Avrupa ülkeleri vatandaşlarına peş peşe çağrı yapıyor. Evlerinizde gıda ve su bulundurun, nakit paranız olsun, pil, el feneri, radyo ve acil durum çantanızı hazırlayın! Kimi ülke 72 saatlik, kimi 7 günlük, kimi 10 günlük hazırlık istiyor.

İyi de neden?

Dünya neye hazırlanıyor? Nasıl bir tehlike kapıda? Savaş mı çıkacak, enerji sistemleri mi çökecek, internet mi kesilecek, siber saldırılar mı yaşanacak? Yoksa pandemiyle başlayan küresel krizler zincirinin yeni bir halkasına mı hazırlanıyoruz?

***

Avrupa Birliği'nin 2025 yılında açıkladığı Hazırlık Birliği Stratejisi ile başlayan süreçte İsveç, Norveç, Almanya, Finlandiya, Hollanda, İngiltere ve başka Avrupa ülkeleri vatandaşlarına acil durum hazırlığı çağrısında bulunuyor.

Üstelik istenenler öyle sıradan bir deprem çantasından ibaret değil. Gıda, içme suyu, nakit para, pil, el feneri, pilli radyo, powerbank, ilaç ve temel ihtiyaç malzemeleri...

Almanya 10 günlük, Norveç 7 günlük, İsveç bir haftalık, Avrupa Birliği ise en az 72 saatlik hazırlık öneriyor.

Vatandaşa verilen mesaj belli: Bir kriz yaşanırsa ilk günlerde kendi başınızın çaresine bakabilecek durumda olun!

Peki hangi kriz?

***

SAVAŞ MI, SİBER SALDIRI MI, ENERJİ KRİZİ Mİ?

Resmî açıklamalara bakıldığında ülkelerin endişeleri birden fazla başlıkta toplanıyor.

ABD – İran, Rusya-Ukrayna savaşları ve Avrupa'daki jeopolitik gerilimler, askerî çatışma ihtimali, kritik altyapılara yönelik sabotajlar, siber saldırılar, enerji kesintileri, iletişim ağlarının devre dışı kalması, doğal afetler, salgın hastalıklar ve tedarik zincirlerinin kopması...

Yani devletler, tek bir tehdide karşı değil, birbirini tetikleyebilecek çok sayıda olasılığa karşı hazırlık yapıyor.

Bunların arasında özellikle dikkat çeken başlık ise enerji ve internet altyapısına yönelik siber saldırılar.

Bugün elektrik olmadan hayatın nasıl durma noktasına gelebileceğini anlatmaya gerek var mı?

Elektrik kesilirse su pompaları çalışmayabilir. Telefon ve internet şebekeleri devre dışı kalabilir. ATM'ler, POS cihazları, bankacılık sistemleri hizmet veremeyebilir. Marketlerin soğuk hava depoları, lojistik ağları ve ödeme sistemleri aksayabilir.

Bir elektrik kesintisinin birkaç saatten günlere uzaması, günlük hayatı bambaşka bir noktaya taşıyabilir.

Üstelik bu ihtimal hayal ürünü değil.

Siber saldırı dediğimiz şey ise, bilgisayar ekranında birkaç rakamın değişmesinden ibaret değil. Bir ülkenin günlük hayatını etkileyebilecek sonuçlar doğurabiliyor.

***

PANDEMİDEN SONRA YENİ BİR KÜRESEL DENEY Mİ?

Pandemi döneminde dünya ne yaşadı? Sınırlar kapandı, seyahatler durdu, insanlar evlerine kapandı, tedarik zincirleri bozuldu, ekonomik ve sosyal hayat altüst oldu.

Milyarlarca insan daha önce hiç karşılaşmadığı uygulamalarla tanıştı. Devletlerin olağanüstü durumlarda aldığı kararların günlük yaşamı nasıl değiştirebildiğini gördü.

Şimdi de ülkeler vatandaşlarına kriz hazırlığı yapmalarını söylüyor.

Elbette bu iki gelişme arasında doğrudan bir bağlantı kurmak mümkün değil. Yeni bir pandemi, küresel kapanma veya önceden planlanmış bir toplumsal deney yapılacağına ilişkin doğrulanmış bir kanıt bulunmuyor.

Ancak insanların aklına bu soruların gelmesi de anlaşılmaz değil.

Çünkü kamuoyuna anlatılanlar geniş bir risk listesi içeriyor. Savaş, salgın, siber saldırı, enerji kesintisi, doğal afet, lojistik krizi... Hepsi bir arada!

Bu senaryoların hangisi daha olası görülüyor? Devletlerin elinde hangi istihbarat bilgileri bulunuyor? Hazırlık çağrıları genel bir güvenlik politikası mı, yoksa yakın döneme ilişkin somut tehdit değerlendirmelerinin sonucu mu? Vatandaşın bilmek istediği de tam olarak bu.

***

YOKSA UZAYLILAR MI GELİYOR?

İşin biraz da bilim kurgu tarafına bakalım! Son yıllarda UFO, tanımlanamayan uçan cisimler ve dünya dışı yaşam iddiaları yeniden gündemde. ABD'de açıklanan raporlar, Kongre oturumları, askerî görüntüler ve kamuoyuna yansıyan tanıklıklar bu tartışmaları daha da büyüttü.

Dünya dışı varlıkların dünyaya saldıracağı, uzaylı istilası yaşanacağı gibi distopik senaryolar da sosyal medyada dolaşıma giriyor.

Acaba devletler, bütün bu hazırlıkları böyle bir ihtimali de düşünerek mi yapıyor?

Elbette hayır demek için elimizde her türlü gizli bilgiyi bilmemiz gerekmiyor. Avrupa ülkelerinin yayımladığı resmî hazırlık belgelerinde uzaylı istilası veya dünya dışı saldırı, bu çağrıların gerekçesi olarak gösterilmiyor. Böyle bir senaryoyu destekleyen somut bir kanıt da bulunmuyor.

Ancak insanlığın bugün geldiği noktada, bilim kurgu filmlerinin bile tartışma konusu haline gelmesi ilginç!

Yine de gerçek tehlikeleri, kanıtsız iddialarla birbirine karıştırmamak gerekiyor. Elektrik şebekelerine saldırı yaşandı, iletişim ağları hedef alındı, enerji tedariki kesintiye uğradı. Bunlar belgeli olaylar. Uzaylı istilası ise bambaşka bir iddia.

***

TÜRKİYE'DE BÖYLE BİR ÇAĞRI YOK!

Gelelim Türkiye'ye...

Avrupa'da hükümetler vatandaşlarına 72 saat, 7 gün, 10 gün yetecek hazırlık yapmalarını anlatırken Türkiye'de benzer kapsamlı bir ulusal kampanya gündemde değil.

AFAD'ın deprem ve diğer afetlere karşı acil durum çantası hazırlama tavsiyeleri var. Su, gıda, ilaç, el feneri, pil, radyo ve nakit para gibi malzemeler uzun zamandır afet hazırlığı listelerinde yer alıyor.

Ancak Avrupa'daki yeni sivil hazırlık yaklaşımına benzer, savaş, hibrit tehdit, enerji ve internet kesintilerini birlikte ele alan ülke çapında yeni bir stoklama çağrısı açıklanmış değil.

Gerçi Türk insanına gıda stoku yapın demek ne kadar gerekli, o da ayrı bir tartışma konusu! Bizim insanımız zaten tedarikçidir, stokçudur!

En garibanın bile mutfağında, dolabında, kilerinde, kenarında kuytusunda birkaç gün idare edecek yiyeceği, erzağı vardır. Kimi kışlık tarhanasını, eriştesini, salçasını hazırlar. Kimi bakliyatını, ununu, yağını, pirincini eksik etmez. Kimi de ekonomik şartlar nedeniyle fırsat buldukça temel ihtiyaçlarını alıp bir kenara koyar.

Bizde bu işin adı çoğu zaman kriz hazırlığı değil, hayatın olağan akışıdır.

Tabii bu durum, Türkiye'nin enerji, iletişim, bankacılık ve dijital altyapı güvenliği konusunda hazırlığa ihtiyacı olmadığı anlamına gelmiyor.

Vatandaşın kilerinde birkaç günlük erzak bulunması başka, ülkenin kritik altyapılarının büyük bir krize karşı ne kadar dayanıklı olduğu başka!

***

DEVLETLER NE BİLİYOR, VATANDAŞ NEYİ BİLMİYOR?

Bence tartışılması gereken en önemli konu bu… Devletler vatandaşlarına hazırlıklı olun diyebilir. Bu, kamu güvenliği açısından doğru ve gerekli bir yaklaşım olabilir. Doğal afetlere, savaşlara, salgınlara ve siber saldırılara karşı hazırlık yapmak akılcıdır.

Ancak vatandaşın da bazı sorulara yanıt bulması gerekiyor. Neden şimdi? Neden bu kadar çok ülke benzer hazırlık çağrıları yapıyor? Neden özellikle elektrik, internet, bankacılık ve iletişim sistemleri üzerinde duruluyor? Enerji altyapılarına yönelik tehdit değerlendirmelerinde nasıl bir değişiklik yaşandı?

Ülkelerin elinde açıklanmayan bir istihbarat bilgisi mi var, yoksa geçmişte yaşanan krizlerden hareketle uzun vadeli bir sivil savunma politikası mı oluşturuluyor?

Bunlar komplo teorisi değil, kamuoyunun yanıtını bilmek istediği meşru sorular.

İnsanlara üç günlük, yedi günlük, on günlük stok yapın demek kolay. Peki neye karşı, hangi risk nedeniyle ve nasıl bir hazırlık yapmaları gerektiğini de anlatmak gerekmez mi?

Dünyanın nereye gittiğini, hangi tehditlerle karşı karşıya olduğunu bilmek insanların hakkı. Korku üretmeden, panik yaratmadan, bilgi saklamadan... Devletlerin görevi sadece vatandaşına erzak listesi vermek değil, o listeyi neden hazırlaması gerektiğini de açıklamak.

Dünya yeni bir savaşa mı, büyük bir enerji krizine mi, dijital sistemlerin çöküşüne mi hazırlanıyor? Yoksa bütün bunların gerçekleşme ihtimaline karşı daha dirençli toplumlar mı oluşturuluyor?

Bugün için kesin olarak bildiğimiz, ülkelerin kriz hazırlıklarını yeniden şekillendirdiği. Bilmediğimiz ise bu hazırlıkların hangi somut tehdit değerlendirmelerine dayandığı.