Geçtiğimiz günlerde gazetemizin sayfalarından, eski Subay ve Astsubay Orduevleri üzerinden Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Ahmet Akın’a bir çağrıda bulunmuştuk.

“Neyin ne olduğunu kamuoyuna anlatın!”

Aradan zaman geçti. Ama değişen bir şey olmadı.

Ne Büyükşehir Belediyesi’nden ne de Başkan Ahmet Akın’dan kamuoyunu tatmin edecek, somut ve ikna edici bir açıklama geldi.

Sessizlik devam ediyor. Oysa ortada öyle “olur böyle şeyler” denilip geçilecek bir mesele yok.

Çünkü Büyükşehir Belediyesi, şehrin merkezindeki iki tarihi yapının restorasyonunu üstlenmiş durumda.

Milyonlarca lira harcanmış. Restorasyon tamamlanma aşamasına gelmiş.

Tam da bu sırada yapılar, Şeyh Lütfullah Efendi Vakfı adına tescil edilmiş.

Şimdi herkes aynı şeyi soruyor:

Ne olacak?


***

ÖNCE meseleyi bir kez daha hatırlayalım.

Eski Subay ve Astsubay Orduevleri Büyükşehir Belediyesi’nin mülkü değildi.

Hazine mülküydü.

Yapılar Milli Savunma Bakanlığı’nın tasarrufundaydı.

Daha sonra Büyükşehir Belediyesi ile Milli Savunma Bakanlığı arasında bir protokol yapıldı.

Bu protokol kapsamında, Yaylada AVM içerisindeki Onhann Otel, Balıkesir Orduevi olarak kullanılmak üzere Milli Savunma Bakanlığı’na bırakıldı.

Buna karşılık tarihi Subay ve Astsubay Orduevi binalarının şehrin sosyal ve kültürel yaşamına kazandırılması amacıyla kullanım hakkı Büyükşehir Belediyesi’ne geçti.

Ve restorasyon başladı.

Belediye de bu doğrultuda çalışmaya başladı. Para harcadı.

Bugün gelinen noktada ise karşımıza başka bir gerçek çıktı:

Binaların mülkiyeti vakfa geçti.


***

Şimdi sormak gerekiyor:

Büyükşehir Belediyesi bu süreci izlemekle mi yetindi?

Yapıların vakıf mülkü olarak tescil edilme ihtimali daha önce bilinmiyor muydu?

Vakıflar Yasası’nda yapılan değişiklikler hukuk birimleri tarafından incelenmedi mi?

Büyükşehir Belediyesi’nin hukukçuları bu konuda herhangi bir çalışma yapmadı mı?

Tescil sürecinde belediyenin hukuken yapması gerekenler yapıldı mı?

Başkan Ahmet Akın’ın önüne bu konu hiç getirilmedi mi?

Yoksa getirildi de Başkan mı sessiz kalmayı tercih etti?

Bilmiyoruz.

Çünkü kimse açıklama yapmıyor.

Daha da önemlisi, bugüne kadar yapılan restorasyon harcamaları ne olacak?

Asıl cevap bekleyen soru bu.

Şimdi ortada vakıf mülkü olarak tescil edilmiş iki tarihi yapı var.

Peki Büyükşehir Belediyesi bu yapılarda ne ölçüde söz sahibi olacak?

Tasarruf hakkı devam edecek mi?

Restorasyonu tamamladıktan sonra yapıları hangi hukuki statüyle kullanacak?

Vakıfla bir protokol yapılacak mı?

Kira ödenecek mi?

Yoksa Büyükşehir Belediyesi, Hazine mülkü üzerinde yaptığı restorasyonun ardından vakıf mülkünde kullanıcı olarak mı kalacak?

Bunların hiçbirini bilmiyoruz.

Daha doğrusu kamuoyu bilmiyor.


***

Bir başka soru: Ortada kamu zararı var mı?

Bunun cevabını da bilmiyoruz.

Ama kamuoyunun bunu bilmeye hakkı var. Çünkü ortada kamu kaynağı var.

Büyükşehir bütçesinden yapılan ciddi bir restorasyon harcaması var.

Mülkiyeti Büyükşehir Belediyesi’ne ait olmayan tarihi yapılara yapılan bu yatırımın hukuki ve mali karşılığı nedir?

Bugüne kadar harcanan paranın karşılığında Büyükşehir Belediyesi ne elde etti?

Elindeki protokol, kullanım hakkı veya başka bir hukuki güvence bugün hâlâ geçerli mi?

Yapıların vakfa tescil edilmesi Büyükşehir Belediyesi’nin haklarını etkiledi mi?

Etkilediyse nasıl etkiledi?

Bunların hesabı ortaya konulmalı.


***

Bir de işin diğer tarafı var.

Milli Savunma Bakanlığı ile yapılan protokol ne olacak?

Eski orduevleri artık vakıf mülkü.

Ama Onhann Otel hâlâ Balıkesir Orduevi olarak kullanılıyor.

Yeni bir orduevi yapılıncaya kadar bu kullanımın devam etmesi öngörülüyor.

Peki tarihi orduevi binalarının mülkiyetinin el değiştirmesi bu protokolü etkiliyor mu?

Büyükşehir Belediyesi'nin Bakanlıkla yaptığı anlaşmanın diğer tarafında herhangi bir değişiklik olacak mı?

Bütün bunları da bilmiyoruz.

Çünkü açıklama yok.


***

İşin en dikkat çekici tarafı da şu:

Bütün bunlar olup biterken Başkan Ahmet Akın sessiz.

Oysa mesele doğrudan Büyükşehir Belediyesi'ni ilgilendiriyor. Belediyenin bütçesini ilgilendiriyor. Belediyenin yaptığı yatırımı ilgilendiriyor.

Şehrin merkezindeki iki tarihi yapının geleceğini ilgilendiriyor.

Dolayısıyla Balıkesir halkını da doğrudan ilgilendiriyor.

Başkanın çıkıp, “Şu oldu, şu nedenle oldu. Biz şunları yaptık. Şu haklarımız var. Şu görüşmeleri gerçekleştirdik. Şu kadar para harcadık. Bundan sonra da şu yolu izleyeceğiz” demesi gerekiyor.

Bu kadar basit.


***

Büyükşehir Belediyesi'nin bu süreçte ne yaptığını bilmek istiyoruz.

Hukuken ne yaptığını… Mali açıdan ne yaptığını…

Vakıfla görüşüp görüşmediğini…

Restorasyonun bundan sonra nasıl devam edeceğini…

Bugüne kadar yapılan harcamaların nasıl değerlendirileceğini…

Belediyenin kullanım hakkının devam edip etmediğini…

Balıkesirlilerin parasının karşılığında ne elde edildiğini…

Mesele, Başkan Ahmet Akın yönetiminin böyle bir süreç karşısında nasıl hareket ettiğidir.

Eğer her şey hukuka uygunsa, anlatın.

Eğer Büyükşehir Belediyesi'nin hakları korunuyorsa, açıklayın.

Eğer herhangi bir kamu zararı yoksa, belgeleriyle ortaya koyun.

Eğer vakıfla görüşme yapıldıysa, ne konuşulduğunu anlatın.

Eğer yeni bir protokol hazırlanıyorsa, kamuoyunu bilgilendirin.

Ama susmayın! Sessizlik, bu aşamada cevap vermek yerine yeni sorular doğuruyor.


***

Balıkesir halkı şunu bilmek istiyor:

Büyükşehir Belediyesi bu sürecin neresindedir?

Ne yaptı? Ne yapmadı? Ne kadar para harcadı?

Harcanan paranın karşılığı nedir?

Vakıfla görüşüldü mü?

Belediyenin kullanım ve tasarruf hakkı devam ediyor mu?

Restorasyon tamamlanacak mı?

Tamamlanırsa yapıların kullanımını kim belirleyecek?

Kamu zararı var mı?

Varsa kim sorumlu?

Yoksa neden yok?

Bu işin sonunda kim kayıpta, kim kazançlı?


***

Bir de, restorasyon işi için Büyükşehir’in fazla ödeme yaptığı iddiaları… Bu açıdan yapılan incelemenin sonunda Büyükşehir Belediyesi’ndeki bazı yöneticilere zimmet çıkarıldığı iddiaları…

Herkes bunu konuşurken.. Büyükşehir sessizliğini koruyor.

Yanıtları merakla bekliyoruz.