Balıkesir Kitap Fuarı 10 günde 216 bin ziyaretçiyi ağırladı. Bu rakam önemli. Kitap okuma alışkanlığının tartışıldığı, özellikle gençlerin kitapla ilişkisinin sorgulandığı bir dönemde on binlerce insanın kitapların, yazarların ve edebiyatın peşinden gitmesi elbette sevindirici. Geçen yıl 150 bini aşkın ziyaretçi ağırlayan fuarın bu yıl daha fazla ilgi görmesi, organizasyonun karşılık bulduğunu gösteriyor. 120’yi aşkın yayınevi, 200’ü aşkın yazar, dolan söyleşi salonları, uzayan imza kuyrukları…
Bunların hepsi güzel.
Ancak insanın aklına bir soru geliyor; Balıkesir Kitap Fuarı’na 216 bin kişi geldiyse, bu fuar Balıkesir’in kendi edebiyatına, kültürüne ve düşünce dünyasına ne kattı?
Kitap fuarları artık Türkiye’nin dört bir yanında düzenleniyor. Belediyeler ev sahipliği yapıyor, organizasyon şirketleri fuarları düzenliyor, yayınevleri ve tanınmış yazarlar okurlarla buluşuyor. Şehir değişiyor, fuarın adı değişiyor, afişler değişiyor. Fakat organizasyonların temel yapısı çoğu yerde birbirine benziyor.
Bu, fuarların değerini azaltmıyor. Kitapla insanı buluşturan her organizasyonun ayrı bir kıymeti var. Hele ki okuma alışkanlığının geliştirilmesine ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde…
Ancak bir kentin ev sahipliği yaptığı kültür etkinliğiyle kendi kültürünü ortaya koyması aynı şey değil.
Balıkesir’in önünde tam da bu ayrımı yapabileceği bir fırsat var.
Geçen yılın onur konuğu usta şair Ataol Behramoğlu, bu yılın onur konuğu ise yazar Ayşe Kulin oldu. Her iki isim de edebiyatımızın tanınan temsilcileri. Okurlarıyla buluşmaları, kitaplarını imzalamaları ve söyleşilere katılmaları önemli.
Balıkesir’in kendi edebiyat insanları bu tablonun neresinde?
Balıkesir’in kendi yazarlarını, şairlerini ve edebiyat birikimini tanıtmak için değerlendirebileceği geniş bir alan var.
Peki, bu birikim fuarın kimliğini oluşturan temel unsurlardan biri haline getirilemez mi?
Balıkesir’in kültürel kimliğini ortaya koymak, kentin kendi edebiyatçılarını tanıtmak ve yerel kültür mirasını geleceğe taşımak, organizasyonun ticari akışına bırakılmamalı.
Balıkesir’in yazarları ve şairleri, fuarın kenarında duran konuklar değil, kültür programının kurucu unsurları olmalı.
Bunun yolu da fuara birkaç yerel isim eklemekten geçmiyor. Balıkesirli yazarların eserlerini tanıtacağı, şairlerin şiirlerini okuyacağı, araştırmacıların kentin tarihini ve kültürünü anlatacağı, akademisyenlerin bilimsel çalışmalarını paylaşacağı özel programlar hazırlanmalı. Yerel yayınlara, edebiyat dergilerine ve kültür araştırmalarına daha fazla alan açılmalı.
Her yıl fuarın bir kültür insanına adanması da düşünülebilir. Bu isim mutlaka hayatta olan bir yazar olmak zorunda değil. Geçmişte yaşamış bir şair, romancı, araştırmacı ya da bilim insanı da seçilebilir.
Burada amaç, yalnızca isimleri afişlere yazmak olmamalı. Seçilen kişinin eserleri okunmalı, çalışmaları incelenmeli, hakkında yeni araştırmalar yapılmalı ve genç kuşaklarla buluşturulmalı. Böylece fuar, kitapların satıldığı ve imzalandığı bir etkinliğin ötesine geçerek kentin kültürel hafızasını canlı tutan bir buluşmaya dönüşebilir.
Şehrin kültürel zenginliği, yalnızca dışarıdan getirdiği isimlerle değil, kendi yetiştirdiği insanları ne kadar tanıdığı ve tanıttığıyla da ölçülür.
***
Gelelim 216 bin ziyaretçiye…Bu rakamı küçümsemek haksızlık olur. On günde bu kadar insanı fuara çekmek, yayınevlerini ve okurları aynı ortamda buluşturmak önemli. Ancak ziyaretçi sayısı, kültürel bir etkinliğin bütün başarısını tek başına açıklamaz.
Kaç çocuk ilk kez kendi yaşına uygun bir kitapla tanıştı? Kaç genç, daha önce adını duymadığı bir yazarı keşfetti? Balıkesir’in edebiyat mirası ne kadar anlatıldı? Yerel yazarların eserleri daha geniş bir okur kitlesine ulaştı mı? Fuarda başlayan kültür çalışmaları yıl boyunca sürdürülebildi mi?
Bunlar da sorulmalı.
Elbette bu sorular, fuarda böyle kazanımlar hiç yaşanmadığı anlamına gelmiyor. Ancak 216 bin ziyaretçinin oluşturduğu ilgiyi kalıcı bir kültürel kazanıma dönüştürmek için daha fazlasını düşünmek gerekiyor.
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, fuarı geleneksel hale getirme hedefini dile getiriyor. Gelenekselleşmek, aynı organizasyonu her yıl tekrarlamakla sınırlı kalmamalı. Her yıl üzerine yeni bir şey koymak, şehrin kültürel kimliğini belirginleştirmek ve gelecek kuşaklara kalıcı bir miras bırakmak gerekiyor.
Balıkesir’in ilçeleri, köyleri, yerel anlatıları, tarihî birikimi ve edebiyat geçmişi bu fuarın önemli bir parçası olabilir. Balıkesir Üniversitesi’nin akademik birikimiyle yerel yazarların üretimleri bir araya getirilebilir. Gençler, kendi şehirlerinden çıkan edebiyatçıları tanıyabilir. Şehir dışından gelen tanınmış isimlerle Balıkesirli yazarlar aynı programlarda buluşabilir.
Böyle bir yaklaşım, fuarı diğer kentlerde düzenlenen organizasyonlardan ayıracak özgün bir kimlik kazandırabilir.
Gelecek yılların fuarını anlamlı kılacak asıl fark burada yatıyor.