-2-
OSMAN ZEKİ ŞAHİN / Y. Mimar
Balıkesir Mimarlar Odası Şube Başkanı
Dün, 1898 depreminin ardından Mutasarrıf Ömer Âlî Bey'in Balıkesir'in sokaklarını ve ulaşım omurgasını yeniden şekillendiren imar hamlesinden bahsetmiştik. Ancak bir şehri şehir yapan yalnızca yollar ve caddeler değildir. Kentlerin hafızası, insanların buluştuğu meydanlarda, ibadet ettiği yapılarda ve kuşaklar boyunca aktarılan ortak mekânlarda yaşar. Balıkesir için bu hafızanın en güçlü adreslerinden biri hiç şüphesiz Zağnos Mehmed Paşa Külliyesi idi.
15.yüzyılın ikinci yarısında Fatih Sultan Mehmet'in vezirlerinden Zağnos Mehmed Paşa tarafından yaptırılan külliye, yalnızca bir camiden ibaret değildi. İçerisinde medrese, imaret ve çeşitli sosyal birimleri barındıran bu yapı topluluğu, yüzyıllar boyunca Balıkesir'in sosyal, kültürel ve ticari yaşamının merkezinde yer aldı. Çarşılar onun çevresinde gelişti, insanlar onun gölgesinde buluştu ve şehir zamanla onun etrafında büyüdü.
Ne var ki 1898 depremi, Balıkesir'in bu en önemli simgelerinden birini de ağır biçimde yaraladı. Yapının büyük bölümü kullanılamaz hâle geldi. Şehrin yeniden ayağa kaldırılması için çalışan Ömer Âlî Bey'in önünde iki seçenek vardı: Ya hasarlı bölümleri geçici çözümlerle onaracak ya da geleceği düşünerek daha güçlü bir yeniden inşa sürecine girişecekti. O, ikinci yolu seçti.
Dönemin şartları düşünüldüğünde oldukça cesur sayılabilecek bir anlayışla hareket edildi. Yapının yeniden inşasında yalnızca geleneksel yöntemlere bağlı kalınmadı; dönemin teknik imkânlarından da yararlanıldı. Depreme karşı dayanıklılığı artırmak amacıyla taşıyıcı sistem içerisinde demir elemanların kullanılması, o yıllar için dikkat çekici bir mühendislik yaklaşımıydı. Bir anlamda geçmişin mimari mirası ile dönemin yeni yapı teknolojileri aynı yapıda buluşturuldu.
Yeniden inşa süreci aynı zamanda büyük bir toplumsal dayanışma örneği oldu. Devlet desteğinin yanında halk da bu çalışmalara katıldı. Balıkesirliler, şehrin en önemli eserlerinden birini yeniden ayağa kaldırabilmek için maddi ve manevi katkılar sundular. Bu nedenle ortaya çıkan yapı yalnızca mimari bir eser değil, aynı zamanda ortak emeğin ve dayanışmanın da simgesi hâline geldi.
Zağnos Paşa Camii'nin yeniden yükselişi, deprem sonrasında Balıkesir'in yeniden doğuşunun en görünür işaretlerinden biri oldu. Şehir, yıkılan sokaklarını onarırken aynı zamanda hafızasını da korumayı başarmıştı. Çünkü kentler sadece yeni binalarla değil, geçmişle kurdukları bağ sayesinde ayakta kalırlar.
Bugün Zağnos Paşa Meydanı'nda yürürken gördüğümüz yapı, aslında yalnızca taş ve harçtan oluşan bir eser değildir. O yapı; bir depremin ardından umudunu kaybetmeyen insanların, geleceğe duydukları güvenin ve şehre olan bağlılıklarının somut bir hatırasıdır.
Mutasarrıf Ömer Âlî Bey'in hizmetleri yalnızca büyük yapılarla sınırlı değildi. O, günlük yaşamın geçtiği sokaklarda, çeşmelerde, eğitim mekânlarında ve kamusal alanlarda da iz bırakan çalışmalar gerçekleştirdi. Bir sonraki bölümde, Balıkesir'in sokak ölçeğinde şekillenen mimari hafızasına ve şehrin ilk modern kütüphane girişimlerinden birine yakından bakacağız.
Yarın: “Sokak Ölçeğinde Geometri ve Hafıza: Beşgen Şadırvandan Kütüphane Tipolojisine”