Ulaş Sürmelioğlu
Bir ağacın yanması sadece bir ağacın kaybı değildir. O ağacın gölgesi, içindeki kuş yuvası, toprağı tutan kökleri ve geleceğe bırakacağı nefes de o alevlerle birlikte yok olur.
İşte bu yüzden Balıkesir'in son günlerde yaşadığı yangınlar, yalnızca belirli bölgeleri değil, hepimizin yüreğini yaktı.
Gömeç'te başlayan duman, Ayvalık'ta yükselen alevler, Edremit'te günlerce süren mücadele...
Televizyon ekranlarından ya da sosyal medyadan izlediğimiz görüntüler, aslında çok daha büyük bir emeğin küçük bir bölümünü gösteriyordu. Çünkü kameraların görmediği yerde, saatlerce dinlenmeden çalışan insanlar vardı.
Bu satırları yazarken aklıma sürekli aynı düşünce geliyor:
Yangın söndürmek, sadece su sıkmaktan ibaret değil.
O iş; saniyeler içinde karar verebilmek, rüzgârın yönünü okumak, ekipleri doğru noktaya sevk etmek, bir köyü tahliye ederken diğer tarafta alevlerin önünü kesmek, bazen de kendi canını hiçe sayarak başkasının hayatını korumak demek.
İşte Balıkesir'de tam da bunu gördük.
Gömeç'te, Ayvalık'ta ve Edremit'te görev yapan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, Orman Bölge Müdürlüğü ekipleri, AFAD, emniyet, jandarma, sağlık ekipleri, belediyeler, gönüllüler ve ilgili tüm kurumlar adeta tek bir vücut gibi hareket etti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda belki herkes sadece "yangın kontrol altına alındı" cümlesini hatırlayacak.
Oysa o cümlenin arkasında binlerce doğru karar, yüzlerce koordinasyon toplantısı, onlarca iş makinesi, hava araçları, arazözler, su tankerleri ve uykusuz geçirilen uzun geceler var.
Başarı çoğu zaman sessizdir.
Başarılı bir yangın yönetimi de öyledir.
Çünkü insanlar çoğunlukla felaket büyüdüğünde konuşur.
Oysa bazen en büyük başarı, felaketin daha fazla büyümesini engelleyebilmektir.
Balıkesir'deki son yangınlarda da bunu gördük.
Farklı kurumların birbirinden kopuk hareket ettiği bir tablo yerine; sürekli iletişim hâlinde olan, görev paylaşımını doğru yapan ve sahadaki koordinasyonu kaybetmeyen ekipler vardı.
Bir noktada itfaiye müdahale ederken diğer tarafta orman ekipleri alevlerin ilerleme yönünü kesiyor, güvenlik güçleri yolları açıyor, sağlık ekipleri hazır bekliyor, belediyeler lojistik destek sağlıyor, iş makineleri kritik alanlarda hat oluşturuyordu.
Kısacası herkes kendi görevini eksiksiz yerine getirmeye çalıştı.
Belki de en çok alkışı hak eden nokta buydu. Çünkü afet yönetiminde başarı, tek bir kurumun gücüyle değil, kurumların birlikte hareket edebilmesiyle mümkün oluyor.
Ne yazık ki yangınlar sadece ağaçları yakmıyor.
İnsanların umutlarını, hayvanların yaşam alanlarını, yılların emeğini de kül ediyor. Bu yüzden yangın bittikten sonra yapılacak en önemli şeylerden biri de ders çıkarmak.
Ormanlarımızı daha dikkatli korumak...
En küçük ihmalin bile nasıl büyük felaketlere dönüşebileceğini unutmamak...
Piknik alanlarında ateşi kontrolsüz bırakmamak...
Sigara izmaritini yol kenarına atmamak...
Anız yakmanın nelere mal olabileceğini görmek...
Çünkü bazen tek bir kıvılcım, binlerce hektarlık yaşam alanını yok etmeye yetiyor.
Bugün Balıkesir'de kontrol altına alınan yangınlar hepimize derin bir nefes aldırdı.
Ama bu rahatlama rehavete dönüşmemeli.
Yaz mevsimi devam ediyor.
Yüksek sıcaklıklar, düşük nem ve kuvvetli rüzgâr, riskin hâlâ sürdüğünü gösteriyor.
Bu nedenle artık yangınla mücadele sadece itfaiyenin ya da orman ekiplerinin işi değil.
Bu mücadele hepimizin sorumluluğu.
Son olarak...
Gömeç'te, Ayvalık'ta ve Edremit'te günlerdir büyük bir özveriyle çalışan Balıkesir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı personeline, Orman Bölge Müdürlüğü ekiplerine, hava ve kara unsurlarına, sağlık çalışanlarına, güvenlik güçlerine, belediye ekiplerine, gönüllülere ve sahada emeği geçen herkese gönülden teşekkür etmek gerekiyor.
Çünkü onlar sadece yangını söndürmedi.
Balıkesir'in geleceğini, nefesini ve umudunu korumak için mücadele ettiler.
Bazen bir alkış yetmez.
Bazen söylenecek en doğru söz sadece şudur:
İyi ki varsınız.