Namık Havutça


Emperyalizmin beslendiği temel kaynak; kimi zaman gizli müdahalelerle, kimi zaman açık işgallerle gelişmemiş, zayıf ve savunmasız ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine el koymaktır.

Bugün sözümona “uygar dünya”da, uluslararası hukuku hiçe sayarak Venezuela’ya yönelen müdahaleler, tam da bu emperyalist anlayışın güncel bir tezahürüdür.

Emperyalizmi dünyada ilk kez diz çöktüren tarihsel irade, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen Türk Kurtuluş Mücadelesi’dir. Bu mücadele yalnızca bir ulusun bağımsızlığını değil, mazlum uluslar için emsal ve umut olmuş; mazlum halkların onurunu da savunmuştur.


Bugün emperyalizmin Ortadoğu’daki en saldırgan tetikçisi, İsrail Başbakanı Netanyahu yönetimidir. Daha da tehlikelisi; bu yönetimin Gazze’de Filistin halkına karşı yürüttüğü kanlı süreci, Yunanistan’ı da yanına alarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile kurulan ittifaklar üzerinden Türkiye’ye karşı bir cephe açarak Balkanlar’a ve Ege’ye taşıma arayışıdır.

Tarihin en büyük soykırımlarından birini yaşamış bir halkın liderinin, bugün Hitler’i andıran bir saldırganlıkla hareket etmesi, insanlık adına ibret vericidir.

Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getirme, çatışma sürecine çekme ve tahrik etme çabaları asla masum değildir; bu girişimler emperyalist bir planın parçasıdır.


Ege ve Akdeniz’in petrolü, doğalgazı ve doğal zenginlikleri hiç kuşkusuz emperyalizmin ajandasında hep olmuştur. Onlar için uygun anı beklemekte ve şartlar oluştuğunda tereddüt etmeyeceklerdir. Ancak bütün dünya, ABD de dâhil, çok iyi bilmektedir ki Türkiye; ne Venezuela, ne Suriye, ne Irak, ne de Afganistan ya da herhangi bir Ortadoğu ülkesi değildir. Türkiye, tarihinin derinliklerinde yedi düveli Anadolu topraklarında diz çöktüren; Sakarya Nehri’ni emperyalizmin kanıyla sulayan bir ecdadın ülkesidir.

Biz isteriz ki Ege ve Akdeniz’in petrolü, doğalgazı ve doğal zenginlikleri silah tekellerinin değil; Türk ve Yunan halklarının barışı, refahı ve ortak geleceği için kullanılsın.

Yunan halkı, yüz yıl önce yaşanan ve bizim için Kurtuluş Savaşı, onlar için ise “Mikra Asia Katastrofi” (Küçük Asya Felaketi) olarak adlandırılan sürecin sonuçlarını çok iyi bilmektedir:
Acı, gözyaşı, büyük kopuşlar, zorunlu göçler ve kuşaklar boyu süren travmalar…
Bu trajedinin asıl bedelini Türk ve Yunan emekçi halkları birlikte ödemiştir.


Emperyalizmin kurduğu oyun, her iki halka da ağır bedeller ödetmiştir. Bu coğrafyanın zenginlikleri ancak adil paylaşım, uluslararası hukuk ve karşılıklı saygı temelinde halklara hizmet edebilir. Bir kez daha, emperyalist odakların tetikçisi İsrail ile birlikte kurguladığı tuzağa komşumuz düşmemelidir.


Tarih defalarca göstermiştir:
Savaş halklara yıkım, barış ise gelecek getirir.
Emperyalizm, her zaman zayıf ve güçsüz anı kollar.

Venezuela’dan çıkarılacak çok ders vardır.