ÜMMET ŞENGÜL
Balıkesir’in ilçelerine bakıyorum…
Yaz boyunca neredeyse her ilçede bir hareketlilik var. Körfez’in sahil ilçelerinde konserler, festivaller, panayırlar, kitap fuarları, kültür-sanat etkinlikleri… Ünlü sanatçılar geliyor, meydanlar doluyor, insanlar akşamın serinliğinde aileleriyle birlikte sokağa çıkıyor.
Kırsalda da durum farklı değil.
Dağ ilçeleri kendi imkânlarıyla etkinlikler düzenliyor, vatandaşları bir araya getiriyor. İlçeler, yaz sezonunu yalnızca turizm açısından değil, sosyal hayat açısından da değerlendirmeye çalışıyor.
Peki ya Balıkesir merkez?
Koskoca yaz geçti… Şehrin merkezinde öyle büyük, ses getiren, insanları heyecanlandıran, “Bu akşam hangi programa gidelim?” dedirtecek bir etkinlik göremedik.
Varsa da küçük ölçekli, sınırlı kitlelere hitap eden, çoğu zaman yerel unsurların ağırlıkta olduğu programlarla yetindik.
Oysa Balıkesir’in buna ihtiyacı var. Hem de fazlasıyla…
***
Tam da bu nedenle 6 Eylül Balıkesir’in kurtuluş yıl dönümü kapsamında düzenlenen ve adına “Kültür Festivali” denilen programa bakınca insan ister istemez hayal kırıklığı yaşıyor.
Balıkesir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 104. yılı… Kuvayı Milliye’nin başkenti… Milli Mücadele’nin en önemli merkezlerinden biri…
Ve böyle anlamlı bir yıl dönümünde hazırlanan programın ağırlık merkezinde spor müsabakaları var.
Elbette spor olsun. Elbette gençler spor yapsın.
Ama bir kurtuluş yıl dönümünü kutlamak yalnızca sportif faaliyetlerden ibaret olmamalı.
Hele ki bunun adı Kültür Festivali ise…
İnsan biraz kültür bekliyor. Milli Mücadele bekliyor. Kuvayı Milliye ruhunu anlatan etkinlikler bekliyor. Yazarlar, tarihçiler, sanatçılar bekliyor.
Söyleşiler, sergiler, tiyatrolar, konserler, gençlere hitap eden etkinlikler bekliyor.
Şehrin bütün kesimlerini meydanlara taşıyacak, ilçelerden insanların da gelmek isteyeceği büyük bir organizasyon bekliyor.
Bunun yerine bir iki yerel sanatçının konseri ve ağırlıklı olarak sportif faaliyetlerden oluşan sıradan bir programla karşılaşıyoruz.
Adına da “Kültür Festivali” diyoruz.
Olmuyor…
Balıkesir bunu hak etmiyor.
***
Balıkesir’in bir Milli Fuarı vardı.. Şehir, fuar zamanı başka bir havaya bürünürdü.
Balıkesir’in merkezinden olduğu kadar ilçelerinden, köylerinden insanlar gelir; fuarı gezer, alışveriş yapar, eğlenir, konser izler, yeni ürünleri görür, dostlarıyla buluşurdu.
Fuar, yalnızca ticari bir organizasyon değildi. Şehrin sosyal hayatının önemli bir parçasıydı.
Sonra 39. fuarın ardından Milli Fuar bir daha kurulmadı.
Ve Balıkesir yıllardır fuarsız bir şehir olarak yaşamaya devam ediyor.
Bugün ilçelere bakıyoruz; pek çoğu kendi imkânlarıyla fuar havasında panayırlar, festivaller düzenliyor.
İnsanları meydanlara çekiyor. Şehre hareket getiriyor. Esnaf kazanıyor. Vatandaş eğleniyor. Gençler sosyalleşiyor.
Peki Büyükşehir Belediyesi neden Balıkesir merkezde bunu yapamıyor?
Neden Balıkesir’in adına yakışır, kapsamlı bir Milli Fuar yeniden hayata geçirilemiyor?
Neden birkaç güne sıkıştırılmış, kitleleri heyecanlandırmayan etkinlikler yerine şehrin tamamını içine alan büyük bir organizasyon düşünülmüyor?
Üstelik bu gazetenin sayfalarından Büyükşehir Belediyesi’ne bu konuda defalarca çağrı yapıldı.
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın sık sık söylediği bir cümle var:
“Balıkesir her şeyi hak ediyor.”
Evet. Balıkesir gerçekten her şeyi hak ediyor.
Ama Balıkesir yalnızca asfaltı, yatırımı, altyapıyı, parkı, yolu değil… Sosyal hayatı da hak ediyor.
Kültürü de hak ediyor. Sanatı da hak ediyor. Eğlenceyi de hak ediyor. Gençlerin kendilerini ait hissedeceği etkinlikleri de hak ediyor.
Ailelerin çocuklarıyla birlikte gidebileceği festivalleri de hak ediyor.
Ve en önemlisi, kendi tarihine yakışır büyük organizasyonları hak ediyor.
***
6 Eylül gibi Balıkesir için son derece anlamlı bir günde, sıradan bir etkinlik takvimi değil; şehrin bütün renklerini bir araya getiren, Kuvayı Milliye ruhunu yaşatan, kültürle sanatı buluşturan, meydanları dolduran büyük bir Kurtuluş Festivali görmek isterdik.
Belki gelecek yıl… Belki daha sonraki yıl…
Ama artık Balıkesir’in “idare eder” etkinliklerle oyalanmaması gerekiyor.
Çünkü bu şehir gerçekten her şeyi hak ediyor.
Hatta çok daha iyisini…