Teknoloji dünyasında yıllardır aynı yarış konuşuldu. Kim daha hızlı işlemci üretecek? Kim daha küçük üretim teknolojisine geçecek? Kim daha güçlü yapay zekâ özellikleri sunacak?

Ancak son günlerde ortaya çıkan Apple'ın A20 Pro işlemcisinde yaşadığı DRAM tedarik sorunu, aslında rekabetin yön değiştirdiğini gösteriyor. Artık mesele sadece güçlü çip üretmek değil; o çipi çalıştıracak bileşenleri zamanında bulabilmek.

Birçok kişi telefonun kalbinin işlemci olduğunu düşünür. Elbette işlemci çok önemli. Ancak güçlü bir işlemci, yeterli ve hızlı bellek olmadan potansiyelini tam anlamıyla ortaya koyamaz. Özellikle yapay zekâ çağında RAM artık eskisinden çok daha kritik bir bileşen haline geldi.

Çünkü yeni nesil telefonlar yalnızca uygulama açmıyor.

Fotoğrafları analiz ediyor, anlık çeviri yapıyor, görüntü oluşturuyor, yapay zekâ destekli düzenlemeler gerçekleştiriyor ve bunların önemli bir kısmını internet bağlantısı olmadan cihazın içinde yapmaya çalışıyor.

Bütün bunlar ise daha fazla ve daha hızlı bellek gerektiriyor.

İşte sorun tam da burada başlıyor.

Dünyanın en büyük bellek üreticileri son yıllarda üretim kapasitelerinin önemli bölümünü yapay zekâ veri merkezlerinde kullanılan yüksek bant genişlikli belleklere (HBM) ayırmaya başladı. Akıllı telefonlarda kullanılan mobil DRAM ise ikinci planda kalabiliyor. Bu da üretim zincirinde baskı oluşturuyor.

Aslında bu durum yalnızca Apple'ın sorunu değil.

Samsung, Xiaomi, Oppo ve diğer üreticiler de aynı küresel tedarik zincirinin parçası. Eğer bellek üretimi talebi karşılamakta zorlanırsa, bunun etkisi er ya da geç bütün akıllı telefon pazarına yansıyacaktır.

Belki yeni modeller gecikecek.

Belki fiyatlar artacak.

Belki de şirketler bazı özelliklerden vazgeçmek zorunda kalacak.

Bana göre burada daha önemli bir konu var.

Yapay zekâ geliştikçe yalnızca ekran kartlarına değil, telefonlara da daha fazla bellek gerekiyor. Birkaç yıl önce 6 GB RAM yeterli görülüyordu. Sonra 8 GB standart oldu. Şimdi 12 GB ve üzeri konuşuluyor. Bunun en büyük nedeni oyunlar değil, yapay zekâ uygulamalarının cihaz içinde çalıştırılmak istenmesi.

Eskiden teknoloji yarışını işlemciler belirliyordu.

Bugün ise görünmeyen kahraman RAM olmaya başladı.

Belki de gelecekte telefon satın alırken ilk baktığımız özellik kamera olmayacak.

"Bu cihazda ne kadar bellek var?" sorusu çok daha önemli hale gelecek.

Çünkü yapay zekâ çağında hız yalnızca işlemciden gelmiyor.

Veriyi ne kadar hızlı taşıyabildiğiniz de en az işlemci kadar belirleyici oluyor.

Apple'ın yaşadığı bu tedarik sıkıntısı bize şunu gösteriyor:

Teknoloji artık sadece daha akıllı cihazlar üretme yarışı değil.

Aynı zamanda o cihazları hayata geçirecek kritik bileşenleri bulabilme yarışı.

Ve görünen o ki, önümüzdeki yıllarda teknoloji dünyasının en stratejik ürünü yeni bir telefon değil, o telefonun içinde çalışan birkaç santimetrelik bellek yongaları olacak.