Yolda, sokakta, çarşıda, alışverişte, kafede, lokantada, yürüyüşte, otoparkta, ofiste, hastanede, pastanede… Kiminle karşılaşsak, kiminle denk gelsek, "Nasılsın, iyi misin?" muhabbetinin ardından mutlaka "Ne olacak CHP'deki durumlar?" sorusu geliyor ve kendimizi yine siyasetin içinde buluyoruz.
Televizyonda dizi, film, magazin ya da eğlence programları izlemem pek. Film izleyeceksem dijital platformlardan yürürüm. Televizyonu yalnızca haber ve tartışma programları için açıyorum. Ne zaman bir haber kanalına zaplasam, birileri CHP'nin içindeki kaosu, gelişmeleri, planları, dedikoduları konuşup duruyor.
Gazeteci olunca insanlar sizin her şeyden haberdar olduğunuzu, birçok şeyi bildiğinizi, hatta herkesten fazla bilgiye sahip olduğunuzu düşünüyor.
***
Sabah evden çıktım. Kedisever bir dostumuz denk geldi. Bizim apartmanın bahçesinde, yolda, sokakta, arabaların altında, komşu binaların bahçelerinde kendilerine yaşam alanı oluşturan ne kadar kedi varsa hepsini bilir, tanır, besler, sever. Biz de zaten mamasız çıkmıyoruz. Yeni mahsul yavrular var çevrede; onları sevip beslemeye çalışıyoruz.
Biz komşuyla ayaküstü kedileri konuşurken mevzu yine CHP'ye geliverdi. Bir saate yakın sokakta, ayakta onun CHP ile ilgili analizlerini, "Özgür Özel" cephesine bakışını, "Kemal Kılıçdaroğlu" hakkındaki düşüncelerini dinledik. Biz de bildiklerimizi, gözlemlerimizi, düşüncelerimizi aktardık tabii.
Yani ne yaparsak yapalım, şu CHP içinde yaşananlar, ülke siyasetinin durumu, seçim muhabbetleri... Mevzu bir türlü değişmiyor ve biz bu tartışmadan kurtaramıyoruz kendimizi…
Çoğu zaman yoruluyorum, dinlerken de anlatırken de. Mesela sabahki uzun soluklu CHP muhabbeti beni gerçekten yordu. Belim ağrıdı ayakta durmaktan. Ondan önemlisi de beyin yorgunluğu...
Sabah sakin sakin çıkmışım evden. Gazeteye gideceğim, bilgisayarımı açıp bir şeyler yazacağım, haberleri takip edeceğim. Ama o uzun sohbet bütün enerjiyi aldı götürdü.
Gazetede çalışıyorum. Bir tanıdık, bir dost ya da gazeteyle işi olan bir vatandaş geliyor. "Haydi bir çay içelim, kahve içelim" faslında konu hemen CHP'ye sıkışıyor. Aynı gün içinde iki üç kişiyle aynı meseleleri konuşunca bende ciddi bir dimağ yorgunluğu başlıyor. Beden de bitkin düşüyor.
***
Geçen gün akşamüstü işleri toparladım. "Bugün biraz erken çıkayım, Mikail'in çay ocağına uğrayayım. Orada bizim ihtiyar heyeti var; her gün saat 14.00 ile 19.00 arasında adeta mesai yapıyorlar. Biraz takılırım, biraz muhabbet ederim, sonra da eve geçerim" diye düşündüm.
Tam o sırada telefon çaldı.
CHP eski İl Başkanı "İrfan Barış" arıyor.
"Orada mısın, geliyorum."
"Buyur gel."
Geldi. Başladık CHP'deki gelişmeleri, taşraya yansımalarını, parti örgütlerinin durumunu konuşmaya. Daha çok kulis tabii...
Gazeteci bilgi toplar. Bilgiye ulaşmak için çeşitli yöntemler dener. İrfan Barış da bu anlamda tam bir bilgi hazinesi. O bildiklerini anlattı, biz duyduklarımızı söyledik; derken bir saat daha geçti.
Tam artık kalkacağım, bir telefon daha...
Yüzünü artık daha çok televizyonlarda ve sosyal medyada görebildiğimiz, CHP'de Genel Başkan Yardımcısı olduktan sonra ancak zaman zaman telefonla görüşebildiğimiz Balıkesir Milletvekili Ensar Aytekin arıyor.
"Yerindeysen geleyim."
"Gel."
O da geldi.
Uzun uzun konuştuk. Bildiklerini, gördüklerini, duyduklarını anlattı. Açıkçası çok da bilmediğimiz şeyler değildi.
O gün Karesi ve Altıeylül CHP örgütleriyle bir araya gelmişti. Butlan yönetiminin partiden dışladığı Özgür Özel ve ekibiyle birlikte il il, ilçe ilçe dolaşıyorlar. Hem tabanın sesini dinliyorlar hem de A, B, C, D planlarını örgütlerle paylaşıyorlar.
Ensar Aytekin'i uzun yıllardır tanırız. O da bizi tanır. Aramızdaki ilişki karşılıklı sevgi ve saygıya dayalıdır. Menfaat ilişkisinden uzak; gazeteci-siyasetçi ilişkisinden çok abi-kardeş, arkadaş diyaloğudur.
CHP içindeki mücadelesini gençlik yıllarından beri biliriz. Ömrü mücadeleyle geçti. Ama bugünkü mücadele, geçmişte verdiği bütün mücadelelerin toplamından bile daha ağır.
Siyaset sahnesinde geçmişte de partilere müdahaleler, parti kapatmalar gördük. Ama yargı ve siyasi iradenin tasarrufuyla bir siyasi partinin adeta ortadan ikiye ayrıldığına, düne kadar omuz omuza yürüyen insanların butlan kararıyla birbirlerine neredeyse düşman gibi bakmaya başladıklarına ilk kez tanıklık ediyoruz.
Gerçekten de öyle...
***
Ensar Aytekin ile sohbetimizde disipline sevk kararını da konuştuk, hakkında hazırlanan fezlekeyi de...
Özellikle TBMM Başkanlığı'na gönderilen ve belki de dokunulmazlığının kaldırılmasına kadar uzanabilecek süreci ayrıntılarıyla anlattı.
Fezlekenin gerekçesini doğrusu biz de bilmiyorduk.
Doğu illerinden birinde kurultay öncesinde Özgür Özel'i destekleme kararı alınmış. İl yönetimindeki bir kişi ise "Ben Kemal Kılıçdaroğlu'na oy vereceğim" demiş. Bunun üzerine il başkanı bu kişiyi disipline sevk etmiş. YDK ihraç talebini onaylamış ve kişi partiden ihraç edilmiş.
YDK kararını ilgili teşkilata bildiren resmi yazıda, örgütlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Ensar Aytekin'in de imzası bulunuyormuş.
Yani ne o kişiyle bir tanışıklığı var ne de ihraç kararını veren isimlerden biri. Sadece alınan kararı ilgili teşkilata bildiren yazıya imza atmış.
İhraç edilen kişi de suç duyurusunda bulunmuş ve Ensar Aytekin hakkında şikâyetçi olmuş.
Kendisinin bize anlattığına göre fezlekenin dayanağı da bu süreç.
Bu arada ilginç bir ayrıntıyı da paylaşalım.
Ensar Aytekin'den şikâyetçi olan kişinin bugün Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel merkez yönetiminde görev yaptığı söyleniyor.
Ensar Aytekin, CHP içinde mücadeleye devam edeceklerini söylüyor. Ancak her ihtimali düşünerek Özgür Özel ekibinin hazır beklettiği alternatif planlardan da söz etti.
Bunların arasında başka bir siyasi parti çatısı altında toplanılması, yeni bir parti kurulması ya da mevcut partilerden biriyle ortak hareket edilmesi gibi seçenekler bulunuyor.
Bunlar zaten kamuoyunda da konuşulan başlıklar. Çok sıra dışı bilgiler değil.
Ensar Aytekin'in ziyaretinden memnun olduk. Uzun zamandır yüz yüze gelememiştik. Hasret giderdik.
***
Bu arada il ve ilçe örgütlerinde görevden almaların süreceği, yeni atamalar yapılacağı yönündeki bilgiler de kulislerde konuşuluyor.
Bir önceki il kongresinde Ahmet Akın ile Serkan Sarı'nın desteklediği, bir sonraki kongrede ise Ensar Aytekin'in "değişim" diyerek desteklediği Balıkesir CHP İl Başkanı Erden Köybaşı hakkında da çeşitli iddialar var.
Onca il başkanı görevden alınırken Balıkesir için henüz bir tasarrufta bulunulmadı.
Konuşulanlara göre Erden Köybaşı'nın istifası bekleniyor. Etmezse görevden alınabileceği söyleniyor.
Bir gün Ahmet Akın ile kurdele kesiyor, etkinliklerde boy gösteriyor; ertesi gün Ensar Aytekin ile yan yana oturuyor.
Ahmet Akın, Kemal Kılıçdaroğlu ekibinde...
Ensar Aytekin, Özgür Özel'in en yakınındaki isimlerden biri...
Elbette hepsi CHP'li. Ama partide yaşanan kırılmada artık taraf olmuş durumdalar.
Bu taraf olma hali öyle sıradan bir kongre rekabeti değil. Basbayağı bir siyasi çatışma.
Erden Köybaşı sık sık açıklamalar yapıyor. "Değişim" diyor. Özgür Özel safında yer aldığını, butlan yönetimine karşı olduğunu söylüyor.
Ama siyaset bu...
Yarın bambaşka gelişmeler yaşanabilir.
Ayrıca, Erden Köybaşı gibi burnundan kıl aldırmayan, kibirli tavırlarıyla birçok kişiyi küstüren bir il başkanının hangi tarafta olursa olsun partiye ciddi bir katkı sağlayacağını düşünmüyorum.
Neyse...
***
Erden Köybaşı'yı bir kenara bırakalım.
İstifa eder ya da görevden alınırsa yerine kimi atayacaklar, ona bakalım.
Bu arada butlan yönetiminin de boş durmadığını, Balıkesir için çalışma yürüttüğünü söyleyelim.
Duyumlara göre Balıkesir CHP İl Başkanlığı için Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Betül Gözel ile temas kurulmuş.
Kendisinin de bu görevi istediği konuşuluyor.
Betül Gözel, Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde Kemal Kılıçdaroğlu Gönüllüleri hareketinin Balıkesir koordinatörlüğünü yapmıştı.
Siyasette daha aktif olmak istediği biliniyor.
Yine kulislere göre butlan yönetimi kendisini bu görev için yeterli bulmamış.
Bir diğer isim ise hemen her seçim döneminde CHP'den aday adayı olan Ender Biçki.
Onun da il başkanlığı konusunda beklenti içinde olduğu konuşuluyor.
İl başkanlığı için farklı isimler dolaşıyor ama son günlerde en çok eski CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin'in adı konuşuluyor.
Şimdilik bunlar tamamen kulis bilgisi.
Kendisiyle bu konuda görüşmedik.
Sorsak muhtemelen "Öyle bir şey yok" diyecektir.
Ama siyaset bu...
Yarın bir bakarsınız, il başkanı olarak atanıvermiş.
Yine bugün "Ankara'ya gidip il başkanlığı konusunda görüşmeler yaptığınız söyleniyor." desek, büyük ihtimalle "Ben Balıkesir'den ayrılmadım." cevabını alırız.
Butlan kararından sonra herhangi bir açıklama yapmadı. Ne karara karşı çıktı ne de açık biçimde Özgür Özel'i desteklediğini söyledi.
En azından bizim gördüğümüz, duyduğumuz kadarıyla...
Belki sosyal medya hesabında farklı paylaşımlar yapmıştır; takip etmiyoruz.
Ama yarın CHP Balıkesir İl Başkanı olarak atanırsa da kimse şaşırmasın.
Şimdilik bu kadar yeter...
Billahi yazarken bile yoruldum.