Daha birkaç yıl önce yapay zekanın işimizi elimizden alıp almayacağını tartışıyorduk. Şimdi tartışmanın adresi değişiyor. Çünkü yapay zeka artık Dünya'ya sığmıyor, uzaya çıkıyor.

Google'ın Suncatcher Projesi kapsamında ilk uydusunu yörüngeye göndermesi, sıradan bir uzay görevi gibi görülebilir. Ancak işin arkasındaki fikir oldukça büyük: Yapay zeka için ihtiyaç duyulan devasa hesaplama gücünün bir bölümünü gelecekte Dünya'nın dışına taşımak.

Yani bugün şehirlerin yakınında gördüğümüz, tonlarca elektrik tüketen ve soğutma için ciddi kaynak isteyen veri merkezlerinin bir benzeri yarın başımızın üzerinde dolaşabilir.

İşin ilginç tarafı da tam burada başlıyor.

Yapay Zeka Neden Uzaya Taşınıyor?

Yapay zekanın en büyük iştahı veri kadar enerjiye de yönelik.

Modeller büyüdükçe onları eğitmek ve çalıştırmak için gereken işlem gücü artıyor. İşlem gücü arttıkça elektrik tüketimi, soğutma ihtiyacı ve veri merkezi yatırımları da büyüyor.

Google'ın Suncatcher fikri ise farklı bir kapı açıyor: Güneş'in enerjisinden yörüngede yararlanmak.

Şirketin ilk aşamadaki amacı doğrudan dev bir uzay veri merkezi kurmak değil. Öncelikle yapay zeka donanımlarının uzay şartlarında nasıl davrandığını görmek istiyor.

Çünkü Dünya'daki klimalı bir veri merkezinde çalışan çipi alıp rokete koyarak uzaya göndermekle iş bitmiyor.

Fırlatma sırasında titreşim var.

Aşırı sıcaklık değişimleri var.

Radyasyon var.

Ve bir şey bozulduğunda teknik servisi çağırıp "Şu sunucuya bir bakar mısınız?" deme şansınız yok.

Google'ın yaptığı ilk testler bu nedenle önemli. Eğer yapay zeka çipleri uzun süre yörüngede güvenilir biçimde çalıştırılabilirse bugün biraz bilim kurgu gibi görünen "uzaydaki veri merkezleri" fikri hiç de uzak olmayabilir.

Üstelik bu yarışta Google yalnız değil.

Elon Musk'ın da yapay zeka hesaplamalarında kullanılabilecek yörüngesel veri merkezleri için çok büyük uydu ağları düşündüğü belirtiliyor.

Burada artık başka bir soru ortaya çıkıyor:

Dünya'nın çevresindeki yörünge, teknoloji şirketlerinin yeni veri merkezi arazisine mi dönüşecek?

Gökyüzünde Yeni Bir Teknoloji Yarışı Başlıyor

Bir düşünün...

Bugün yapay zekaya bir soru sorduğunuzda yanıtı kilometrelerce uzaktaki bir veri merkezinden geliyor.

Gelecekte aynı işlemin bir bölümü yüzlerce kilometre yukarıdaki bir uyduda yapılabilir.

Kulağa etkileyici geliyor.

Ama madalyonun diğer yüzü de var.

Daha fazla uydu demek daha kalabalık bir yörünge demek. Kullanım dışı kalan uydular, roket parçaları ve çeşitli ekipmanlar zaten yıllardır uzay çöplüğü tartışmasının merkezinde.

Buna bir de yapay zeka yarışı eklenirse gökyüzündeki trafik çok daha ciddi bir mesele haline gelebilir.

Üstelik konu sadece çarpışma riski değil.

Astronomların uzun süredir dile getirdiği ışık kirliliği sorunu da var. Binlerce, hatta gelecekte yüz binlerce uydunun yörüngede bulunması, Dünya'dan yapılan astronomik gözlemleri daha da zorlaştırabilir.

Yani teknoloji yine tanıdık bir ikilemle karşımızda.

Bir tarafta muazzam bir fırsat, diğer tarafta bunun bedelini nasıl yöneteceğimiz sorusu.

Fakat benim asıl dikkatimi çeken başka bir şey var.

Yapay zeka yarışı inanılmaz bir hızla alan değiştiriyor.

Önce bilgisayarlarımızdaydı.

Sonra telefonlarımıza girdi.

Arama motorlarına, otomobillere, fabrikalara, hastanelere kadar yayıldı.

Şimdi sıra uzaya geldi.

Belki birkaç yıl sonra "Yapay zeka nerede çalışıyor?" sorusunun cevaplarından biri gerçekten "Dünya'nın yörüngesinde" olacak.

İnsanlık yıllarca uzaya yaşam taşımayı hayal etti.

Görünen o ki bizden önce veri merkezlerini gönderebiliriz.