Balıkesir’in hayvancılıkta sahip olduğu en önemli değerlerden biri Balıkesir kuzusu… Bu marka, kentin üretim kültürünü, hayvancılık geleneğini, ekonomik potansiyelini ve üreticisinin geleceğini temsil ediyor. Peki, Balıkesir kuzusunun adı ne kadar tanınıyorsa ekonomik getirisi de Balıkesirli üreticinin cebine aynı ölçüde yansıyor mu?
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın süt otu tohumu dağıtım töreninde tarım ve hayvancılığa yönelik destekleri, yeni hedefleri ve üreticinin güçlendirilmesi konusunda yaptığı açıklamalar arasında Balıkesir kuzusuna özel bir yer ayırması, bu açıdan önemli bir mesaj taşıyor.
Akın’ın, “Balıkesir kuzusu Balıkesir’de yetişir” sözleriyle yaptığı uyarı ise meselenin bir başka boyutunu ortaya koyuyor. Bir markanın adını duyurmak kadar o markanın gerçek değerini korumak, taklit edilmesini önlemek ve kazancını üretildiği coğrafyada tutmak da gerekiyor.
***
Balıkesir kuzusunun ünü, kentin hayvancılık alanındaki önemli avantajlarından biri. Ancak bu ünün başka bölgelerde yetiştirilen hayvanların satışında kullanılması, hem tüketicinin doğru bilgilendirilmesi hem de Balıkesirli üreticinin emeğinin karşılığını alması bakımından ciddi bir sorun.
Tüketiciye sunulan et, Balıkesir kuzusu olarak tanımlanmasını sağlayan özellikleri ve üretim koşullarını taşıyor mu? Markanın kullanımına ilişkin kurallara uyuluyor mu?
Bu soruların yanıtları açık ve denetlenebilir olmalı.
Ahmet Akın’ın, Balıkesir kuzusu olmadığı hâlde bu isimle satış yapılmasına karşı gösterdiği tepki de tam bu noktada anlam kazanıyor. Balıkesir’in adını kullanarak ticari kazanç sağlamak isteyenlerin, o markanın arkasındaki üreticiye, emeğe ve coğrafi değere karşı da sorumluluk taşıması gerekiyor.
***
Coğrafi işaret, tabeladan ibaret kalmamalı
Coğrafi işaretli ürünler, belirli bir yöreyle özdeşleşen ürünlerin adını, niteliğini ve üretimle kurduğu bağı korumayı amaçlıyor. Ancak tescil belgesine sahip olmak, markanın kendiliğinden korunacağı anlamına gelmiyor.
Markanın gerçek anlamda korunabilmesi için üretimden satışa kadar uzanan bir sistem kurulmalı. Ürünün hangi koşullarda yetiştirildiği, hangi ölçütlerle tanımlandığı, kimler tarafından ve hangi kurallara göre piyasaya sunulduğu açık biçimde belirlenmeli. Denetim mekanizması da kâğıt üzerinde kalmamalı.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor: Balıkesir kuzusu adıyla ilgili koruma, yalnızca başka bölgelerdeki üreticilerin bu adı kullanmasını engellemekten ibaret değil. Tescilin belirlediği şartlara uygun üretimin teşvik edilmesi, ürünün izlenebilirliğinin sağlanması ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi de aynı derecede önemli.
Çünkü güçlü bir marka, yasaklarla değil; güvenilir üretim, etkili denetim, kaliteli ürün ve sürdürülebilir ekonomik değerle yaşar.
***
Odalar, borsalar ve üretici birlikleri birlikte hareket etmeli
Balıkesir kuzusunun korunması ve geliştirilmesi, tek bir kurumun üstesinden gelebileceği bir görev değil. Büyükşehir Belediyesi, Ticaret Odası, Ticaret Borsası ve ilgili diğer borsalar, ziraat odaları, yetiştirici birlikleri, üretici örgütleri ve tarım-hayvancılık alanındaki kurumlar ortak bir hedef etrafında buluşmalı.
Ahmet Akın da Balıkesir etinin ve kuzusunun tanıtımı için İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerde toplantılar yaptıklarını, ilgili meslek kuruluşlarıyla birlikte çalıştıklarını ifade ediyor. Bu çalışmaların, markanın tanınırlığını artırmanın ötesine geçerek üreticiye doğrudan ekonomik katkı sağlayacak bir modele dönüşmesi gerekiyor.
Örneğin Balıkesir kuzusunun üretim koşulları ve tescil kriterleri konusunda yetiştiricilere düzenli bilgilendirme yapılabilir. Markanın doğru kullanımını sağlayacak denetimler güçlendirilebilir. Ürünün üreticiden tüketiciye uzanan yolculuğu izlenebilir hâle getirilebilir. Restoranlar, kasaplar, perakende satış noktaları ve büyük alıcılarla kurulacak iş birliklerinde ürünün gerçek kaynağını ortaya koyan uygulamalar geliştirilebilir.
Böylece tüketici ne satın aldığını bilir, işletmeler güvenilir bir ürünü sunar, üretici de emeğinin karşılığını alır.
***
Marka büyüyecekse üretici de kazanmalı
Balıkesir kuzusunun İstanbul’da, İzmir’de veya Ankara’da tanınması elbette önemli. Restoranların menülerinde yer alması, tüketicilerin bu ürünü araması ve kentin adıyla özdeşleşmesi de değerli.
Bir marka ne kadar tanınırsa tanınsın, o markayı ortaya çıkaran üretici kazanamıyorsa ekonomik zincirin önemli bir halkası eksik demektir.
Kuzuyu yetiştiren hayvancı, yem maliyetini, bakım giderlerini, işçiliği ve diğer üretim masraflarını karşılayabilmeli. Üretimini sürdürebilecek bir gelir elde edebilmeli. Gençlerin hayvancılığa yönelmesini sağlayacak koşullar oluşturulmalı. Üretim kapasitesi, kalite ve pazar olanaklarıyla birlikte geliştirilmelidir.
Süt otu tohumu dağıtımı gibi yem bitkisi üretimini desteklemeye yönelik çalışmalar da bu bütünün bir parçası olarak değerlendirilmeli. Hayvancılığın sürdürülebilirliği, hayvanın yetiştirildiği ortam kadar besleme maliyetleriyle ve üreticinin ekonomik koşullarıyla da yakından ilişkili.
Destekleme politikaları ile marka politikaları birbirinden ayrı yürütülmemeli. Balıkesir kuzusunun pazardaki değerini artırmayı hedefleyen bir planlama, üreticinin maliyetlerini, gelirini, sürü varlığını ve üretimin devamlılığını da dikkate almalı.
***
Balıkesir kuzusu için somut bir yol haritası gerekiyor
Balıkesir’in bu alandaki potansiyelini büyütmek için öncelikle mevcut durumun ortaya konulması gerekiyor. Kaç yetiştirici bu markanın üretim zincirinde yer alıyor? Tescil şartlarına uygun üretim kapasitesi ne durumda? Ürün hangi pazarlara ulaşıyor? Üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark nasıl oluşuyor? Markanın bilinirliği, Balıkesir’deki hayvancılık gelirlerine ne ölçüde yansıyor?
Bu soruların yanıtları ortaya konulmadan yapılacak tanıtım çalışmaları, beklenen ekonomik sonucu vermeyebilir.
Kurumların birlikte hazırlayacağı bir yol haritasında üretim kapasitesinin geliştirilmesi, yetiştiricilerin desteklenmesi, markanın tanıtımı, izlenebilirlik, denetim ve yeni pazarların oluşturulması gibi başlıklar yer almalı. Belirlenen hedefler ölçülebilir olmalı; yapılan çalışmaların sonuçları da kamuoyuyla paylaşılmalı.
Markanın korunmasına ilişkin sorumlulukların hangi kurumlarda olduğu, denetimlerin nasıl yürütüleceği ve kurallara aykırı kullanımlar karşısında hangi işlemlerin yapılacağı da açıklığa kavuşturulmalı.
Ahmet Akın’ın bu konudaki açıklamaları, Balıkesir kuzusunun korunması için bir irade ortaya koyuyor. Şimdi bu iradenin kurumlar arası iş birliğiyle somut sonuçlara dönüştürülmesi gerekiyor.
***
Balıkesir’in adı korunmalı, üreticinin emeği karşılığını bulmalı
Balıkesir, tarım ve hayvancılık alanında önemli bir üretim birikimine sahip. Bu birikimin ekonomik değere dönüşmesi, kentteki üreticinin güçlenmesi ve yeni kuşakların üretime devam edebilmesiyle mümkün.
Balıkesir kuzusu da bu açıdan yalnızca bir marka değil, doğru yönetildiğinde kentin ekonomisine katkı sağlayabilecek önemli bir değer.
Bu değeri korumak için tescil belgesini hatırlatmak yetmez. Üreticiyi desteklemek, tüketiciyi bilinçlendirmek, piyasayı denetlemek, markayı doğru tanıtmak ve elde edilen ekonomik getirinin üretim zincirine nasıl dağıldığını takip etmek gerekir.
Balıkesir kuzusunun adını herkes kullanamamalı; ancak bu markanın gerçek üreticisi de onu yaşatmak için gereken desteğe ulaşabilmeli.
Her kuzu Balıkesir kuzusu değildir. Balıkesir kuzusunun değerini belirleyen yalnızca adı değil, o adı hak eden üretim ve bu üretimin arkasındaki emektir.