Acayip günler yaşıyoruz. 24 saatte Siyaset dünyası altüst oldu. 102 yıllık CHP'nin yönetimi biber gazı dumanları, atılan plastik fişekler, kavgalar arasında el değiştirdi. Tom Barrack koskoca Türkiye Cumhuriyeti'ne 'Monarşi!' tavsiye etti....




Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Büyük Kurultayının 'mutlak butlan' kararı ile iptal edilmesi Türk siyasi hayatını yine toz duman etti. Çok partili hayata geçildiğinden bu yana siyasi alt üst oluşlara sahne olan Türkiye, bu defa çok daha karmaşık bir problemle karşı karşıya. Askeri darbeler, muhtıralar, 15 Temmuz darbe girişimleri yasayan Ülkemizde bu son olay da "darbe" olarak nitelendiriliyor.


ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI TANINMAZKEN YSK KARARLARI TANINIR MI?
"Mutlak Butlan" kararı, çok büyük oranda ve yaygın bir görüşle, sokaktaki insandan hukuk uzmanı çevrelere kadar, "hukuksuz", "meşru olmayan" bir karar olarak algılandı ve yorumlandı. Bu kararla son karar merci olan Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) çiğnenmiş olduğu, hatta YSK'nin, CHP'nin yaptığı itiraz başvurusunu reddederek kendi kendisini fesih sonucu yarattığı görüşleri belirtildi.


"ÇOK PARTİLİ SISTEME DARBE!"
En yüksek yargı merci olarak kabul edilen Anayasa Mahkemesi'nin nasıl ki son karar merci olduğu hukuki olarak kabul edilmişse, Yüksek Seçim Kurulu'nun da seçim hukuku alanında son karar merci olduğu kabul edilir(di). Fakat bu son olayla bu güvence de tartışılır hale geldi...
Bu gelişmenin ise, "Bundan sonra hiçbir seçim güvence altında olmayacak." sonucunu doğurduğu görüşünü ve kaygısını yaygınlaştırdı...
Turkiye'de 1 Temmuz 1946 tarihinde çok partili siyasi sisteme geçildi. 80 yıl sonra ise bu olayla birlikte çok partili sistemin sonuna gelindiği iddia edildi.


"ARINMA" ÇAĞRISI ve "MUTLAK BUTLAN".
CHP'nin 38. Büyük Kurultayı'nın iptali ile ilgili mahkeme kararının beklendiği, belirsizlik günlerinde bazi ilginç siyasi açıklamalar yapılıyordu. Açıklamalarla CHP'nin "Arınması gerektiği" vurgulanıyordu. O günlerde soru işaretlerine sebep olan bu çağrı, 'mutlak butlan' kararının gelmekte olduğunun bir 'işareti', 'şifresi' ya da 'öncü sarsıntısı' gibi olduğu görülüyor.
O günlerde, 12 Mayıs 2026 tarihinde eski CHP Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Balıkesir Politika Gazetesi'ne bir değerlendirme yapıyordu. Havutça, CHP'nin Özgür Özel liderliğinde 1. Parti konumuna geldigine dikkat çekerken; "Ancak partimiz bu süreçte bazı olaylar ve kişiler nedeniyle ağır yara almıştır. Bu nedenle arınma artık bir tercih değil, tarihsel bir zorunluluktur” uyarı ve çağrısında bulunuyordu.


DAVUTOĞLU, BABACAN ve KILIÇDAROĞLU
AÇIKLAMALARI ART ARDA GELDİ...

Mutlak Butlan davası ile bir ilgisi yokmuş gibi dursa da bir "arınma" çağrısı da Altılı Masa günlerinin ardından CHP listelerinden 10 milletvekilini Meclis'e sokan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu'ndan geliyordu. Davutoglu, 13 Mayıs 2026 tarihinde milletvekillerinin ve CHP'li belediye başkanlarının parti değiştirmelerini eleştiriyordu. CHP'yi "Ara sınavı kaybetmiş" diye nitelendiriyor, "Finalde 'Ben iktidara oynayacağım' diyorsunuz, arınacaksınız!" derken, AK Parti'den dışlanıncaya kadar konuşamayan Davutoğlu, "İktidar ise zaten bu çürümenin merkezindedir" eleştirisinde bulunuyordu.


"IKTIDARI CHP'YE BIRAKAMAYIZ!"
Yine Altılı Masa unsuru olan DEVA Partisi de, 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimlerinde 15 milletvekilini Meclis'e sokmuştu. DEVA Partisi Lideri Ali Babacan da 15 Mayıs 2026 tarihinde yaptığı açıklamasında, CHP'yi "iç kırışıklıkları" olan bir parti olarak niteliyor, "Bu ülkeyi CHP'ye bırakmak istemiyoruz" çıkışını yapıyordu.


BABACAN, AK PARTİ'YE Mİ DÖNECEK?
Ali Babacan, Sözcü Gazetesi'nde CHP hakkında 'mutlak butlan' davası ile ilgili karar açıklanmadan 6 gün önce öyle bir laf etti ki; ister istemez "AK Parti'ye mi dönüyor?" sorusunu akıllara getirdi. Tabii dönerse herhalde Mehmet Şimşek'in yerini alır..
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gazeteciler Taha Akyol ve Elif Çakır'ın sunduğu Karar TV'deki Gündem Özel programında, CHP'ye yönelik açılan 'mutlak butlan davasını' değerlendirirken şöyle diyordu; "Cumhurbaşkanı ne derse o olur. Mutlak butlanı ilan etmek isterse eder! Kılıçdaroğlu'nun gelmesini isterse gelir!..."


VE BİR GÜN ÖNCE KILIÇDAROĞLU
VİDEO İLE "ARINMA" ÇAĞRISI YAPTI!

Birer gün ara ile yapılan arınma çağrısı ve eleştirilerin ardından Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararının açıklanmasından 1 gün önce, beklenmedik şekilde, birdenbire bir video ile kamuoyunun karşısına çıktı. 20 Mayıs 2926 Çarşamba günü 'X' hesabından bir video yayınlayan Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi bize bırakılmış bir miras değildir. Partimiz bizlere kutsal bir emanettir. Emanet kirletilemez. Emanete kara çalınamaz. Kardeşlerim, hele ki bu ulu çınarın gölgesi haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da. Ama yolundan asla dönmez" dedi.


AHMET AKIN CHP'LİYMİŞ
AMA HANGİ CHP?

Son olaylar arasında yasanan, en ilginç olanı ise herhalde Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın durumu...
Hatırlanacağı gibi aylardır şehir efsanesi gibi konuşulan şu; "Başkan Akın AK Parti'ye mi geçiyor?" sorusu... Sanırım artık bu sorunun pek de anlamı kalmadı...
Başkan Akın defalarca "Ben CHP'liyim." dedi. Son olarak da CHP'nin Balıkesir mitinginde tekrarladı bu sözünü; hem de üç defa...
Tabii sonra şu 'mutlak butlan' kararı çıktı. Akın, danışmanı olduğu, eski CHP Genel Başkanı'nın yanına gitti. O günlerde Ankara'da CHP Genel Merkezi'nde ortalık karıştı. Sonuç olarak CHP ikiye bölünmüş bir görüntü arzetti ve Başkan Ahmet Akın, her iki tarafta da CHP'liydi. Bu açıdan belki de durumu en net olan oydu...


BİR KILIÇDAROĞLU, BİR DE ALLAH BİLİR!
Yaşadığımız siyasi gelişmelerin gerçek arka planını elbette tam olarak bilemiyoruz. Kapalı kapılar arkasında neler konusuluyor bilmiyoruz. Gazeteciler, diplomatlar, analistler ulaşabildikleri bilgilerle, görünene bakarak çıkarımlar yapıyor. Elbette yaşananları, gerçeği CHP Yönetimi yargı yoluyla teslim edilen Kemal Kılıçdaroğlu, bir Allah, bir de o biliyor. Yaşadığı sert eleştiriler ise zor bir durum. Kılıçdaroğlu'nun yerinde olmak kolay değil.


"BAY KEMAL", "KEMAL BEY" Mİ OLACAK.
SİYASİ DENGELER NASIL ŞEKİLLENECEK?

Bundan sonra ne olacak?.. İktidarın, Kemal Kılıçdaroğlu'na hitap ederken kullandığı dil değişecek mi?
Bazı gazetelerin manşetleri bu konuda ipuçları veriyor. Bazıları Kılıçdaroğlu için daha nazik dil kullandı. Bazı gazeteler de, genel olarak yasanan olayı bir 'demokrasi' krizi, 'rejim' krizi, 'hukuk' krizi değil de 'Sadece CHP'nin iç sorunu' gibi yorumladı.


GAZETE MANŞETLERİ
YENİ ŞAFAK: "Genel Merkez Kemal Bey'de"
TAKVİM: "Harp Partisi"
SABAH: "Özel Operasyonu Fiyaskoyla Bitti"
MİLLİYET: "Dünyada Sulh CHP'de Kaos"
TÜRKGÜN: "CHP'de Büyük Kavga"


VE YANIT BEKLEYEN SORULAR
* Kılıçdaroğlu'nun iktidarla, diğer siyasi partilerle, kamuoyu temsilcileri ile ilişkileri nasıl olacak?
* Kılıçdaroğlu'nun durumu meşru görülüp tanınacak mı?
* Kılıçdaroğlu seçim çalışmaları yapacak mı?
* Kılıçdaroğlu, bahsettiği "arınmak" ifadesi doğrultusunda ne yapacak?
* Kılıçdaroğlu, bazı isimleri tasfiye edecek mi?
* CHP kurultay politikası ne olacak?
* Kılıçdaroğlu CHP'li belediyelerle nasıl bir çalışma yürütecek.
* CHP'li belediye başkanlarının tutumu ne olacak?
* İktidar baskısı altındaki CHP'li belediyeler, Kılıçdaroğlu ile çalışabilecek mi?
* İktidarın, Kılıçdaroğlu ile letişimi, 'Bay Kemal'den, 'Kemal Bey'e dönüşecek mi?
* Kılıçdaroğlu, "iktidara hizmet ediyor" imajını değiştirebilecek mi?
* Özgür Özel ve çevresinde siyaset nasıl gelişecek?
* Yeni bir parti mi kurulacak?
* Özgür Özel, önümüzdeki dönemde Kılıçdaroğlu'na muhalif mi kalacak, Kılıçdaroğlu ile diyaloğa girecek mi, ya da uzlaşacak mı?


TRUMP'IN MEŞRUİYET VAADİ
TOM BARRACK'IN MONARŞİ TAVSİYESİ

Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerde Amerikan ve Israil politikalarının etkileri, Arap ülkeleri ve Ülkemize yansımaları, Türkiye'nin yaşadığı siyasi bunalıma da etki ediyor. Örneğin, Amerikan Başkanı Donald Trump, dış politika ilişkilerimizde şimdiye kadar karşılaşmamış olduğumuz diplomatik bir dile Ülkemizi muhatap ediyor. Trump, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yönetimine "meşruiyet desteği" vadediyor...
Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Tom Barrack ise, pervasızca konuşarak 102. yaşını doldurmak üzere olan Türkiye Cumhuriyeti'ne "Monarşi rejimini" tavsiye etti!...


SANCEZ'DEN ÖZEL'E DESTEK
Yurt dışından en ilginç tepki ise İspanya Başbakanı, İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE) Genel Sekreteri, Sosyalist Enternasyonal'in Başkanı Pedro Sancez'den geldi. Sancez, "Bizim için CHP'nin lideri Özgür Ozel'dir" dedi...