Bandırma ve Edremit’in il olma beklentisi yeniden gündemde. Peki, 81 ilin 100’e çıkarılması Balıkesir’e ne kazandıracak, ne kaybettirecek? Bir ilçeye il tabelası asmakla yeni bir şehir kurulmuş olmuyor. Sınırlar değişecek, kurumlar bölünecek, mülkiyet tartışmaları başlayacak, kamu hizmetlerinin organizasyonu yeniden şekillenecek. İl olmak gerçekten bütün sorunları çözecek mi, yoksa yeni sorunlar mı yaratacak?


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ortaya attığı 100 il, 1000 ilçe hedefi yeniden siyaset gündeminde. 81 olan il sayısının 100’e, 922 olan ilçe sayısının da 1000’e çıkarılması düşüncesi, seçim sürecine yaklaşırken yeniden tartışılmaya başlandı.

Bu konuda bir hazırlık yapıldığı, bazı ilçe isimlerinin öne çıktığı anlaşılıyor. Balıkesir’den de iki ilçenin adı geçiyor: Bandırma ve Edremit.

İkisi de yıllardır il olma hayali kuruyor. İkisinin de kendince gerekçeleri, beklentileri ve siyasi hesapları var. Ancak bu iki ilçenin il olması, Balıkesir açısından sıradan bir idari değişiklik anlamına gelmiyor. Balıkesir'in haritasının, ekonomik gücünün, nüfusunun ve siyasi dengelerinin yeniden şekillenmesi demek.


***

Önce Bandırma…

Bandırma, yıllardır il olmayı bekliyor. Öyle ki kendisini Balıkesir'in sıradan bir ilçesi olarak görmeyen, zaman zaman Balıkesir'le arasındaki mesafeyi siyasi, ekonomik ve sosyokültürel bir rekabet üzerinden tanımlayan bir kent kimliği var.

Bandırmalılar arasında kullanılan "valisiz il" tanımlaması da bu aidiyet duygusunun ve beklentinin bir ifadesi.

Bandırma ile Balıkesir merkez arasındaki rekabet sadece siyasetle sınırlı değil. Ekonomiden spora, ticaretten kültürel yaşama kadar pek çok alanda bu rekabet kendisini gösteriyor. Bandırma'nın limanı, sanayisi, ticaret hacmi ve coğrafi konumu, il olma talebinin en güçlü dayanakları arasında gösteriliyor.

Diğer tarafta Edremit var.

Edremit de uzun zamandır il olma hayali kuruyor. Üstelik Edremit'in il olma isteği, sadece kendi sınırlarıyla ilgili değil. Körfez'in geleceği, bölgesel yönetim ve ilçeler arasındaki liderlik iddiasıyla da yakından ilgili.


Daha dün Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş'ın, Körfez'in neden il olması gerektiğine ilişkin açıklamalarını okuduk.

Ertaş, Körfez'in ekonomik, turistik ve coğrafi potansiyeline dikkat çekerek bölgenin kendi başına il olarak yönetilmesinin hem devlet yatırımlarının hem de yerel yönetim hizmetlerinin daha hızlı ve yerinde gerçekleştirilmesine katkı sağlayacağını söyledi.

Beş Körfez ilçesinin kayıtlı nüfusunun yaklaşık 370 bin olduğunu, kış aylarının en yoğun dönemlerinde bile bölgede yaşayan insan sayısının 450 bine yaklaştığını ifade etti.

Üç hudut kapısı, zeytin, dağ, deniz ve termal turizm gibi değerleri de il olma talebinin gerekçeleri arasında sıraladı.

Ertaş'ın açıklamalarında dikkat çeken bir başka nokta da Edremit'in Körfez'deki öncü rolüne yaptığı vurgu.

"İl olma yolunda giden Körfezimizde Edremit'imizin ciddi bir lokomotif olduğunu" söyleyen Ertaş, Körfez'in il olmaya ciddi anlamda ihtiyacı bulunduğunu savundu.

Burada durup düşünmek gerekiyor.

Çünkü mesele sadece Edremit'in il olması değil. Edremit'in nasıl bir ilin merkezi olacağı, hangi ilçelerin bu yeni ilin sınırları içerisinde kalacağı ve bu yapılanmanın Balıkesir'in mevcut idari, ekonomik ve siyasi bütünlüğünü nasıl etkileyeceği de önemli.


***

İKİSİ BİRDEN OLUR MU?

Bir ilçenin il olması, kanunla mümkün. Bunun için TBMM'ye bir kanun teklifi sunulması ve teklifin kabul edilmesi gerekiyor. Yani bir belediye başkanının açıklamasıyla, bir siyasi partinin vaadiyle veya seçim döneminde verilen sözlerle bir il kurulmuş olmuyor.

Üstelik Bandırma ve Edremit'in aynı düzenleme içerisinde il yapılması, Balıkesir açısından çok büyük bir idari ve siyasi değişim anlamına gelir.

Balıkesir'den aynı anda iki büyük parçanın koparılması, mevcut ilin nüfusunu, ekonomik kapasitesini, coğrafi bütünlüğünü ve siyasi ağırlığını doğrudan etkiler.

Böyle bir kararın en fazla tartışılacağı yerlerden biri de iktidar cephesi olur.

Çünkü Bandırma ve Edremit'in il yapılması, AK Parti iktidarının Balıkesir'deki siyasi konumunu ve gelecekteki seçim hesaplarını da etkileyecek bir karar.


Balıkesir'in iki önemli merkezini yeni illere dönüştürmek, mevcut siyasi dengeleri yeniden kurmak demek.

Elbette iktidarın siyasi kazanım ve kayıplar konusunda kendisine göre bir hesabı vardır. Biz kendi penceremizden baktığımızda Balıkesir'in iki büyük parçasını kaybetmesini ciddi bir kayıp olarak değerlendiriyorsak, iktidar cephesinin bundan sağlayacağı başka siyasi kazanımlar da olabilir.

Yeni iller kurmak, yeni valilikler, kamu kurumları, bürokratik yapılanmalar ve siyasi temsil alanları oluşturmak anlamına gelir. Bunların seçim siyaseti açısından nasıl değerlendirileceğini de ayrıca düşünmek gerekiyor.

Ancak bir gerçek var: Bandırma ve Edremit'in ikisinin birden il yapılması kolay bir karar olmayacaktır.


***

EDREMİT'İN HESABI SADECE EDREMİT Mİ?

Edremit Belediye Başkanı Mehmet Ertaş'ın açıklamalarını biraz daha geniş bir çerçeveden okumak gerekiyor.

Edremit, kendisini uzun yıllardır Körfez'in hamisi, sahibi, hatta başkenti olarak görüyor. Bu yaklaşım, bölgenin diğer ilçeleriyle ilişkilerinde de zaman zaman hissediliyor.

Oysa Körfez sadece Edremit'ten ibaret değil.

Ayvalık ve Burhaniye, ekonomik, turistik ve nüfus bakımından bölgenin önemli merkezleri. Havran ve Gömeç de bu coğrafyanın ayrılmaz parçaları.

Dolayısıyla Edremit'in il olması tartışılırken sadece Edremit'in mevcut ilçe sınırlarını düşünmek yeterli değil.

Asıl hesap, yeni ilin hinterlandının nasıl oluşturulacağı olabilir.

Ayvalık, Burhaniye, Gömeç ve Havran'ın Edremit merkezli yeni bir ilin sınırlarına dahil edilmesi ihtimali de bu tartışmanın doğal bir parçası. Hatta coğrafi ve idari bağlantılar üzerinden Çanakkale'nin Ayvacık ilçesinin de bu yapılanmaya dahil edilmesi gibi senaryolar gündeme gelebilir.

Böyle bir yapılanmada karşımıza bambaşka bir harita çıkar.

Edremit, sadece kendi nüfusuyla değil, Körfez'in bütün ekonomik ve turistik potansiyeliyle yeni bir ilin merkezi haline gelir.

Fakat burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

Ayvalık, Burhaniye, Gömeç ve Havran böyle bir yapılanmayı nasıl karşılar?

Kendi kimliği, ekonomik gücü, turizm potansiyeli ve yerel yönetim beklentileri olan bu ilçeler, Edremit merkezli bir yapılanmada kendilerini nasıl konumlandırır?

Edremit'in il olma talebi, diğer Körfez ilçelerinin de ortak talebi mi? Yoksa Edremit'in öncülüğünde şekillenen bir beklenti mi?

Bunlar cevaplanması gereken sorular.


***

İL OLUNCA BELEDİYENİN YÜKÜ DE DEĞİŞECEK

İl olma tartışmasının en az konuşulan, ancak en önemli boyutlarından biri yerel yönetim sistemi.

Bugün Balıkesir büyükşehir statüsünde. Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyelerinin görev, yetki ve sorumlulukları 6360 sayılı Kanun çerçevesinde şekilleniyor.

Edremit'in il olması halinde, büyükşehir statüsü kazanmadığı sürece yeni ilin yerel yönetim yapılanması da değişecek.

Yeni ilin belediye teşkilatı kurulacak. İl sınırları içerisinde kalan ilçelerin belediyeleri kendi görev alanlarında hizmet vermeye devam edecek. Büyükşehir belediyesi modelinin dışında kalan bir ilde il özel idaresi de yeniden devreye girecek.

İşte tam bu noktada bugünkü sistemden kaynaklanan ciddi bir geçiş ve paylaşım sorunu ortaya çıkabilir.

Bugün büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyelerinin mülkiyetine geçen taşınmazlar, tesisler, araçlar, altyapı varlıkları ve diğer kamu kaynakları ne olacak?

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin mülkiyetindeki taşınmazlar nasıl paylaşılacak?

BASKİ gibi büyükşehir ölçeğinde çalışan kurumların görev alanları nasıl yeniden düzenlenecek?

Su ve kanalizasyon hizmetleri, ulaşım, itfaiye, mezarlıklar, katı atık yönetimi ve kırsal hizmetler hangi kurumun sorumluluğunda kalacak?

Yeni ilin kurulmasıyla birlikte mevcut büyükşehir belediyesinin görev ve yetki alanı daralacak. Yeni idari sınırlar içerisinde hizmetlerin yeniden örgütlenmesi gerekecek.

Bunun için sadece bir kanun maddesi yeterli olmayacak. Personelden bütçeye, taşınmazlardan araç ve gereçlere kadar ayrıntılı bir devir ve paylaşım planı hazırlanması gerekecek.

Üstelik bu paylaşımın nasıl yapılacağı da başlı başına bir tartışma konusu.


Örneğin bugün Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin mülkiyetinde bulunan bir tesisin yeni il sınırları içerisinde kalması halinde ne olacak? Taşınmazın mülkiyeti mi devredilecek, kullanım hakkı mı verilecek, yoksa mevcut belediyenin mülkiyetinde kalıp yeni idari birime hizmet mi verecek?

Bunların hiçbirinin kendiliğinden çözüleceğini düşünmemek gerekiyor. (Devamı yarın)