Ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Zihni Göktay da aramızdan ayrıldı. Bu ölümle birlikte, bir televizyon dizisinde hayat verdiği, evinin penceresinden komşularına espriler yapan, hayat dersleri veren "Servet Abi" karakteri de...
Bir tiyatro oyuncusu, bir aktör, bir sinema oyuncusu öldüğünde sadece o sanatçı ölmüyor. Sanatçının canlandırdığı, hayat verdiği, karakterler, tiplemeler de onunla birlikte ölüyor. Her ne kadar anılarda, hafızalarda yaşayacak olsa da...
"Ulan İstanbul" isimli televizyon dizisinde fenomen olan, "Servet Abi" karakteri ise son yıllarda canlandırdığı çok sevilen tiplemelerinden biriydi.
ONLARCA KARAKTERE HAYAT VERDİ
50 yılı aşan sanat hayatı boyunca Zihni Göktay, bazıları yıllarca sahnelenen tiyatro oyunlarında unutulmaz karakterlere hayat verdi. "Lüküs Hayat" operetinde, İstanbul Şehir Tiyatroları'nda tam 28 yıl boyunca hayat verdiği Rıza karakteri gibi.
Cibali Karakolu, Kanlı Nigar, Resimli Osmanlı Tarihi ve Sarıpınar 1914. oyunlarındaki tiplemeleri gibi.
Sinemada:
Tosun Paşa: Tellioğlu ailesinin üyesi Ruhi.
Hababam Sınıfı Merhaba: Üçbuçuk Yusuf. Doktor Yusuf Yarbay.
Meraklı Köfteci: Zühtü.
Atla Gel Şaban: Halil.
7 Kocalı Hürmüz: Ermeni İhtiyar.
Televizyon Dizilerinde:
Bizimkiler: Emekli öğretmen Muvaffak Güngör (Muvaffak Bey).
Cennet Mahallesi: Göttingenli Ethem.
Kuruntu Ailesi: Bayram Efendi.
Yazlıkçılar: Naci.
Ulan İstanbul: Servet Abi.
Avrupa Yakası: Çeşitli konuk roller

SERVET ABİ'NİN PENCERESİ GÖLGE OYUNU PERDESİ GİBİYDİ
Ünlü oyuncu Zihni Göktay, "Ulan İstanbul" isimli dizide; yalnız yaşayan, oturdugu apartman dairesinin penceresinden mahallesinde, sokağındaki günlük hayatı gözlemleyen, dürüst, dobra konuşan, sıradan biri gibi görünse de; komşularına hayatın anlamı, ölüm, aşk, aile gibi kavramlar üzerine konuşan, herkesin merakla dinlediği bir halk bilgesidir adeta. Gözü doymaz rantçı sahtekarlara öfkesi, bayram günlerine duyduğu özlemi,
Kısacası hayata dair ne varsa onun dilindedir. O samimidir, içtendir...
"NEVİZADELER" SERVET ABI'YE KOMŞU OLUR...
Soz konusu TV dizisi Ulan İstanbul'un hikayesinde; Servet Abi'nin mahallesinde, onun apartmanının karşısındaki eski bir İstanbul evine taşınan, kendilerini "Nevizade Ailesi" diye tanıtan Kandemir (Uğur Polat) ve kardeşlerinin maceraları anlatılır. Kandemir ve kardeşleri, aslında bir hırsızlık çetesidir. fakat zenginden alıp fakire veren, hırsızlık için hedef seçtikleri kişiler de, haksız kazanç elde eden, sahtekâr kişilerdir.

MODERN ROBİN HOOD'LAR...
"Nevizadeler" ünlü Robin Hood hikayesinin günümüzdeki versiyonudur. Robin Hood gibi zenginden alıp fakire verirler. Silah veya kaba kuvvet kullanmaz, zekice hazırlanmış dolandırıcılık planları yaparlar.
Servet Abi, bu yeni "ailenin" fertleri ve mahallenin diger sakinleri ile sohbet eden mahallenin bilge insanıdır.
SERVET ABI'DEN HAYAT DERSLERİ:
Servet Abi, penceresinden hayata dair öğütler verir. Şöyle der:
"Bak kardeşim; hayat dediğin üç gündür; dün geldi geçti, yarın meçhul, bugünse bir hediye. Onun için hayatı yaşayacaksın! Ama neyle? Dostlukla yaşayacaksın, sevgiyle yaşayacaksın. İnsanları seveceksin. Ama her şeyden önce saygı duyacaksın. Bak etrafına, doğaya bak. Ağaca bak, çiçeğe bak, pencereye bak. Ne görüyorsun? Beton yığını değil! Hayat görüyorsun. Onun için yaşadığın anın kıymetini bil, nefes aldığın her saniye için şükret. Anladın mı?"
"BÜTÜN ACILAR GELİR GEÇER AMA HAYAT KALIR!"
Servet Abi, Alman şairi Goethe'den de alıntı yapar. Nevizade ailesinin gençlerine ders verir:
"Sizin derdiniz ne be yavrum ? Dünyaya gülerek gelen var mı ki? Zaten doğarken ağladık hepimiz. Niye ağladık? Böyle bir dünyaya geliyor diye belki de. Muamma!
Kimseye bir b.k bırakmayacağım miras olarak. Bari bir çift söz bırakayım; oğlum, kızım, ne olursa olsun sakın birbirinizi bırakmayın. Bir aile olduğunuzu unutmayın.
Bütün acilar gelir geçer, ama hayat kalır.
Bunun için ağlamak yok! Neymiş? Ağ-la-mak yooook. Bu kadar..."
"O ZAMAN GEÇMİŞ, GEÇMEMİŞ DEMEKTIR."
Servet Abi zaman zaman Einstein'dan da alıntılar yapar:
Servet Abi - Hayat, bisiklete binmek gibidir evladım. Hem dengeyi sağlayacaksın hem de pedalı çevireceksin. Dengeyi kuramazsan erkenden kaybedersin. Pedalı çeviremezsen yoluna gidemezsin. Mazimizdeki her şey bugünlerin sebebi. Gözyaşımızın bile bir sebebi var. Arkasından gelecek gülücük için temizlik yapıyor suratta.
Yaren - Peki Servet abi, ya geçmişte hiç gülücük yoksa, ya geçmiş hep acıklıysa?
Servet Abi- O zaman geçmiş, geçmemiş demektir..."
"VAR MI ULAN! YANINDA GÖTÜREN?"
Mahallenin aç gözlü, çıkarcı kişisi Hayati'ye çok kızar ve fırçasını atar:
"Ne kadar zengin olursan ol, ancak yiyebileceğin kadar yersin.
Denize testiyi daldırsan, ancak alabileceği kadar su alır, gerisi kalır.
Var mı ulan! Yaninda götüren he?!
Kanuni Sultan Süleyman ne demiş, biliyor musun? Cihan padişahı ne demiş? Biliyor musun?
"Ben ölünce elimin birini tabutun dışında bırakın" diyor ki; halk merak edip sorsun. "Bu dünyadan öbür tarafa eli boş gidiyor." desinler diye.
"SATMIYORUM ULAN!"
Servet Abi, yeri geldiğinde eylemini de yapar; rant peşinde koşanları protesto etmek için, "Satmıyorum ulan!" yazan bir pankartı penceresine asar...
Rantçılarla işbirliği yapan Hayati'yi sokaktan gecerken yakalar ve penceresinden ona seslenir:
"Hayati! Yazıklar olsun size be!
Yazıklar olsun, sattınız koskoca mahalleyi.
Sattınız iki dakikada bütün mazimizi, darmaduman ettiniz.
Yok öyle arkadaş, beni öyle kolay kolay satamazlar!
Vay be! Yapacaklar koskoca rezidansları, siz de mutlu olacaksınız; degil mi ha?!
Vay vay; peki ben ne yapacağım ulan; ha?!
Penceresiz evi ne yapayım ben; sokak yoksa hayat nerede?"
"SARHOŞ VE CAHİLLE KONUSMAYACAKSIN!"
Ne diyor Servet Abi; "Sarhoş ve cahille konuşmayacaksın çünkü onlar her zaman haklı çıkarlar. Ne önemli bir hayat dersi bu! Sarhoşu bir görüşte ayırt edersin ama cahili anlamak zor. Anladığın an arkana bakmadan kaçacaksın. Bu da kulağımıza küpe olsun!"