Artık şehrin de bunun farkına varmasının zamanı geldi


Ağustos ayının başlarında iki ayrı yazıyla yaşlılık ve yaşlılarımızın hayatına dair düşüncelerimi sizlerle paylaşmıştım.

O yazılarda yaşlılığın yalnızca emeklilik maaşı, evde bakım hizmeti ya da birkaç sosyal destek programından ibaret olmadığını anlatmaya çalışmıştım.

Bugün aynı konuya yeniden dönmek istiyorum.

Çünkü Balıkesir açısından bu konu artık bir sosyal politika başlığı olmanın çok ötesinde.

Balıkesir yaşlanıyor.

Bunu artık hepimiz biliyoruz.

Türkiye'nin yaşlı nüfus oranı yüksek illerinden biri olan Balıkesir'de yaşlı nüfusun ağırlığı her geçen yıl daha fazla hissediliyor. Üstelik Balıkesir'in emekliler tarafından tercih edilen bir şehir olması, özellikle kıyı ilçelerinde bu tabloyu daha da belirgin hâle getiriyor.

Balıkesir, yaşlı nüfusuyla öne çıkan bir şehir olarak yaşlıları için ne kadar hazır?

Balıkesir yaşlılarına nasıl bir gelecek hazırlıyor?

Bence artık bu soruların cevabını birkaç belediye projesiyle geçiştirmek mümkün değil.

Yaşlılık, hayatın kenarına çekilme dönemi değildir.

Tam tersine, insanın yıllarca biriktirdiği tecrübenin, anıların, bilginin ve hayat hikâyesinin toplumla buluşabileceği çok değerli bir dönemdir.

Yaşlılar için daha fazlasını yapabiliriz

Türkiye'de yaşlılara yönelik önemli sosyal devlet uygulamaları var.

Emekli aylıkları, 65 yaş aylığı, evde bakım destekleri, evde sağlık hizmetleri, ücretsiz şehir içi ulaşım, aile hekimliği ve çeşitli sosyal yardım programları önemli kazanımlar.

Belediyeler de kendi imkânları ölçüsünde emekli evleri açıyor, sıcak yemek ulaştırıyor, ev temizliği ve kişisel bakım hizmetleri veriyor, kuaför ve berber hizmetleri sunuyor, kültürel etkinlikler düzenliyor.

Bunların hiçbirini küçümsemiyorum.

Tam tersine, ihtiyaç sahibi yaşlılar açısından bunların her biri kıymetli.

Fakat artık bir adım daha ileri gitmemiz gerekiyor.

Yaşlı insanın ihtiyacı yalnızca karnının doyması, evinin temizlenmesi veya hastaneye götürülmesi değildir.

İnsanın sosyal ve kültürel ihtiyaçları da vardır.

Bir insanın hayatının son yıllarını yalnızca bakım hizmeti alarak geçirmesi, onun bütün ihtiyaçlarının karşılandığı anlamına gelmez.

Yaşlı insanın konuşmaya, üretmeye, gezmeye, öğrenmeye, eğlenmeye, hatırlamaya ve hatırlatmaya da ihtiyacı vardır.

İşte sosyal devletin ve sosyal belediyeciliğin bundan sonraki sınavı da burada başlıyor.

Huzurevi yetmez, huzurlu bir hayat gerekir

Bir huzurevinin temel görevi elbette barınma ve bakım ihtiyacını karşılamaktır.

Fakat çağımızın huzurevi anlayışı bununla sınırlı kalmamalı.

Yaşlılarımızın kalan ömürlerini yalnızca bir yatak, yemek ve sağlık hizmeti üçgeninde geçirmelerini istememeliyiz.

Onlara yaşam alanları oluşturmalıyız.

Kitap okuyabilecekleri kütüphaneler, müzikle buluşabilecekleri salonlar, resim ve el sanatları atölyeleri, küçük bahçeler, yürüyüş alanları, sohbet mekânları…

Gençlerle bir araya gelebilecekleri ortamlar… Çocuklarla buluşabilecekleri etkinlikler…

Yıllarca yaptıkları meslekleri ve hayat tecrübelerini aktarabilecekleri programlar…

Emekli öğretmenin gençlere ders anlatabildiği, eski bir ustanın mesleğinin inceliklerini anlattığı, çiftçinin toprağın dilini gençlere öğrettiği, sanatla uğraşmış bir büyüğümüzün deneyimini yeni kuşaklarla paylaştığı bir sistem neden olmasın?

Çünkü yaşlılarımızın toplumdan alacağı kadar topluma vereceği de var.

Onları korumak kadar, hayata katmak da gerekiyor.

Alzheimer ve demans için özel bir merkez neden olmasın?

Balıkesir'in artık çok daha ciddi biçimde düşünmesi gereken konulardan biri de Alzheimer ve demans hastaları.

Yaş ilerledikçe bu hastalıklarla yaşayan insanların ve onların bakımını üstlenen ailelerin sayısı artıyor.

Bu hastalıklar yalnızca hastayı değil, bütün aileyi etkiliyor.

Gece gündüz bakım gerektiren, zaman zaman hastanın kim olduğunu, nerede olduğunu bile hatırlamadığı bir süreçten söz ediyoruz.

Aileler çoğu zaman büyük bir fedakârlıkla yakınlarının bakımını üstleniyor.

Fakat her ailenin bunu tek başına sürdürebilmesi mümkün değil.

İşte Balıkesir burada öncü olabilir.

Bir Alzheimer ve Demans Hastanesi…

Sadece hastaların tedavi edildiği değil, aynı zamanda ailelerin de destek aldığı, uzmanların görev yaptığı, gündüz bakım ünitelerinin bulunduğu, rehabilitasyon ve sosyal alanların yer aldığı kapsamlı bir merkez…

Neden olmasın?

Balıkesir'in nüfus yapısı böyle bir merkezin gerekliliğini zaten ortaya koyuyor.

Üstelik bu yalnızca Balıkesir'e değil, çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir merkez olabilir.

Evde bakımın bir adım ötesine geçmeliyiz

Evde bakım hizmetleri çok önemli. Fakat yaşlı bir insanın bütün hayatını evinin dört duvarı arasında geçirmesini normal kabul edemeyiz.

Evde bakım, insanı eve mahkûm etmemeli.

Tam tersine, insanın mümkün olduğu kadar hayatın içinde kalmasını sağlamalı.

Yaşlıların evlerinden çıkıp tiyatroya gidebildiği, konsere katılabildiği, müzeyi gezebildiği, kitap fuarına gidebildiği, sahilde yürüyebildiği, arkadaşlarıyla buluşabildiği bir şehir düşünün.

Belediyeler belirli günlerde yaşlılar için kültür gezileri düzenleyebilir.

Müzeler, antik kentler, tiyatrolar, konserler, sergiler ve şehir etkinlikleri yaşlılar için daha erişilebilir hâle getirilebilir.

Toplu ulaşım araçlarında erişilebilirlik artırılabilir.

Mahallelerde daha fazla bank, gölgelik ve dinlenme noktası oluşturulabilir.

Yaya geçitlerinde geçiş süreleri yaşlıların ihtiyaçları gözetilerek düzenlenebilir.

Baston kullanan bir insan için birkaç santimetrelik kaldırım yüksekliği bile büyük bir engel olabilir.

Yaşlı dostu şehir, tabelasına "yaşlı dostu" yazılan şehir değildir.

Yaşlı insanın evinden çıktığı andan tekrar evine döndüğü ana kadar kendisini güvende hissettiği şehirdir.

Gelelim Asıl Önerime… Balıkesir Yaşlı Zirvesi

Balıkesir'de kitap fuarları düzenleniyor. Gastronomi etkinlikleri yapılıyor. Festivaller gerçekleştiriliyor.

Şehrin turizmini, tarihini, kültürünü, mutfağını anlatan organizasyonlar düzenleniyor.

Bunların hepsi güzel.

Türkiye'nin yaşlı nüfusuyla öne çıkan şehirlerinden biri olan Balıkesir'de neden “Balıkesir Yaşlı Zirvesi” düzenlenmesin?

Ben bunu ciddi bir öneri olarak ortaya koyuyorum.

Bu zirvenin öncülüğünü Balıkesir Büyükşehir Belediyesi üstlenebilir.

Balıkesir Kent Konseyi bu çalışmanın en önemli paydaşlarından biri olabilir.

Üniversiteler, sağlık kuruluşları, sivil toplum örgütleri, meslek odaları, huzurevleri, yaşlı dernekleri ve ilgili kamu kurumları bu organizasyonun içinde yer alabilir.

Üstelik bu etkinliği sıradan bir toplantıya dönüştürmemek gerekiyor. Bilim insanlarının katıldığı akademik oturumlar yapılabilir.

Geriatri uzmanları, psikiyatristler, psikologlar, sosyologlar, şehir plancıları, mimarlar, sosyal hizmet uzmanları ve demans konusunda çalışan akademisyenler konuşabilir.

Yaşlılık ve şehir planlaması konuşulabilir. Alzheimer ve demans ele alınabilir. Yaşlı sağlığı tartışılabilir. Yalnızlık konusu masaya yatırılabilir. Emeklilik sonrası yaşam konuşulabilir. Yaşlıların kent hakkı ele alınabilir. Huzurevlerinin geleceği tartışılabilir. Evde bakım modelleri değerlendirilebilir.

Yaşlıların kendileri konuşabilir.

Çünkü yaşlılar hakkında konuşurken sürekli uzmanları, yöneticileri ve siyasetçileri dinliyoruz.

Bir kez de yaşlıların kendisini dinleyelim.

“Balıkesir'de yaşlı olmak nasıl?”

“Şehirden ne bekliyorsunuz?”

“Günlük hayatınızda en büyük sorun nedir?”

“Belediyelerden ne istiyorsunuz?”

“Yalnızlıkla nasıl mücadele ediyorsunuz?”

“Çocuklarınızdan ne bekliyorsunuz?”

“Bu şehirde kendinizi güvende hissediyor musunuz?”

Bunları onlara soralım.

Hatta bir “Yaşlı Öyküleri” programı düzenleyelim.

Balıkesir'in 70, 80, 90 yaşındaki insanları hayat hikâyelerini anlatsın.

Şehrin hafızası, o insanların hafızasında saklı.

Yaşlılarımız Balıkesir'in yaşayan arşividir.

Bu arşivi dinlemeden bu şehri tam olarak anlayamayız.

Yaşlı Zirvesi yalnızca akademisyenlerin konuştuğu, protokolün kürsüye çıktığı ve birkaç saat sonra dağılan bir organizasyon olmamalı.

Bilimsel toplantılar elbette yapılmalı.

Fakat bunun yanında konserler, tiyatro gösterileri, sergiler, film gösterimleri ve kültürel etkinlikler de olmalı.

Yaşlılar sahneye çıkmalı. Şiir okumalı. Türkü söylemeli. Fotoğraflarını sergilemeli. El emeği ürünlerini göstermeli. Hayat hikâyelerini anlatmalı.

Gençlerle bir araya gelmeli.

Belki üniversite öğrencileriyle yaşlılar eşleştirilerek bir “Kuşaklar Buluşması” düzenlenmeli.

Gençler yaşlılardan hayat hikâyelerini dinlemeli.

Yaşlılar gençlerin dünyasını tanımalı.

Böylece yaşlılık, toplumun dışında kalan bir dönem olmaktan çıkıp kuşaklar arasında bir köprüye dönüşebilir.

Balıkesir bir Model Şehir olabilir

Balıkesir isterse bu konuda Türkiye'ye örnek olabilir.

Yaşlı dostu mahalleler… Yaşlı dostu ulaşım… Alzheimer ve demans merkezi… Nitelikli yaşam merkezleri… Evde bakımın ötesine geçen sosyal hizmetler… Kuşaklar arası dayanışma projeleri…

Ve bütün bunları bir araya getiren bir Balıkesir Yaşlı Zirvesi…

Bence hiçbiri hayal değil.

Yeter ki yaşlılığı bir sorun olarak görmekten vazgeçip hayatın doğal ve değerli bir dönemi olarak kabul edelim.

Çünkü yaşlılık hepimizin gideceği yoldur.

Ağustos ayında sormuştum:

Yaşlılarımız için daha fazlasını yapabilir miyiz?

Bugün cevabımı kendim veriyorum:

Evet, yapabiliriz. Hem de çok daha fazlasını…

Yeter ki yaşlılarımızı hayatın kıyısında bekleyen insanlar olarak değil, bu şehrin dününü kurmuş, bugününü taşıyan ve yarınına ışık tutabilecek insanları olarak görelim.

Balıkesir Yaşlı Zirvesi'ni gerçekleştirelim.

Bilim insanlarını, yöneticileri, uzmanları ve en önemlisi yaşlılarımızı aynı salonda buluşturalım.

Çünkü bir şehrin gerçek medeniyeti, en güçlülerine ne kadar imkân sunduğuyla değil, en çok korunmaya ihtiyaç duyan insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür.

Balıkesir yaşlanıyor.

Artık şehrin de bunun farkına varmasının zamanı geldi.