Derin Devlet, Derin Hoca, Derin İmam...

Dilimize pelesenk olmuş bir kavramdır; "derin devlet"... Bir de "derin hoca" vardır. Kendisine "ermiş" süsü vererek halkın güvenini kazanan, ardından çıkar peşinde koşan "derin hocalar", toplumumuzda hiç de az olmamıştır. Bunlardan biri de, son yıllarda arkasından gidenlerle birlikte koskoca bir ülkeyi dibe sürükleyen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fethullah Gülen'dir.

İnsanların dini duygularına hitap ederek güven sağlayan, Türk Silahlı Kuvvetleri, adalet ve güvenlik sistemine sızan FETÖ tarafından 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe girişiminde bulunuldu. Halkın direnişi ve başta Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir olmak üzere vatanseverlerin müdahalesiyle engellenen darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti.

Bugünlerde, "15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü" kapsamında bu olayın yıl dönümü anılıyor.


Komünizmle mücadele!..

1990'lı yılların ortalarına kadar yazılı ve görsel basından uzak duran, kendisine bir "gizem" atfeden, "ermiş" görüntüsü veren Fethullah Gülen, adeta kuluçka dönemini yaşıyordu. "Sıradan bir imam" gibi görünürken, Soğuk Savaş döneminin bir Amerikan projesi olarak değerlendirilen Komünizmle Mücadele Derneğinin Erzurum'daki kurucuları arasında yer alıyordu.

Gülen, 1950'li ve 1960'lı yıllarda Erzurum'da imam ve vaiz olarak görev yaptı. 1966 yılında İzmir Kemeraltı'ndaki Kestanepazarı Camii'ne atandı. Burada örgütlenmesini Kur'an kursları üzerinden başlattı.


Manidar bir isim: "Sızıntı"...

Gülen'in FETÖ liderliğine evrilmesinin ilk adımlarını İzmir'de atması dikkat çekicidir.

"Hizmet Hareketi" lideri olarak anıldığı yıllarda, kamuoyu önüne fazla çıkmasa, gazetelerde ve televizyonlarda görünmese de artık onun sesi olan basın-yayın organları vardı. 1978 yılında yayımlanmaya başlayan Sızıntı Dergisi ve 1986 yılında kurulan Zaman Gazetesi ile basın dünyasında yer aldı. Ardından Samanyolu TV (1993), Mehtap TV (2006) ve Yumurcak TV (2007) ile televizyon alanında da etkisini artırdı.

Artık sadece camilerde vaaz vermiyor, medya gücünü de kullanıyordu.

Belki de asıl niyetini, manidar bir isim taşıyan Sızıntı dergisiyle ortaya koyuyordu.


Gülen ve 12 Eylül Askerî Darbesi

Gülen, 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesinde Sızıntı Dergisi'nde Türk Silahlı Kuvvetleri'ni öven yazılar kaleme aldı.

Darbe sonrasında ise derginin Ekim 1980 sayısındaki "Son Karakol" başlıklı yazısında şu ifadeleri kullandı:

"Ümidimizin tükendiği yerde Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe bin kere daha selam duruyoruz."

(6 Eylül 2017 tarihli Anadolu Ajansı haberi.)


Ve Gülen, Amerika'ya kaçar...

28 Şubat sürecinde dönemin Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından Fethullah Gülen ve örgütlenmesi hakkında bir rapor hazırlandı. Rapora göre Gülen bir örgüt lideriydi ve örgüt mensupları emniyet teşkilatına sızıyordu.

Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ulaşan bu rapordan üç gün sonra, 21 Mart 1999'da Gülen sağlık sorunlarını gerekçe göstererek ABD'ye gitti. 20 Ekim 2024 tarihinde ölümüne kadar Pensilvanya'da yaşadı.

(Türkiye Gazetesi.)


Vatandaşlar cömertçe bağış yapıyordu

Gülen'in kendisini gizleyerek gizemli olmayı bir propaganda yöntemi olarak kullandığı yıllardı.

Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun olduğum ve Milliyet Gazetesi İzmir Bürosu'nda görev yaptığım dönemde bazı gözlemlerim olmuştu.

Gülen'in, yine Kemeraltı'ndaki Hisar Camii'nde vaaz vereceği duyulduğunda gazeteci arkadaşlarla birlikte oraya gitmiştik. Caminin çıkışında Gülen'in müritleri, gazeteciler ile Gülen arasında adeta "etten duvar" örüyordu.

Camiden çıkan vatandaşlar ise avluya konulan büyük karton kutuyu paralarla dolduruyordu.


Derin hocanın kasetteki sesi...

İzmir'in bugüne göre daha sakin olduğu yıllardı. Müzik kasetleri seyyar tezgâhlarda satılırdı. Bir gün, satıcının teybinden bir vaaz kaseti dinledim.

"Bu konuşan kim?" diye sorduğumda satıcı, "Çok derin bir hocadır." cevabını vermişti.

Yıllar sonra Balıkesir'de emekli bir polis memurunun şu sözlerini hatırlıyorum:

"Biz bu adama çok güvenmiştik. Karımın kolundaki bilezikleri çıkarıp bağışlamıştık."


Birçok önde gelen isim adeta feryat ediyordu

Fethullah Gülen hakkında çok sayıda yazar, gazeteci ve bilim insanı yıllarca uyarılarda bulundu.

Gülen'in 1980'li yıllarda hedef aldığı kurumlardan biri de İzmir Maltepe Askerî Lisesi idi.

Cumhuriyet Gazetesi İzmir Temsilcisi Hikmet Çetinkaya, o günlerde şöyle yazıyordu:

"Bornova'da başlayan örgütlenmesini ve vaiz olarak İzmir Kestanepazarı Camii'ne atanmasını, Akevler Yapı Kooperatifi'nde, Yamanlar Koleji'nde, Maltepe Askerî Lisesi'nde, Işıklar ve Kuleli liselerinde sahte sağlık raporlarıyla örgütlendiklerini kimseye anlatamadık. İnanmak istemediler. Bütün siyasal iktidarlar cemaatin ne kadar masum olduğunu söyledi. Hakkımda 170 ceza davası açıldı, çoğundan beraat ettim."


Yahudi Hahambaşı ile poz veriyordu

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen, "dinler arası diyalog" söylemiyle kamuoyu önüne çıkmaya başlamıştı.

9 Şubat 1998 tarihinde Papa II. Jean Paul ile Vatikan'da görüştü.

26 Şubat 1998 tarihinde ise Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nda düzenlenen "dinler arası diyalog" toplantısında İsrail Sefarad Hahambaşı Eliyahu Bakşi Doron ile birlikte görüntü verdi.


Cumhuriyetçiler ve Atatürkçüler hedefteydi

Bu gelişmelerin yaşandığı dönemde Türkiye'de peş peşe suikastlar gerçekleştiriliyordu.

1990'lı yıllar; Cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı ve Atatürkçü çizgideki gazetecilerin, bilim insanlarının, siyasetçilerin ve hukukçuların hedef alındığı bir dönem olarak hafızalara kazındı.

Bu sürecin son halkalarından biri de Necip Hablemitoğlu suikastı oldu.

Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersleri veren, cemaat yapılanmaları, Alman vakıfları, altın madenleri ve Fethullah Gülen üzerine araştırmalar yapan akademisyen Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde Ankara'daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.


FETÖ darbe girişiminin ardından askerî okullar kapatıldı

15 Temmuz 2016'daki FETÖ darbe girişiminin ardından yaşanan en önemli gelişmelerden biri de askerî okulların kapatılması oldu.

31 Temmuz 2016 tarihinde yayımlanan 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarına bağlı tüm askerî liseler, Harp Akademileri ve Astsubay Hazırlama Okulları kapatıldı.

Kapatılan okullar arasında Osmanlı dönemine kadar uzanan köklü eğitim kurumları da bulunuyordu.


İşte kapatılan okullar

  • Kuleli Askerî Lisesi (İstanbul – 1845)
  • Heybeliada Deniz Lisesi (İstanbul – kökeni 1773 yılına uzanıyor)
  • Işıklar Askerî Hava Lisesi (Bursa)
  • Maltepe Askerî Lisesi (İzmir – 1928)
  • Erzincan Askerî Lisesi
  • Bando Astsubay Hazırlama Okulu
  • Harp Akademileri

Aynı tarihte, Gülhane Askerî Tıp Akademisi (GATA) ile askerî hastaneler de Sağlık Bakanlığı'na devredildi. Bu kurumlar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sağlık personeli ile subay ve astsubay eğitiminde önemli görev üstleniyordu.