Geçtiğimiz haftalarda Balıkesir’in otopark sorununu kamuoyunun gündemine taşımıştık. Şehrin yıllardır büyüyen nüfusuna, artan araç sayısına ve buna karşılık çözüm bekleyen otopark ihtiyacına dikkat çekmiştik. Yaptığımız değerlendirme yerel ve ulusal basında da geniş yankı bulmuştu.
Şimdi yine kentin doğrudan günlük yaşamını ilgilendiren başka bir konuyu konuşmanın zamanı.
Balıkesir karanlık bir şehir.
Bu cümleyi kurmak için şehrin ücra bir köşesine gitmeye gerek yok. Akşam saatlerinde kent merkezinde dolaşmak bile bunu görmek için yeterli. Bazı cadde ve sokaklarda aydınlatmanın yetersiz kaldığı açıkça görülüyor. Çevre mahallelerde ise durum daha da dikkat çekici. İnsanların evlerine, işlerine, okullarına, parklara ve diğer kamusal alanlara ulaşırken kullandıkları bazı güzergâhlar yeterli ışığa sahip değil.
Şehir içerisinden geçen şehirlerarası bağlantı yollarında da aydınlatma sorunları yaşanıyor. Bazı bölümlerde lambaların uzun süre yanmadığına tanık oluyoruz. Kimi zaman bir armatür arızalanıyor, kimi zaman bir yol kesimi karanlıkta kalıyor. Fakat asıl sorun, bu eksikliklerin ne kadar sürede fark edildiği ve ne kadar sürede giderildiği.
Çünkü gece karanlığında kalan bir yolun, bir kaldırımın, bir yaya geçidinin ya da bir park çevresinin sorumluluğu sadece elektrik sisteminden ibaret değildir. Bu aynı zamanda kent güvenliğiyle ilgilidir.
***
Tam da bu noktada TMMOB Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi’nin yaptığı açıklamayı son derece önemli buluyorum.
Mimarlar Odası, Balıkesir’in aydınlatma sorununa dikkat çekerken meseleyi yalnızca “daha fazla lamba takılsın” şeklinde ele almıyor. Güvenlikten enerji tasarrufuna, tarihi yapıların geceleri görünür hale getirilmesinden yaya güvenliğine, çocuklardan yaşlılara ve engelli bireylere kadar kentte yaşayan herkesin ihtiyaçlarını gözeten bütüncül bir aydınlatma anlayışı öneriyor.
Bence burada asıl önemli olan da bu. Mimarlar Odası şehir yönetimine görev çağrısı yapıyor, öneri sunuyor, destek vermeye hazır olduğunu söylüyor ve ortak akılla bir kent aydınlatma planı oluşturulmasını öneriyor.
Ben Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi’nin bu yaklaşımını önemsiyor ve kendilerini kutluyorum.
Çünkü meslek odalarının şehir hayatındaki sorumluluğu tam da burada ortaya çıkıyor. Kentte yaşanan eksiklikleri görmek, bunları kamuoyuyla paylaşmak, çözüm önerileri geliştirmek ve şehir yönetimine katkı sunmak önemli bir görev. Mimarlar Odası’nın Balıkesir’de bu sorumluluğu üstlenmesi, şehir açısından değerli bir katkıdır.
***
Şimdi top şehir yönetenlerde. Bu açıklamanın dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü kent yönetmek yalnızca asfalt dökmek, kaldırım yapmak, yol açmak veya bina inşa etmek değildir. Kent yönetmek, insanların o şehirde kendilerini nasıl hissettiğini de hesaba katmaktır.
Bir insan akşam saatlerinde karanlık bir sokaktan geçerken kendisini güvende hissetmiyorsa, orada bir kent yönetimi sorunu vardır.
Bir anne çocuğuyla yürürken kaldırımın önünü yeterince göremiyorsa, orada bir sorun vardır.
Yaşlı bir vatandaş akşam saatlerinde yürürken önündeki engeli fark edemiyorsa, orada bir sorun vardır.
Bir sürücü yaya geçidindeki insanı yeterince göremiyorsa, orada bir sorun vardır. Bunların hiçbirini “birkaç lamba eksik” diyerek geçiştirmek mümkün değil.
Kent aydınlatması, doğrudan doğruya yaşam kalitesiyle ilgilidir.
Üstelik Balıkesir’in geceleri de yaşayan bir şehir olması gerekiyor.
***
Bu şehrin tarihi var. Kültürü var. Çarşıları var. Ticari hayatı var. Turizmi var. Tarihi yapıları var. Sahilleri var. İnsanların akşam saatlerinde de kullanmak istediği meydanları, caddeleri ve sokakları var.
O halde Balıkesir’in gecelerini de düşünmek zorundayız.
Burada Mimarlar Odası’nın dikkat çektiği önemli bir ayrıntı var. Kentin aydınlatılması, her yeri daha fazla ışığa boğmak anlamına gelmiyor.
Tam tersine, doğru yerde, doğru güçte ve doğru tonda bir aydınlatma gerekiyor.
Tarihi bir yapının aydınlatmasıyla modern bir caddenin aydınlatması aynı olmak zorunda değil. Bir parkın ihtiyacıyla bir ana ulaşım güzergâhının ihtiyacı aynı değil. Bir yaya yoluyla araç trafiğinin yoğun olduğu bir yolun aydınlatma ihtiyacı da birbirinden farklı.
Balıkesir’in ihtiyacı, birbirinden bağımsız şekilde yerleştirilen lambalar değil, bütün şehri kapsayan nitelikli bir kent aydınlatma planıdır.
***
Karesi ve Altıeylül merkez ilçelerinden başlayarak Bandırma’ya, Ayvalık’a, Edremit’e, Burhaniye’ye ve diğer ilçelere kadar uzanan, her bölgenin kendi karakterini dikkate alan bir anlayış geliştirilebilir.
Tarihi dokunun bulunduğu yerlerde farklı, ticari hareketliliğin yoğun olduğu bölgelerde farklı, yaya kullanımının yoğun olduğu alanlarda farklı çözümler uygulanabilir. Enerji tasarrufu sağlayan LED sistemleri, hareket sensörleri ve akıllı aydınlatma teknolojileriyle hem daha güvenli hem de daha ekonomik bir şehir oluşturulabilir.
Fakat bütün bunların planlı yapılması gerekiyor.
***
Bir başka önemli konu da şehirlerarası bağlantı yolları.
Balıkesir’in içinden geçen bazı ana güzergâhlarda geceleri yeterli aydınlatma olmadığını görüyoruz. Bazı bölümlerde lambalar uzun süre yanmıyor. Bu yollar sadece Balıkesirlilerin kullandığı yollar değil. Şehre gelenlerin, şehirden geçenlerin, ilçelere ulaşanların kullandığı önemli ulaşım koridorları.
Dolayısıyla buralardaki aydınlatma sorununun da özel olarak ele alınması gerekiyor.
Bir lamba arızalandığında bunun günlerce, haftalarca fark edilmemesi kabul edilebilir bir durum olmamalı.
Burada şehir yönetimine sorulması gereken çok basit bir soru var:
Balıkesir’in aydınlatma sistemi düzenli olarak kontrol ediliyor mu?
Hangi bölgelerde aydınlatma yetersiz, hangi armatürler çalışmıyor, hangi güzergâhlarda sorun yaşanıyor, vatandaşlardan gelen bildirimlere ne kadar sürede müdahale ediliyor?
Bunların hepsinin takip edildiği bir sistem kurulmalı.
***
Balıkesir’in aydınlatma meselesinde bir başka önemli konu da ışık kirliliği.
Şehri aydınlatmak adına her yeri gereğinden fazla ışığa boğmak da doğru değil. Amaç gökyüzünü ışıkla kaplamak değil. Amaç, insanın yürüdüğü yeri, aracın kullandığı yolu, çocuğun oynadığı parkı, yaşlının geçtiği kaldırımı ve tarihi yapıyı gerektiği kadar görünür hale getirmek.
Doğru ışık. Balıkesir’in buna ihtiyacı var.
Ve bunun için de belediyelerin teknik birimlerinin yanında meslek odalarının, üniversitelerin ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının da sürece dahil edilmesi önemli.
Mimarlar Odası’nın yaptığı çağrının değerli tarafı da burada.
“Bizim önerimiz budur, gerisini belediye düşünsün” demiyorlar.
Tam tersine, “Bu sürecin içinde biz de olalım, bilgi ve birikimimizle katkı sunalım” diyorlar.
Böyle bir yaklaşımın şehir yönetimi tarafından değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Balıkesir’in artık bazı sorunlarını günübirlik müdahalelerle değil, uzun vadeli planlarla çözmesi gerekiyor.
Otopark sorunu da böyle. Ulaşım sorunu da böyle. Yaya güvenliği de böyle. Kent aydınlatması da böyle. Şehrin tarihi dokusunun korunması da böyle.
Balıkesir büyüyor. Nüfusu artıyor. İlçeleri gelişiyor. İnsanların beklentileri değişiyor. Şehrin gece kullanım alışkanlıkları değişiyor.
Bütün bunlara uygun yeni bir kent anlayışına ihtiyaç var.
Ben Mimarlar Odası Balıkesir Şubesi’nin açıklamasını bu nedenle önemli buluyorum.
Şehir yönetimini göreve çağırıyorlar. Öneri sunuyorlar. Destek vermeye hazır olduklarını söylüyorlar. Projeler üretmek istiyorlar. Şehirle ve meslekleriyle kurdukları sorumluluk ilişkisini ortaya koyuyorlar.
Bu yaklaşımın değer görmesi gerekiyor.
***
Balıkesir’in karanlıkta kalan sokaklarını, caddelerini, kaldırımlarını, bağlantı yollarını görmek gerekiyor. Artık o karanlığı gidermek için harekete geçmek gerekiyor.
Mimarlar Odası’nın çağrısı bence tam da bu nedenle önem taşıyor. Umarım şehir yönetenler bu çağrıyı duyar.
Umarım Balıkesir’in gecelerini de gündüzleri kadar yaşanabilir hale getirecek kapsamlı bir kent aydınlatma çalışması başlatılır.
Bu şehir hepimizin.