Kaçımız “Bu aralar biraz kilo aldım ama neden?” diye kendi kendine sormadı?
Yiyorum ama eskisi kadar değil, tatlıyı azalttım, ekmeği kıstım… Buna rağmen tartı inatla yukarıyı gösteriyor. İşte tam bu noktada insanın aklına şu soru geliyor: “Acaba sorun bende değil de bağırsaklarımda mı?”
Son zamanlarda okuduğum bir araştırma tam da bunu söylüyor aslında. Meğer bağırsaklarımızda yaşayan, adını daha önce pek duymadığımız bir bakteri varmış: Turicibacter. İsmi biraz bilim kurgu karakteri gibi ama yaptığı iş oldukça gerçek. Bu bakteri, yüksek yağlı beslenseniz bile kilo alımını yavaşlatabiliyor.
Araştırmayı fareler üzerinde yapmışlar. Aynı şekilde yağlı beslenen iki grup… Birine bu bakteri desteklenmiş, diğerine dokunulmamış. Sonuç? Destek almayanlar bildiğin şişmiş, alanlar ise “eh işte” demiş. Aradaki fark az buz değil.
Ama işin en güzel tarafı şu: Bu bakteriyi desteklemek için eczaneye koşmaya gerek yok. Çünkü Turicibacter öyle “özel” bir şey istemiyor. Lif istiyor. Bildiğimiz lif.
Soğan, sarımsak, enginar, kuşkonmaz…
Bir de zeytinyağı, avokado, badem gibi “bizim mutfağın” yıldızları.
Yani olay şu: Bağırsaklarını iyi beslersen, onlar da seni koruyor.
Ama sürekli fast food, doymuş yağ, hazır gıda… O zaman bu faydalı bakteriler “ben yokum” deyip ortamdan çekiliyor.
Bir de şu kısmı çok önemli buluyorum. İngiltere’den bir beslenme uzmanı diyor ki:
“Problem çoğu zaman ne kadar yediğimiz değil, ne yediğimiz.”
Haklı. Sürekli aç kalıp, kalori sayıp, kendimizi cezalandırıyoruz. Sonra metabolizma yavaşlıyor, sinir artıyor, açlık katlanıyor. En sonunda da gece 11’de mutfağın ışığı yanıyor zaten…
Belki de artık kilo meselesine başka bir yerden bakma zamanı gelmiştir.
Tartıyla kavga etmek yerine, bağırsaklarımızla barışmak gibi…
Az yemekten önce doğru yemeyi,
yasaklamaktan önce dengeyi
ve modadan önce bilimi konuşmak gerek.
Kim bilir…
Belki de kilo almamak için çözüm tabağımızda değil, bağırsaklarımızda saklıdır.