bir platform "haftanın ücretsiz oyunu" diyor, bir diğeri abonelik sistemine onlarca yeni yapım ekliyor. İlk bakışta oyuncular için harika bir gelişme gibi görünüyor.
Ama teknoloji dünyasında kimse milyarlarca dolarlık oyunları durduk yere dağıtmaz.
Peki şirketler bunu neden yapıyor?
Aslında ücretsiz verilen şey çoğu zaman oyun değil, alışkanlık.
Bugün oyun sektörü artık sadece satış yaparak para kazanmıyor. Şirketlerin en büyük hedefi, oyuncuyu mümkün olduğunca uzun süre kendi ekosistemlerinde tutabilmek. Çünkü bir oyuncu platforma alıştığında, arkadaş listesini orada oluşturduğunda ve oyun kütüphanesini büyüttüğünde, başka bir platforma geçme ihtimali giderek azalıyor.
Yani ücretsiz oyun, aslında yeni müşteri kazanmanın en etkili reklamlarından biri.
Bu durumu süpermarketlerdeki tadım stantlarına benzetebiliriz. Küçük bir ikram yapılır, siz mağazada biraz daha fazla vakit geçirirsiniz ve sonunda başka ürünler de satın alırsınız. Oyun sektöründe de mantık çok farklı değil.
Bir oyunu ücretsiz alıyorsunuz. Sonra devam oyununu satın alıyorsunuz. Oyun içi kostümler alıyorsunuz. Sezon bileti satın alıyorsunuz. Ek paketler geliyor. Ücretsiz başlayan yolculuk, zamanla düzenli harcamalara dönüşebiliyor.
Abonelik sistemlerinin yükselişi de bu stratejinin önemli bir parçası.
Eskiden şirketler tek bir satıştan gelir elde ediyordu. Şimdi ise aylık aboneliklerle düzenli gelir sağlamayı hedefliyorlar. Oyuncu her ay ödeme yaptığı sürece şirket için çok daha değerli hale geliyor.
Üstelik bu sistem oyuncunun psikolojisini de etkiliyor.
Kütüphanesinde yüzlerce oyun olan bir kişi, çoğu zaman onları oynamasa bile aboneliğini iptal etmek istemiyor. Çünkü "Belki bir gün oynarım." düşüncesi ağır basıyor. Aslında oynanmayan oyunlar bile kullanıcıyı platformda tutan görünmez bağlara dönüşüyor.
Bir başka dikkat çeken nokta ise rekabet.
Bugün oyun sektörü yalnızca oyun şirketleri arasında yaşanmıyor. Konsollar, bilgisayar platformları, bulut oyun servisleri ve abonelik sistemleri aynı kullanıcı için yarışıyor. Bu yüzden ücretsiz oyun kampanyaları, fiyat indirimlerinden daha etkili bir pazarlama aracı haline geldi.
Elbette bunun olumlu tarafları da var.
Eskiden yüksek fiyatlar nedeniyle ulaşamadığımız birçok kaliteli oyunu bugün ücretsiz deneyimleyebiliyoruz. Bağımsız yapımlar milyonlarca yeni oyuncuya ulaşabiliyor. Oyuncular farklı türlerle tanışma fırsatı buluyor.
Ancak madalyonun diğer yüzünü de görmek gerekiyor.
Şirketler artık yalnızca oyun satmıyor.
Oyuncunun dikkatini, zamanını ve sadakatini satın almaya çalışıyor.
Belki de bu yüzden "ücretsiz" kelimesine eskisi kadar saf bakmamak gerekiyor.
Çünkü dijital dünyada ücretsiz olan şeylerin çoğunda görünmeyen bir karşılık vardır.
Kimi zaman paranızla ödersiniz.
Kimi zaman zamanınızla.
Kimi zaman da yıllar içinde fark etmeden bir platformun vazgeçilmez kullanıcısı haline gelirsiniz.
Belki de oyun şirketlerinin en büyük başarısı ücretsiz oyun dağıtmaları değil.
Oyunculara, bunun tamamen karşılıksız olduğuna inandırabilmeleridir.