Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri üç gün boyunca 1.642 pehlivanı ağırlayacak. Karesi Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek organizasyon öncesi asıl tartışma ise er meydanında değil, tanıtım meydanında yaşanıyor: Yerel medya neden organizasyonun doğal paydaşı olarak görülmüyor?
Balıkesir’in yağlı güreş geleneğinde Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri’nin özel bir yeri var. Bu yıl 66’ncısı düzenleniyor.
Üç gün boyunca 1.642 pehlivan kol bağlayacak.
Türkiye’nin dört bir yanından güreşçiler Kurtdere Er Meydanı’na gelecek. Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın anısına Anı Evi açılacak. Kitap yayımlanacak.
Kısacası…
Kurtdere’de sıradan bir hafta sonu yaşanmayacak.
Türk yağlı güreşinin tarihi organizasyonlarından biri yeniden sahne alacak.
Ama tam da burada insanın aklına başka bir soru geliyor:
Böylesine büyük ve tarihi bir organizasyon neden kamuoyuna anlatılma konusunda bu kadar sessiz?
***
Kurtdere güreşlerinin ev sahibi Karesi Belediyesi.
Organizasyonun arkasındaki en önemli kurumsal güçlerden biri ise Balıkesir Büyükşehir Belediyesi.
Üstelik Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Başkanlığı gibi çok önemli bir sorumluluğu var.
Dolayısıyla Ahmet Akın yalnızca Balıkesir’deki bir organizasyonun değil, Türkiye’deki yağlı güreş kültürünün önemli aktörlerinden biri.
Bu nedenle Büyükşehir Belediyesi’nin Kurtdere güreşlerini duyurması elbette anlaşılır.
Hatta gereklidir. Fakat…
Bu organizasyonun medya ayağı yalnızca belediyenin haber merkezinden gönderilen standart basın bültenlerinden ibaret olmamalı.
Sorun da bu zaten.
***
Geçmişte Kurtdere güreşleri yaklaşırken Balıkesir’de başka bir hareketlilik yaşanırdı.
Basın toplantıları yapılırdı. Güreşlerin programı anlatılırdı. Başpehlivanlar, katılım, organizasyonun hazırlıkları, ulaşım, etkinlik takvimi, sosyal ve kültürel programlar kamuoyuyla paylaşılırdı.
Yerel gazeteler, televizyonlar, internet haber siteleri organizasyonun doğal paydaşları olurdu.
Çünkü belediyeler şunu bilirdi:
Bir organizasyon düzenlemek başka şeydir, o organizasyonu topluma mal etmek başka şey.
Kurtdere gibi bir organizasyonun başarısı yalnızca er meydanındaki güreşlerle ölçülmez.
Kaç kişinin geldiği… Kaç kişinin haberdar olduğu… Kaç şehirden güreşseverin Kurtdere’ye yöneldiği…
Organizasyonun ulusal spor kamuoyunda ne kadar karşılık bulduğu…
Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın mirasının yeni kuşaklara ne kadar anlatıldığı da önemli.
Bunların tamamında medyanın rolü vardır.
Protokole kırmızı dipli mumla davetiye verirken çekilen fotoğrafları sosyal medyada paylaşmakla bu işler olmuş sayılmıyor yani.
***
Karesi Belediyesi organizasyonun ev sahibi.
Ev sahibi belediyenin kendi organizasyonunu yeterince sahiplenip sahiplenmediği sorusu ister istemez ortaya çıkıyor.
Üstelik bu, Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık açısından çok daha dikkat çekici bir durum.
Çünkü Kurtdere onun açısından sıradan bir yer değil. Kendi bölgesi, kendi köyü…
Kendi belediyesinin sınırları içerisinde bulunan, Balıkesir’in tarihsel ve kültürel hafızasında önemli bir yere sahip bir mahalle.
Dolayısıyla insan ister istemez daha büyük bir sahiplenme bekliyor. Daha güçlü bir tanıtım… Daha kapsamlı bir medya çalışması… Daha fazla ulusal görünürlük…
Daha fazla güreşseveri Kurtdere’ye çekecek kampanyalar…
Daha güçlü bir iletişim stratejisi…
Bunlar beklenmez mi?
***
Burada belediyelerin medyaya bakışını da sorgulamak gerekiyor.
Karesi Belediyesi açısından ciddi bir iletişim problemi görüyorum.
Eğer yerel medya ile yaşanan sorunlar nedeniyle Kurtdere güreşleri yeterince haberleştirilemiyorsa…
Eğer belediye, yerel basını organizasyonun doğal paydaşı olarak görmüyorsa…
Eğer güreşlerin tanıtımı birkaç sosyal medya paylaşımına ve protokol davetlerine sıkıştırılıyorsa…
Ortada ciddi bir iletişim hatası vardır.
Kırmızı dipli mumla protokol daveti paylaşmak elbette güzel.
Ama Kurtdere sadece protokolden ibaret değil.
Kurtdere’ye gelecek olanlar vatandaşlar.. Güreşseverler…
Ve Türkiye’nin dört bir yanındaki yağlı güreş takipçileri…
Onlara ulaşmanın yolu yalnızca protokol fotoğrafı paylaşmaktan geçmiyor.
***
Bir de işin ekonomik tarafı var. Böylesine büyük organizasyonların tanıtımı için çeşitli kamu kaynakları, kurumsal destekler ve organizasyon bütçeleri söz konusu olabiliyor.
O halde şu soru çok meşru:
Tanıtım bütçesinin içerisinde medya neden güçlü biçimde yer almıyor?
Medyayı kapsayan profesyonel bir iletişim planı hazırlanamaz mı?
Hazırlanmalı.
Zira tanıtım, organizasyonun süsü değil; organizasyonun kendisinin bir parçasıdır.
***
Ahmet Akın açısından da bir parantez açmak gerekiyor.
Yağlı Güreş Düzenleyen Kentler Birliği Başkanı olarak Ahmet Akın’ın yağlı güreş organizasyonlarının tanıtımında daha bütüncül bir yaklaşım geliştirmesi beklenir.
Kurtdere, Balıkesir’in organizasyonudur.
Ama aynı zamanda Türkiye’nin yağlı güreş takviminin önemli duraklarından biridir.
Bu nedenle Büyükşehir Belediyesi’nin basın bülteni yayımlaması yeterli değildir.
Medyanın organizasyona dahil edilmesi gerekir.
Bütün bunlar için iletişim planı gerekir.
Sadece “haber servis ettik, görevimizi yaptık” anlayışı artık yetmez.
***
Bir de şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:
Yerel medya yok sayılarak yerel organizasyon büyütülemez.
Bugün Balıkesir’de yayın yapan gazeteler, internet haber siteleri ve diğer yerel medya kuruluşları bu şehrin hafızasını oluşturuyor.
İyi haberi de verirler. Kötü haberi de. Eleştiriyi de yaparlar. Övgüyü de.
Belediye başkanları değişir. Partiler değişir. Meclisler değişir.
Ama şehirde gazetecilik devam eder.
Dolayısıyla bugün bir belediye başkanının hoşuna gitmeyen medya kuruluşu, yarın başka bir konuda kentin en önemli bilgi kaynağı olabilir.
Kamu yönetiminde kişisel küslüklerin kurumsal iletişim politikasına dönüşmesine izin verilmemeli.
***
Mesut Akbıyık’a da açık bir çağrı yapalım:
Kurtdere güreşlerini sıradan bir belediye etkinliği gibi görmeyin.
Bu organizasyonun 66 yıllık bir geçmişi var.
Adını taşıdığı insan, Türk güreş tarihinin efsanelerinden biri.
Kurtdere’nin kendisi bir marka.
Karesi’nin de Balıkesir’in de bu markayı büyütmek gibi bir sorumluluğu var.
Bunun yolu da sadece protokole davetiye götürmekten geçmiyor.
Basının kapısını çalmak gerekiyor.
Eleştiren basının da… Destekleyen basının da… Büyük gazetenin de… Küçük internet sitesinin de… Televizyonun da… Muhabirin de… Fotoğrafçının da…
Çünkü onlar rakip değil.
Kentin tanıtım ortakları.
***
Geleneksel Kurtdereli Mehmet Pehlivan Yağlı Güreşleri başlıyor.
Er meydanında 1.642 pehlivan ter dökecek.
Biz de buradan bir başka mücadeleyi hatırlatalım:
Er meydanında pehlivanlar kol bağlayacak; belediyeler de kamuoyunun karşısında sınav verecek.
Bu sınavın adı yalnızca organizasyon yapmak değil.
Organizasyonu anlatmak. Kentliye duyurmak. Türkiye’ye duyurmak. Güreşsevere ulaştırmak.
Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın mirasını gelecek kuşaklara taşımak.
Ve bunu yaparken… Medyanın gücünü küçümsememek.
Belediye’nin sosyal medya hesapları işinizi görmez…
Kurtdere’nin er meydanı varsa…
Kurtdere’nin bir de medya meydanı olmalı.
Ve o meydanda herkes olmalı.
Gazetecisiyle, televizyoncusuyla, internet medyasıyla, yazarıyla, fotoğrafçısıyla…
Yoksa 66 yıllık geleneği üç gün boyunca yaşatır, sonra yine kendi sessizliğimizin içine döneriz.
Kurtdereli Mehmet Pehlivan’ın mirası bundan çok daha fazlasını hak ediyor.