OSMAN ZEKİ ŞAHİN
Y. Mimar / Mimarlar Odası Balıkesir Şube Başkanı
-4-
Kentlerin tarihinde bazı dönemler vardır ki, yapılan her müdahale yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakların yaşayacağı şehri de şekillendirir. Balıkesir için 1898 depremi böyle bir dönüm noktasıydı. Ancak şehir, aradan geçen yılların ardından çok daha farklı bir yıkımla yeniden karşı karşıya kaldı. Bu kez yıkımın nedeni doğa değil, savaşın bıraktığı izlerdi.
20.yüzyılın başlarında Anadolu'nun birçok şehri gibi Balıkesir de işgal yıllarının ağır sonuçlarını yaşadı. Kurtuluş Savaşı boyunca bölge, hem askerî hareketliliğin hem de direniş faaliyetlerinin önemli merkezlerinden biri oldu. İşgal sürecinde yaşanan yangınlar ve tahribat özellikle kent merkezinde derin yaralar açtı. Bir zamanlar ticaretin ve sosyal yaşamın kalbi olan çarşı çevresi büyük ölçüde zarar gördü. Şehir, depremden sonra ikinci kez kendisini yeniden inşa etmek zorundaydı.
Cumhuriyet'in ilan edildiği yıllarda Balıkesir'e gelen 2. Kolordu Komutanı Ali Hikmet Paşa, yalnızca askerî görevleriyle değil, şehrin yeniden yapılanmasına verdiği katkılarla da iz bıraktı. Cumhuriyet'in ilk yıllarında şehircilik anlayışı değişmeye başlamıştı. Yeni Türkiye, yalnızca kurumlarını değil, kentlerini de çağdaş bir anlayışla yeniden düzenlemeyi hedefliyordu.
Ali Hikmet Paşa'nın Balıkesir'de öncülük ettiği çalışmaların merkezinde kamusal yaşam fikri bulunuyordu. Çünkü bir şehrin yeniden ayağa kalkması yalnızca binaların yapılmasıyla mümkün değildi. İnsanların bir araya gelebileceği, nefes alabileceği ve ortak bir kent kültürü oluşturabileceği alanlara da ihtiyaç vardı.
Bu anlayışla, işgal yıllarında zarar gören kent merkezindeki bazı yapı adaları kamulaştırıldı ve düzenlendi. Böylece bugün hâlâ şehrin önemli odak noktalarından biri olan Ali Hikmet Paşa Meydanı'nın temelleri atıldı. O dönemin şartları düşünüldüğünde bu oldukça cesur bir karardı. Çünkü şehir merkezinde geniş bir kamusal alan oluşturmak, yalnızca fiziksel değil aynı zamanda toplumsal bir dönüşüm anlamına geliyordu.
Meydanın açılmasıyla birlikte kent merkezindeki hareketlilik yeni bir düzen kazandı. İnsanlar artık yalnızca çarşıların dar sokaklarında değil, geniş ve açık kamusal alanlarda da buluşabiliyordu. Resmî törenler, kutlamalar ve günlük yaşam zamanla bu yeni mekân etrafında şekillenmeye başladı.
Ali Hikmet Paşa'nın katkıları bununla da sınırlı kalmadı. Şehrin ana ulaşım güzergâhlarından biri olan Millî Kuvvetler Caddesi'nin düzenlenmesi ve genişletilmesi yönünde önemli adımlar atıldı. Yangınlardan sonra ortaya çıkan düzensiz yapılaşmanın yerine daha planlı bir kent görünümü oluşturulmaya çalışıldı. Yeni yapıların belirli bir düzen içinde gelişebilmesi için imar sınırları yeniden tanımlandı. Böylece Balıkesir, Osmanlı döneminden miras kalan geleneksel kent yapısından Cumhuriyet'in modern şehir anlayışına doğru geçiş yapmaya başladı.
Aslında bugün şehir merkezinde yürürken kullandığımız birçok güzergâhın ve meydanın temelinde, yaklaşık bir asır önce alınmış bu kararlar bulunmaktadır. O dönemde açılan kamusal alanlar, yalnızca boş bırakılmış arsalar değil; şehir hayatını yönlendiren ve insanları bir araya getiren yeni odak noktalarıydı.
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Balıkesir'de gerçekleştirilen bu dönüşüm, yalnızca fiziksel bir yenilenme olarak görülmemelidir. Bu süreç aynı zamanda yeni bir toplum düzeninin, yeni bir şehir kültürünün ve yeni bir kamusal yaşam anlayışının da inşasıydı. Ali Hikmet Paşa'nın çalışmaları sayesinde savaşın yıprattığı kent merkezi yeniden nefes almaya başladı. Ancak onun Balıkesir'e bıraktığı miras yalnızca meydanlar ve caddeler değildi. Kent siluetine kazandırdığı anıtsal yapılar da bugün hâlâ şehrin kimliğini tanımlamaya devam ediyor.
Bir sonraki bölümde, Balıkesir'in en tanınan simgelerinden olan Saat Kulesi ile Karargâh Binası arasındaki mimari ilişkiyi, Ali Hikmet Paşa'nın şehir vizyonunu ve kent hafızasında bıraktığı kalıcı izleri ele alacağız.