Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararıyla başlayan süreç, CHP'deki ayrışmayı geri dönüşü zor bir noktaya taşıdı. Bir tarafta yeniden genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu, diğer tarafta Özgür Özel liderliğinde kurulan YENİ Parti... Artık aynı çatı altında siyaset yapan isimler, farklı siyasi saflarda yol yürüyecek. Türkiye siyasetinde yeni bir dönemin kapısı açılırken, bu ayrışmanın en ağır sonuçlarını ise CHP yaşayacak gibi görünüyor.

Yıllarca aynı siyasi parti çatısı altında omuz omuza siyaset yapan isimler bugün artık birbirlerinin rakibi konumunda. Dün aynı kürsüden konuşanlar, aynı seçim otobüsüne binenler, aynı sloganları atanlar bugün farklı parti rozetleriyle siyaset yapacak. Siyasette ayrışmalar, kopuşlar ve yeni oluşumlar elbette ilk kez yaşanmıyor. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde yaşanan bu kırılma, sadece bir lider değişimi ya da parti içi görüş ayrılığı olarak değerlendirilemeyecek kadar büyük bir dönüşüme işaret ediyor.

Özgür Özel ile birlikte 91 milletvekilinin CHP'den istifa ederek YENİ Parti'nin kurucuları arasında yer alması, siyasi dengeleri kökten değiştirdi. Bu tabloyla birlikte CHP, uzun yıllardır taşıdığı TBMM'deki ana muhalefet partisi kimliğini de kaybetmiş oldu. Bugün gelinen noktada CHP artık Meclis'te sıradan bir muhalefet partisi konumunda bulunuyor. Bundan sonraki süreçte CHP'de kalanlar Kemal Kılıçdaroğlu ile yürürken, ayrılanlar yollarına Özgür Özel liderliğinde devam edecek.


***

Aslında bu noktaya bir günde gelinmedi. Yerel seçimlerde elde edilen başarı sonrasında CHP'nin yükselişinin genel seçimlere ve Cumhurbaşkanlığı yarışına da taşınabileceği yönündeki değerlendirmeler uzun süredir yapılıyordu. İktidar cephesinin bu yükselişi dikkatle takip ettiği de biliniyordu. Ardından belediye başkanlarına yönelik operasyonlar, devamında parti içini doğrudan etkileyen hukuki süreçler ve sonunda gelen mutlak butlan kararı... Böylece seçilmiş genel başkan ve yönetim kadroları devre dışı bırakıldı, Kemal Kılıçdaroğlu yargı kararıyla yeniden genel başkanlık görevine geldi.

Bu sürecin belki de en dikkat çekici yönlerinden biri ise yaşanan siyasi dönüşüm oldu. Mutlak butlan kararı öncesinde demokrasi, hukuk ve halk iradesi vurgusu yaparak bu yönetime karşı çıkan bazı isimlerin bugün CHP'nin atanmış MYK ve Parti Meclisi kadrolarında görev alması, parti tabanında ciddi tartışmalara neden oluyor. İl başkanlarının, ilçe başkanlarının ve örgüt yöneticilerinin görevden alınarak yerlerine yeni isimlerin atanması da parti içindeki gerilimi daha da artırıyor. Parti binalarında yaşanan tartışmalar, örgütlerde oluşan kutuplaşma ve karşılıklı suçlamalar, CHP'nin bugün içinde bulunduğu tabloyu açık biçimde ortaya koyuyor.

Bu ayrışmanın yansımalarını sadece Ankara'da değil, Türkiye'nin dört bir yanında görmek mümkün olacak. Balıkesir de bunun en somut örneklerinden biri.


***

Balıkesir'in CHP'den seçilmiş iki milletvekili vardı. Ensar Aytekin, başından beri Özgür Özel çizgisinde yer aldı ve YENİ Parti'nin kurucuları arasına katıldı. Serkan Sarı ise uzun süre hangi tarafta yer alacağı konusunda karar vermekte zorlandı. Sonunda tercihini CHP'de kalmaktan yana kullandı ve kurucu listesinde yer almadı. Böylece Balıkesir'de siyasi tablo da ikiye ayrılmış oldu. CHP'nin bir milletvekili kalırken, YENİ Parti de Balıkesir'den bir milletvekiliyle temsil edilmeye başladı.

Asıl merak edilen ise bundan sonra belediye başkanlarının ve belediye meclis üyelerinin nasıl bir yol izleyeceği. Önümüzdeki günlerde kimlerin CHP'de kalacağı, kimlerin YENİ Parti'ye geçeceği daha net ortaya çıkacak. Ancak bugünden görünen gerçek şu ki belediye meclislerinde de ciddi bir hareketlilik yaşanacak.


***

Bu süreçte dikkat çeken bir başka konu ise bazı siyasetçilerin tercihlerinde ideolojik gerekçelerden çok kişisel hesapların öne çıkması. Bir sonraki seçimde yeniden aday olabilmek, siyasi geleceğini garanti altına almak ya da bulunduğu makamı koruyabilmek isteyenlerin yaptığı hesaplar siyaset kulislerinde yüksek sesle konuşuluyor. Kimi isimlerin "Ensar Aytekin varsa ben gitmem", kimilerinin ise "Erden Köybaşı hangi taraftaysa ben karşı tarafta olurum" yaklaşımıyla hareket ettiği yönündeki değerlendirmeler de siyasi tercihlerde kişisel kırgınlıkların etkisini gösteriyor. Demokrasi mücadelesinden çok bireysel hesapların belirleyici olduğu yönündeki eleştiriler de giderek artıyor.

Türk siyasetinde buna benzer örnekler daha önce de yaşandı. AK Parti, Necmettin Erbakan liderliğindeki siyasi hareketten ayrılan kadroların kurduğu yeni bir yapı olarak ortaya çıktı. İlk seçiminde iktidara geldi. Eski siyasi yapı ise zaman içinde küçüldü, isim değiştirdi ve etkisini büyük ölçüde kaybetti. Elbette her siyasi süreç kendi dinamikleri içinde değerlendirilmelidir. Ancak geçmiş örnekler, büyük kopuşların siyasi dengeleri uzun yıllar etkileyebildiğini gösteriyor.

Bugün de benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Eğer mevcut eğilim bu şekilde devam ederse, YENİ Parti'nin toplumdaki karşılığı güçlenirken CHP'nin eski ağırlığını yeniden kazanması oldukça zor görünüyor. Parti yeni bir kurultay yapabilir, yeni yönetimler oluşturabilir, farklı isimleri genel başkanlığa getirebilir. Ancak seçmenin ilgisi YENİ Parti'de yoğunlaşırsa bunun CHP açısından kolay telafi edilebilecek bir durum olmadığı da ortada.


***

Yerel yönetimler açısından ise tablo daha da kritik. Özellikle CHP çoğunluğuyla yönetilen belediye meclislerinde yaşanacak olası bölünmeler, karar alma süreçlerini doğrudan etkileyebilir. Bunun en önemli örneklerinden biri de Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olabilir. Ahmet Akın'ın, CHP içindeki ayrışmanın belediye meclisine yansıması halinde mevcut siyasi dengeyi koruması kolay olmayabilir. Meclis üyelerinin farklı siyasi saflara yönelmesi, belediye yönetiminde yeni arayışları ve yeni dengeleri beraberinde getirebilir. Benzer tabloların ilçe belediyelerinde de yaşanması sürpriz olmayacaktır.

Öte yandan Ankara kulislerinde Ahmet Akın ile ilgili farklı senaryolar da konuşuluyor. Bazı siyasi yorumcular, yapılacak ilk kurultaylarda genel başkan adaylığı için adının gündeme gelebileceğini öne sürüyor. Son dönemde Balıkesir'den çok Ankara'da mesai harcadığı yönündeki değerlendirmeler de bu iddiaları besleyen gelişmeler arasında gösteriliyor. Bu iddiaların ne kadarının gerçeğe dönüşeceğini ise zaman gösterecek.

Kesin olan bir gerçek var. CHP artık eski CHP değil. Aynı şekilde muhalefetin dengeleri de eski dengeler olmayacak. Türkiye siyasetinde yeni bir sayfa açıldı. Bu sayfanın nasıl yazılacağını ise yalnızca mahkeme kararları ya da parti yönetimleri değil, en sonunda sandıkta ortaya çıkacak millet iradesi belirleyecek. Bugün yaşananlar belki de uzun yıllar konuşulacak yeni bir siyasi dönemin yalnızca ilk perdesi. Bundan sonrasında yaşanacak gelişmeler ise hem CHP'nin hem de Türk siyasetinin geleceğini şekillendirecek.