Takvimler 1 Eylül'ü gösterdi mi benim için yazın bittiğini anlatan şey ne havanın serinlemesi ne de okulların açılmasıdır. Balıkçı teknelerinden yükselen o tanıdık söz yeter: “Vira Bismillah!”
Yaklaşık dört buçuk aylık bekleyiş sona erdi. Karadeniz, Marmara ve Ege'de balıkçılar yeniden ağlarını denizle buluşturdu. Limanlarda aylardır bakımdan geçen tekneler, onarılan ağlar ve sezonu bekleyen balıkçılar için artık çalışma zamanı.
Tabii bu sadece balıkçının beklediği bir tarih değil.
Balık sevenlerin de gözü 1 Eylül'de.
Çünkü yaz boyunca balık tezgâhlarının önünden geçerken hep aynı cümleyi duyarız:
“Abi, sezon bir açılsın...”
İşte açıldı. Peki Eylül ayında hangi balık yenir?
Eylül'ün Yıldızı Bu Yıl Palamut Olabilir
Sezonun daha ilk gününden gelen görüntüler özellikle palamut konusunda beklentiyi yükseltiyor.
Balıkesir'de de bunun ilk işaretleri görülmeye başladı. Bandırma Balık Hali'ne sezonun ilk sabahında 1.652 çift palamut ile 793 kasa sardalya getirildi. İlk gün için hiç de küçümsenecek rakamlar değil.
Üstelik balıkçılar palamudun henüz yolun başında olduğunu söylüyor.
Şimdilik tezgâha gelenlerin önemli bölümü 250-300 gram civarında. Deniz suyu serinledikçe ve balık beslendikçe eylül ortalarına doğru palamudun irileşmesi bekleniyor.
Yani bugün gördüğümüz palamutla iki-üç hafta sonra göreceğimiz palamut aynı olmayabilir.
Zaten eylül ayının en güzel taraflarından biri de bu.
Ayın başında başka, sonunda başka bir tezgâhla karşılaşırsınız.
Palamut yavaş yavaş irileşir, yağlanır ve lezzeti artar. Ardından ekim gelir ve balık sofralarının belki de en hareketli dönemlerinden biri başlar.
Ama eylülü yalnızca palamuta teslim etmek de haksızlık olur.
Sardalya hâlâ çok güzel.
Hatta sardalya sevenler için eylül ayı kaçırılmaması gereken dönemlerden biri. Yaz boyunca yağlanan sardalya bu dönemde oldukça lezzetli oluyor.
Marmara ve Ege kıyılarında sardalyanın tezgâhlarda bolca görülmesi de şaşırtıcı değil.
Bir diğer seçenek istavrit.
Gösterişsizdir.
Palamut kadar konuşulmaz, lüfer kadar heyecan yaratmaz ama sofranın en güvenilir balıklarından biridir. Tavaya attığınızda sizi pek üzmez.
Eylül ilerledikçe gözümüzü çevireceğimiz bir başka balık ise lüfer.
Lüfer için eylül biraz sezonun kapısının aralandığı dönem. Asıl lezzetli günleri sonbaharın ilerleyen haftalarında geliyor. Denizler soğudukça lüfer hareketi de artıyor.
Eylül ayında tezgâhlarda barbun, kılıç, çipura, karagöz, mercan ve mırmır gibi balıkları görmek de mümkün. Tabii hangi balığın bol çıkacağı bulunduğunuz bölgeye, deniz sıcaklığına, göç yollarına ve hava şartlarına göre değişiyor.
Yani “Eylül geldi, şu balık kesin ucuzlar” diye bir kural yok.
Denizin hesabı bazen çarşıya uymuyor.
Balık Alırken Sadece Fiyatına Bakmayın
Sezonun açılmasıyla birlikte önümüzdeki günlerde tezgâhlarda çeşitlilik artacak.
Fakat burada başka bir mesele var.
Balığın bol olması kadar doğru boyda avlanması da önemli.
Bugün küçücükken yakaladığımız balığın gelecek yıl denizde olmayacağını unutmamak gerekiyor. Bu yüzden tezgâhta “Ne kadar ucuzmuş” demeden önce balığın yasal avlanabilir boya ulaşıp ulaşmadığına da bakmak lazım.
Çünkü deniz sonsuz bir kaynak değil.
Balıkçının da tüketicinin de aslında aynı şeyi istemesi gerekiyor: Bu bereketin gelecek yıl da devam etmesi.
Bir de tazelik meselesi var.
Balık alırken gözlerinin canlı ve parlak olmasına, solungaçlarının canlı renkte görünmesine, etinin diri olmasına dikkat etmek gerekiyor. Tezgâhta uzun süre beklemiş balığı anlamanın en kolay yollarından biri de zaten görüntüsü ve kokusu.
Peki bugün balıkçıya gittik, ne alalım?
Ben eylül ayının başında olsam sardalya ve palamuda bakarım.
Ay ilerledikçe palamudu daha yakından takip ederim.
Sonbahar kendini iyice hissettirmeye başladığında ise listeye lüferi eklerim.
Çipura, barbun, istavrit ve diğer mevsim balıkları da tezgâhın durumuna göre güzel alternatifler.
Ama balığın en güzel tarafı belki de hangisinin daha lezzetli olduğundan önce başka bir yerde saklı.
Eylül akşamında tavadan yükselen balık kokusunda...
Yanında bol soğanlı bir salata, biraz roka, belki sıcak bir ekmek...
Masada uzun uzun konuşulan sohbetlerde...
Çünkü bizim buralarda balık yalnızca karın doyurmaz.
Biraz mevsimi anlatır.
Biraz denizi.
Biraz da o denize gece yarısı çıkıp sabaha karşı ağ çeken insanların emeğini...
O yüzden sezonun ilk gününde söylenecek söz belli:
Rastgele...
Balıkçının ağı bereketli, denizimiz de hep bereket verecek kadar sağlıklı olsun.