Eda Girgin, lise ve üniversite eğitimini sağlık üzerine tamamladı. Eşinin önerisi ile çiftçiliğe fide yetiştirmek, tohum üretmek ile başladı. Aşık Veysel’in, “Benim Sadık yârim kara topraktır” sözlerinden ilham alıp, toprağı, toprağın hayat verdiği bitkileri çok sevdi. Çevresindekilerin, “Tırnağı ojeli, saçı röfleli çitçi mi olur?” sözlerine aldırış etmeden, “Oje de sürerim, tarlada çift de sürerim” sözlerini kendine şiar edindi ve toprağa dört elle sarıldı. Kısa sürede yüzlerce çeşit fide ve tohum üretmeyi başardı. Sosyal medya aracılığı ile yüzlerce müşteri edindi. 1 dekar ile başlayan üretimi kat be kat arttırarak parmakla gösterilen Z kuşağı çiftçiler arasında en ön sıralarda yer almaya başladı. Yüzlerce, binlerce müşteri edindi. İşini geliştirmek için tarım üzerine üniversitede öğrenim görmeye başladı. Diğer bitkiler hariç sadece 150 ayrı çeşit domates, 120 ayrı tür biber fidesi üretip örnek oldu. Sera otomasyonu, kargo ve çiftlik hayvanları üretim kapasitesini artırmak, büyük ölçekli çiftçilere standart kalitede fide sunabilmek amacıyla teknik otomasyon yatırımları hayata geçirdi. Türkiye’nin dört köşesine tohum ve fide sattı. İşini büyütmek için var gücüyle çalışan Eda Girgin yaşam öyküsünü politika okurları için anlattı.

1 (Custom)-10


Eda Girgin kimdir?

24 Ağustos 2001’de Balıkesir’in Toygar Mahallesi’nde dünyaya geldim. Fatih İlköğretim Okulu’nda öğrenime başladım. Annem ve babam ayrıldıktan sonra Burhaniye’de sağlık personeli olan ablamın yanına taşındık. Bu nedenle orta öğrenimini Burhaniye Bahçelievler Ortaokulu’nda tamamladım. Burhaniye Sağlık Meslek Lisesi’ni bitirdikten sonra Balıkesir Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Paramedik ve Tıbbi Sekreterlik bölümünden diploma aldım. Lise ve üniversite öğrenimini çalışarak devam ettirdim. Sağlık sektörünü ve insanlara şifa vermeyi çok sevmeme rağmen, evlendikten sonra tamamen tarım ile uğraşmaya başladım. Eşimle birlikte Atalık Tohum ve değişik türde bitki fidesi üretiyoruz. Bir atım var ve iyi bir biniciyim. Bir çocuk annesiyim yaptığım işi geliştirmek, büyütmek için elimden gelen gayreti gösteriyorum.

2 (Custom)-7


Sağlık sektöründe, belirli mesai saatleri, arınık ve sıcak bir ortam, iyi bir ücret var. Sağlık sektörünü neden bırakıp tarıma yöneldiniz? Pişmanlık duyup eğitimini aldığınız Paramedikliği arzu ettiniz mi?

Burhaniye Sağlık Meslek Lisesi ve yükseköğrenim sürecinde çok iyi hocalarım vardı ve güzel bir eğitim aldım. Lise yıllarında staj dönemim çok güzel geçti. Burhaniye, Edremit ve İvrindi’de staj yaparken, zaman içinde sağlık sektörünü çok sevdim ama sağlık sektörünün benim gibi hassas insanların çalışabileceği bir ortam olmadığını anladım. Hastane ortamında tanık olduğum kayıplar, insanların yaşadığı büyük üzüntüler bana ağır geldi. Yaz tatillerinde çeşitli işyerlerinde ve kafeteryalarda çalışırken, o günlerde erkek arkadaşım olan eşim Oğuzhan, tohumların ve fidelerin paketlenmesi, kargoya verilmesi için kendisinin yanında çalışmamı önerdi. Tarım sektörüne böylelikle adım attım. Tüm bunlara rağmen yükseköğrenimimi yine sağlık üzerine tamamladım. Üniversitede okurken kaldığım küçük bir pansiyon odasında bu işi sürdürdüm. Her gün elimde kargo paketlerini gören arkadaşlarım bana “Kargocu kız” demeye başladı. Yalnız büyümüş bir çocuk olarak hep çalışmak zorundaydım. Lise yıllarında, üniversitedeki eğitimim boyunca hafta sonları ve yaz tatillerinde çalıştım. Mezun olduktan sonra dünya evine girdik. Eşime yardımcı olmaya başlayıp profesyonel ziraatçiliğe adımımı attım. Toprakla bitkilerle uğraşmaya başladıktan sonra sağlık sektörüne dönmeyi bir an bile düşünmedim. Çiftçiliğin kendine özgü büyük zorlukları var. Hafta sonu tatiliniz, bayramınız, seyranınız olamıyor. Canlı bir organizmayla çalışıyorsunuz. Bazen günde iki kez sulanması, sürekli başında durulması gerekiyor. Sağlıkta tanık olduğum insan acıları psikolojik olarak çok daha yıpratıcıydı. Çiftçilikte de cefalı bir süreç var; fakat canlı bir bitkiyi sıfırdan yetiştirmek ve doğayla iç içe olmak ruhuma inanılmaz bir huzur veriyor.

3-39


Seracılığa nasıl başladınız? Tohum ticaretinden fide üretimine geçme fikrini size kim verdi? Bu aşamada karşılaştığınız zorluklar nedir? Sera fideciliği için eğitim aldınız mı?

Eşim küçük çapta tohum üretmenin yanı sıra, tohum alıp, e ticaret yoluyla tohum satıyordu. Ben işi büyütmek istiyordum. Tohumları paketleyip gönderirken, müşterilerimiz sürekli fide olup olmadığını soruyordu. Fideye talep çoktu. Eşimin babası çiftçiydi, tel örgülerle çevrili bir arazileri, arazi içinde küçük bir ev ve koyun ağılı vardı. Burada fide üretebileceğimiz teknik bir altyapı yoktu. Sera kurma düşüncemi eşime anlatınca olumlu karşılayıp küçük bir sera kurdu. Hiçbir teknik bilgimiz olmadan üretime atıldık. İlk sene büyük bir acemilik yaşadık; yanlış gübreleme yapmamız nedeniyle maalesef tüm salatalık fidelerimizi heba ettik. Acı tecrübe bana işin mutfağını öğrenmem gerektiğini gösterdi. Temel hedefim tamamen doğal, kimyasaldan uzak üretim yapmaktı. Çünkü o dönemde pazardaki pestisit (tarım ilacı) kalıntıları insan sağlığı açısından tartışılıyordu. İşin hem teorik hem de pratik esaslarını öğrenmek amacıyla Sera kurduğumuz Kızıklı’ya çok yakın konumda, Burhaniye’nin Börezli Mahallesi’ndeki BAÇEM (Balıkesir Çiftçi Eğitim Merkezi) ile irtibata geçtim. Serada doğal tarım yapmak için, kesinlikle kimyasal sokmak istemiyordum. BAÇEM'in neredeyse bütün eğitimlerine katıldım. Nazım Hoca, Mücahit Hoca gibi çok değerli öğreticilerimiz var ve bize çok şey kattılar. BAÇEM’in olanaklarından en üst düzeyde yararlandım. Biraz da işin sırrını tecrübeyle öğrendik. Daha sonra Isosyal medyayı kullanmaya başladım. Üretiyorsunuz ama nasıl satacaksınız? Bu nokta çok önemli. İnsanların biraz bu işe teşvik olması gerekiyor. İnsanlar bir şeyler denemekten, yetiştirmekten korkar duruma geldiler. Avcı ve toplayıcı bir toplumken saksıda bile bir şeyler yetiştirmeye korkan bir toplum haline gelmiştik. Bunu sosyal medyaya girince anladım. Sosyal medya hesabımdan, “Korkuyorum, yapamam, nasıl başlayabilirim” diye mesajlar alıyordum. Bu kişilere bir an önce başlayarak bu işe adım atabilirsiniz. Başlamadan başlayamazsınız. Ne kadar düşünürseniz o kadar başlayamayacaksınız mesajları gönderip, onları teşvik ettim.

4 (Custom)-7


Gerçek mesleğinizi bırakıp çiftçiliğe başlayınca sizi eleştirenler ya da destek verenler oldu mu?

İnsanlar ilk önce dalga geçti. “Ojeli, röfleli çiftçi mi olur? Yeni nesil çiftçiler türedi” gibi söylemlerle karşılaştım. Aslında insanlara biraz da Z kuşağı olarak bu işi yapabileceğimizi göstermeye çalıştım. Şimdi bu alanda benim gibi çok da arkadaşım var ve yaptıklarını sosyal medya hesaplarından paylaşıyorlar. Hepsini takip ediyorum, hepsiyle irtibattayız. Biz Z kuşağı olarak üretimin içerisindeyiz ve kendi tarzımızla üretimin içerisindeyiz. Ojemizi de sürüyoruz, tarlamızı da. Bizim Z Kuşağı çiftçi arkadaşlarımla sloganımız budur. Bir kadın olarak her şeyi başarabiliriz. Bu süre zarfında zorlandığım yerler elbette oldu ama tabii ki eşimin de yönlendirmesi ve desteğiyle süreçlerin hepsini atlattık. Şu anda da 435.000 takipçisi olan sosyal medya hesabım var ve yaptıklarımı, edindiğim tecrübelerimi yayınlıyorum. Gerçek mesleğimi de sevdim fakat Sağlık sektörü gerçekten çok zor bir sektör. Psikolojik anlamda gördükleriniz tarladaki, seradaki gibi değil. Burada bir hayvanınız var ve onun ölümüne şahit oluyorsunuz ama kesinlikle bir insanla aynı şey değil. İnsanların feryatları, evlatlarını ya da annesini babasını kaybetmiş olmaları psikolojik anlamda fazla yük oluyor. Tabii ki her mesleğin zorlukları var. Çiftçi olarak tatilimiz yok. Tamamen toprağa bağlı durumdayız. Biz de canlı bakıyoruz, bazen bitkilerin de tedaviye gereksinimleri var. Sağlık meslek lisesini ebe olarak bitirdim. Bir insanın doğumunu yaptırmadım ama Kayınpederimin koyunlarının doğumlarında hep oradaydım. İnsanlarda ve hayvanlarda doğumun anatomisi benzer. Eşim en büyük destekçim. Ben ona tohum satışında destek olurken fide üretimini ben istedim. Eşim serayı yaptırarak bu fikri başlatmış oldu. Eşim bu işte olmasaydı belki de bu işi hiç bilmeyecek, girmeyecektim. Hayatım bu şekilde çiftçiliğe evrildi. Bir anda şehirli bir kızken çiftçi bir kız olup çıkıverdim

5 (Custom)-5


Çiftlikte hangi fide ve tohumları üretip satıyorsunuz? Sizin ürettiklerinizin diğerlerinden farkı nedir?

Çiftliğimizde geleneksel lezzetleri korumak amacıyla yürütülen çalışmalarda, genetiği değiştirilmemiş ve ıslah edilmemiş ata tohumları yetiştirmeyi esas alıyoruz. Amaç, endüstriyel melez çeşitlerin unutturduğu, ayırt edici koku ve lezzeti tüketiciyle yeniden buluşturmaktır. Serada yalnız 150 çeşit farklı domates, 120 çeşit farklı biber türü ve diğer sebzelerin fidelerini ürettiğimizi söyleyerek size bir fikir vermek istiyorum. Çocukluğunuzda yediğiniz domatesin tadını size aldırmaya çalışıyoruz. Çocukluğumuzda hatırladığımız domatesin mis kokusu, ekşilik oranı gibi şeyler unutuldu. Melez çeşitlere ya da standart çeşitlere geçildi. Ya da geçilmek zorunda kalındı. Çünkü artan nüfusu doyurmak gerekiyor. Hobi amaçlı bu işi yapan biriyseniz kesinlikle ata tohumu kullanmalısınız. Çiftçinin de kullanmasının teşvik edilmesi gerektiğini düşünüyorum Türkiye çok verimli topraklara sahip. Değişik bölgelerde pek çok farklı ürünler yetiştiriyoruz. Bu topraklara taş atsanız filizlenir bu memlekette. Biz de bunu değerlendiriyoruz. Şu anda da çiçek ve salon bitkisi fidesine yönelmek istiyoruz. Bu nedenle büyük bir sera yaptırdık. Onu da kısa sürede üretime almayı planlıyoruz. Fide çeşitlerinden örnek vermek gerekirse, Çocukluğumuzun pembe köy domatesi, yüksek sululuk oranı ve aromasıyla dikkat çeken Black Beauty ve Blue Beauty, Chocolate Stripes, Ananas Blue, Kozmik Ellips, kırmızı ve çikolata ampul domatesler, sarı çeri, kırmızı şeker ve armut domates çeşitleri. Murasaki, Jalapeno, Lesya, Peter acı biber, Kamber biberi, yediveren acı süs biberi, Makedonya biberi; patlıcan grubunda ise kemer patlıcan, mini siyah patlıcan ve en eski ata çeşitlerinden olan yumurta patlıcanı. Dikenli salatalık, çiçek bamya, karışık renkli havuç, semizotu, marul çeşitleri ve geleneksel bir ata çeşidi olan, dışı yeşil, içi sapsarı ve uzun yapılı Monster sarı karpuz. Portakal, çilek, misket limonu, çikolata kokulu naneler, Fas nanesi, mızraklı nane, tıbbi nane ve geleneksel köy nanesi.

6 (Custom)-4


Siyah domates, portakal, limon, çikolata kokulu nane ya da yumurta patlıcan çeşitlerini görenler, bunların genetiği ile oynandığı düşüncesine kapılmıyor mu?

Seramızda bu tür fideler yetiştiriyor, tohum üretiyoruz. Bizde hepsi var ve saymakla bitmez. Örneğin değişik kokulu naneleri lüks mekanlar tercih ediyor ve insanlar gerçekten naneden portakal kokusu alınca çok şaşırıyorlar ve bunların genetiğiyle oynanmış zannediyorlar. Ama böyle bir şey yok. Doğada birçok çeşit nane var. Pek çok insan bilmiyor. Şu an an açıktan tarım okuyorum eğer bitirebilirsem dördüncü diplomam olacak. Bu işin teorik bir kısmı var. Sahada çiftçiler olarak tecrübe edinebiliyoruz ama teorik bilgilerimiz çok sınırlı kalıyor. Teorik bilgiyi tamamlamak için çareyi açıktan tarım okumakta buldum. Bildiğim kadarıyla yetiştirdiğiniz bölgedeki ikilimden tutun toprak yapısına kadar yetiştirdiğiniz sebzeleri ve verimini etkiliyor, lezzetini etkiliyor, kokusunu etkiliyor. Siyah olan domateslerimiz çok lezzetli. Mesela Chocolate Stripes çok lezzetli bir domates. Blue Beauty herkese tanıttığım ve herkesin mumla aradığı bir domates. Sululuk oranı, aroması çok yüksek ve bunlar lezzeti etkiliyor. Bizim de en favori domatesimiz, Black Beauty ve Blue Beauty.

7-11


Kadın çalışanların hamilelik ve doğum süreçlerinde 24 haftalık ücretli izin verilir. Sonrasında çalışma saatleri içinde süt izni. Çiftçilikte doğum izni yok, süt izni yok. Çocuk büyüten anne olarak çiftçilik zor olmuyor mu?

Çocuğumuz olacağını öğrenince yeni bir eleman geliyor diye çok sevindik. Çünkü bu işlerde çalışan bulmak çok zordur. Ama öyle olmadı. Çünkü çocukla işler bir noktadan sonra zor. Çocuğun bakımı ve çiftlik işleri bir arada. Ben maalesef tam fide döneminde Nisan'da doğum yaptım. Müşteriler doğum yaptığımı bilseler de üç günlük lohusayken gelip beni görmek bilgi almak istiyordu. Sağ olsunlar. Tabii ki onlar olmasa, değerli müşterilerimiz olmasa işimiz olmaz. O yüzden mümkün olduğunca kırmadım ve doğumun üçüncü günü bebeğimle çiftlikteydim. Hamilelik sürecim boyunca da hep çalıştım. Yapma, bu kadar kendini yorma diyen çok oldu. Vatandaş bu tip şeylerden korkuyor. Hamileyseniz hiç hareket etmemeniz gerekiyor gibi hissediyorlar. Sağlıkçı olduğum için bana neyin iyi geleceğini biliyordum ve ona göre davrandım. Doğum yaptığım gün tarladaydım. Yere dökülen bademleri görünce ağaca çıkıp silkelemeye başladım. O esnada bir gariplik olduğunu fark ettim. Karnımda kasılmalar başlamıştı. Biraz bekledim belki geçer diye ama olmadı. Eve gittim, yemek yedikten sonra doğumun başladığını fark ettim. Hastaneye gittiğimde çiftlik kıyafetleri ve çamurlu çizmelerim vardı ayağımda. Bütün kadınlar prensesler gibi doğum yapmak ister. Böyle ister ama ben en çiftçi halimle hastanedeydim. Daha sonra annem ve eşim yetişti. Hazırladığımız çantayı getirdiler. Yani bu işin her alanı zor ama bu zorlukların altında da çok güzellikler var. Daha sonra bebekle çalışmaya adapte olmak için uğraştım. Nenelerimiz çocuklarını kara çarşafla sırtına bağlayıp çalışırlarmış Allah'tan şimdi yeni nesil slingler var. Onlar işimizi bayağı bir kolaylaştırdı. Kızım Destina Nisan’da, havaların güzelleştiği zamanda dünyaya geldi. Dışarı çıkmak, tarlada, bahçede durmak sorun olmadı. Hatta çocuğu bir fide gibi serada büyüttüm. Destina henüz bir haftalık olmamışken nane kokularının arasında uyumaya alıştı. Toprak kokusunun tam ortasında büyümeye devam ediyor ve bir buçuk yaşına girdi.

8 (Custom)-3


Tohum ve fideleri nerelere satıyorsunuz? Alıcı kitleniz kim? Tohum ve fideleri müşteriye nasıl ulaştırıyorsunuz?

Biz Türkiye'nin her yerine fide ve tohum gönderebiliyoruz. Fidelerimiz zedelenmeyecek biçimde tasarlanmış 12 adet kapasiteli özel paketlerde taşınıyor. Toprağı bile kurumadan, kırılmadan alıcıya ulaşıyor. Türkiye’de kargoların ürün ulaştırabildiği her yere gönderim yapıyoruz. Kargo çalışanları biraz hoyrat oluyor fakat mümkün olduğunca güzel ve titiz paketleme yapılınca sorun olmuyor. Müşterilerimiz de bunun bilincinde. Biz kargoları çıkarmadan müşterilerimize her zaman söylüyoruz ki biz size bir eşya göndermiyoruz. Biz size yaşayan bir organizma, bir canlı gönderiyoruz. Bu nedenle paketleri mümkün olduğunca erken teslim alın, alır almaz açıp su verin, en kısa sürede toprakla buluşturun uyarısında bulunuyoruz. Kargodan kaynaklı sıkıntı olunca ürünü ücret almadan tekrar gönderiyoruz. Genelde ürünlerimizi hobi amaçlı üretim yapanlar alıyor. Ata tohumu ve fidesi yetiştirmek sıkıntılı bir iş. İzinlerini, satış belgelerini almak gerekiyor. Balıkesir İl Tarım Müdürlüğünde bize çok yardımcı oldular. Büyük serayı inşa ettikten sonra hedefimiz büyük çiftçilerle çalışmak, üretimi büyütüp genişletmek. Bunun için biraz otomasyon gerekiyordu. Şu an kullandığımız sera el yordamıyla yapılmış bir sera olduğu için bu güne dek seri üretime geçemedik. Tarımda otomasyon sistemlerini de kullanarak otomatik bir serayla büyük çiftçilere ulaşmak amacındayız.

9 (Custom)-1


Otomatik sera ne demek?

Otomatik sera içerisinde rahat çalışabilmeniz için tezgahlar olmak zorunda. Çünkü aşağıya eğilmiyorsunuz, çalışmanız daha kolay oluyor. Fidelerin özel tezgahları vardır. Kısacası bitkilerin büyümesi için gereken sıcaklığı, ışığı, nemi, sulamayı havalandırmayı bir kişinin el atmasına gerek kalmadan, bilgisayar, sensörler ve otomosyon yazılımlar sayesinde dakikası dakikasına yöneten bir sistemi barındıran seradır. Bizim çalıştığımız küçük serada sulama çok zaman alıyor. Zamanımızı 2,5 saat sulamaya ayırıyoruz. Şimdi kış içerisi sıcak olmuyor. Yazın gün de üç kere sulama yapılıyor. Büyük bir zaman ve iş gücü kaybı. Yeni Serada sulama işlemini bir tuşa basıp gerçekleştireceksiniz. Bunların dışında tohum atım makineleri, çimlendirme odaları gibi sistemlerle üretimi yoğunlaştırabiliyorsunuz.

10-26


Atalık tohum nedir?

Atalık tohum aslında tartışmalı bir konu. Atalık tohum hiç ellenmemiş, ıslah edilmemiş, genetiği ile oynanmamış tohumdur. Botanik ve tarım biliminde adı Open Pollinated yani açık döllenen tohumdur. Mesela patlıcanın atalığı bizde var. Yumurta patlıcan, patlıcanın en eski halidir. Halk arasında Ata tohumu, yerli tohum, köy çeşidi olarak adlandırılır. Seramızda sarı karpuz fidesi üretiyoruz. İnsanlar karpuzu kırmızılığı ile kıyaslar. Sarı karpuzu yediklerinde tadının kırmızılıkla ölçülemeyeceğini anlarlar.

11 (Custom)-2


Tohum ve fide dışında başka bir alana el attınız mı?

Zeytin ve zeytinyağı işi var. Ayrıca binicilik hobim var. Eşim bana Sevgililer Gününde hediye olarak bir yarış atı almıştı. 8 Mart Kadınlar Gününde 100 tane tavuk armağan etti ve yumurta işine girdik. Doğum günümde deve almasından korkuyorum. Atım antrenmanda sakatlanmış. Tendon sorunu olan atları hobi atına dönüştürüyorlar. Çünkü Türkiye Jokey Kulübü (TJK) Derneğinde askeri disiplin var. Polat performansı düşük bir at değil ama bir sakatlık geçirdiği için maalesef nasıl asker olamıyorsanız onlar da yarış atı olamıyor hobi atı oluyorlar. Ayrıca kızım Destina’ya da eşim bir tay aldı. Kızımı eğer severse binici yapmak istiyoruz. At binmek, kocaman bir hayvana hükmetmek ve onunla kurduğumuz bağ çok değerli. Atların soluklarının da astım hastalıklarına iyi geldiğine dair duyumlar aldım. Psikolojik rahatsızlıklara iyi geldiği, çocukların karakter gelişimine, özgüvenlerine katkı sağlandığı biliniyor. Binicilik riskli bir spor ama iyi eğitim alırsanız bu riski en aza indirebiliyorsunuz.

12-21


İlk işe başladığınızda dikim yaptığınız arazi ne kadardı, şimdi ne kadar oldu?

Zeytinlik de içinde olmak üzere 65 dönüm arazide üretim yapıyoruz. Bin beşyüz metrekare seramız var. 2 dönüm tohum ürettiğimiz alanımız var. Ayrıca 1 dönüm arazi kiraladık ve orayı kendi ihtiyaçlarımız için kullanıyoruz.

13 (Custom)-1


BAÇEM'e nasıl başladınız?

BAÇEM tesadüf oldu. Ben kendi başıma bir şeyler üretmek için debelenirken BAÇEM’in varlığından haberim yoktu. Belediyede çalışan bir tanıdığım, “Eda madem bu işlere giriyorsun BAÇEM'e gitsene. Sana yardımcı olabilir, eğitimler verebilirler” diyerek beni yönlendirdi. BAÇEM’in internet sitesini inceledim ve BAÇEM’i ziyaret ettim. O dönem kurs yokmuş. En yakın tarihte tıbbi ve aromatik bitki eğitimi kursu olduğunu öğrenince kaydımı yaptırdım. Zaten ben de tıbbi aromatik bitkilerle ilgilenip fideleri çelikliyor, internetten öğrenmeye çalışıyordum. BAÇEM ekmeğime yağ sürdü, imdadıma koştu. Nazım Hoca, Mücahit Hoca, Mine Hoca Mine bir çiftçinin yapması gereken doğru üretimi orada uygulamalı ve teorik olarak size öğretiyorlardı. BAÇEM’e Türkiye'nin her yerinden eğitim almak için geliyorlar ama özellikle bana çok yakın olması çok büyük bir şanstı. Bazen fide alıyoruz, bazen işbirliği yapıyoruz.

14 (Custom)-3


Yaptığınız iş sizi tatmin ediyor mu?

Ekonomik olarak elbette tatmin ediyor. Sosyal medya hesaplarında var olmasaydık, kendimizi insanlara güzel tanıtmış olmasaydık bu kadar tatmin edici olmazdı. Her çiftçi gibi tabii ki ekonomik problemlerimiz var. Maalesef bu bir gerçek. Türkiye'de çiftçinin her zaman yüzü gülmüyor. Bir sezon gülüyorsa bir sezon gülmüyor. Mümkün olduğunca akıllı ve yeterli üretim yapmaya çalışıyoruz. Sosyal medyanın elbette katkısı oluyor. Bizim artık bir müşteri kitlemiz var ve bunlara tarımı, toprağa dokunmayı alıştırdığımız için işimiz tatmin ediyor. Umarım ileride daha iyi olur. Bütün çiftçilerin işleri iyi olsun. Çünkü üretim yapanın parası olması gerekir. Çünkü dünyanın en değerli ve zor işi çiftçiliktir. Paramız oldukça bahçeye yatırıyoruz. Burası da ayrı bir muamma. Aldığımızı geri yatırıyoruz. Bir iş büyütmek zaten böyle bir şey. İşte o yüzden sağlıkçılık ile çiftçilik arasında farklı farklı zorluklar var. Benim her ay ne kazanacağım belli değil ama bir devlet memurunun her ay ne kazanacağı bellidir.

15 (Custom)-4


Sosyal medyanın büyük katkısı olduğunu söylüyorsunuz

Biz, Z kuşağı olarak sosyal medyayı güzel kullanıyoruz. Özellikle küçük aile işletmeleri için sosyal medyanın varlığı gerçekten çok önemli. Bize kattıkları öncelikle çok güzel insanlar. Takipçilerimle aramda çok güzel bir bağ oluşturdum. Mümkün olduğunca korumaya ve dürüst üretim yaparak müşteri memnuniyetini önde tutarak korumaya çalışıyorum. Bu sezon insanları memnun edeceğim ki bir dahaki sezon da insanlar bana gelsin. Asla alıcılarıma tek seferlik bakmıyorum. Ben bu işi ömrüm boyunca yapacağım. Olabildiğince dürüstlükten şaşmadan herkesi memnun ederek hareket ediyoruz. Onları artık müşterim gibi değil ailem gibi görüyorum. Onların da birçoğunun beni öyle gördüğüne eminim.

16 (Custom)


Sosyal Güvenlik konusunu nasıl çözüyorsunuz?

Eşim BAĞ-KUR primlerimi ödüyor. Aramızda iş paylaşımı yaptık. Reklam ve üretime ben bakıyorum. Vergiye, muhasebe işleriyle eşim alakadar oluyor. Aynı zamanda paketlemeye, üretime yardımcı olur. İki çalışanımız var. Birisi annem, bir de kadın çalışanımız var. Elimden geldiğince kadınlara kazandırmaya çalışıyorum. Özellikle köyümüzdeki kadınlar. Çünkü köylü de bazı şeylerden kopmuş. Çalışmak istemiyorlar, yoğurdu bile marketten alıyorlar. Bana yanlış geliyor. Birçoğunun da tarlası tapanı var. Kadınları üretime yönlendirmeye çalışıyorum. İşimi büyütmek, özellikle kadınlara istihdam sağlayan bir işletme olmak istiyorum. Annem beni ve kardeşlerimi yalnız yetiştirmiş, yalnız bir kadın olarak iş bulmanın zorluğu ve başkasının yanında çalışmanın zorluğunu görmüş. Ben iyi bir işveren, iyi bir işletme kurmak istiyorum.

17-8


Tarımı iş edinmek isteyen kadınlara neler önerirsiniz?

Herkesin bir kere hobi olarak üretimi görüp, “Ben bu işe giremem” demesi gerekiyor. Herkesin yapabileceği kadar kolay bir iş değil. Para kazanmanın daha pek çok kolay yolu var. Ama bu iş kolay ya da zor olduğu için değil, bu işe başlayıp bir daha çıkmak istemediğiniz için yapıyorsunuz. Size rehber olmadan bu işe sıfırdan başlıyorum diyorsanız orada yanlış yaparsınız. Bu bir aile mesleği ise önünüzde size yol gösterecek birisi varsa ya da ben çok iyi araştırmacıyım, çok iyi bir yerden eğitim alacağım. Sahada da bunu öğretecekler diyorsanız o zaman belki girebilirsiniz. Bu sizin yaşamdan ne beklediğinize bağlı. Siz çok tatilli iş çok para kazandığınız bir iş istiyorsanız maalesef bu işi yapamazsınız. Ben cefasını da çekerim, sefasını da sürerim diyorsanız o zaman bu işe girebilirsiniz. Ama garantisi yok. Burada doğayla mücadele ediyoruz. Bir anda bütün emekleriniz çöp olabilir. Bir gece don vurur, dolu yağar. Burada sizin elinizde olmayan şeyler de çok önemli para kazanmanızda. Garantici bir insansanız bu işe girmeyin derim. Üretim güzel, bir çiftçi olarak, bazı şeyleri tecrübe etmek güzel ve artık kadın çiftçilere değer verildiğini görmek de güzel. Yeni neslin tarımın içerisinde olması, benim gibi genç insanların bu işin içerisinde olması beni çok mutlu ediyor. Köye bir dönüş var. Onun farkındayız. İnsanlar köyüne dönmek istiyorlar. Mümkün olduğunca köydeki yerlerine, barklarına sahip çıksınlar. Çünkü yarın bir gün insanlar gerçekten tamamen köye dönmek isteyecekler. İnsanlar Büyükşehrin keşmekeşinden sıkılmış durumdalar. Böyle bir olanağım olduğu için çok şanslı bir insan olduğumu hissediyorum. Ömrüm yettiği sürece üretmeye devam edeceğim. Üretmeyi seviyorum. Beni destekleyen eşime, anneme, eşimin ailesine teşekkür ediyorum.

18 (Custom)-1