Trakya'daki dev çekirgeler ne anlama geliyor?
Son günlerde televizyon ekranlarında, sosyal medyada ve haber sitelerinde aynı görüntüler dönüp duruyor. Trakya'da tarlaları kaplayan dev çekirgeler... Tekirdağ'da, Edirne'de, Kırklareli'nde görülen yoğun çekirge popülasyonu... Bazı görüntüler gerçekten ürkütücü. Kimi vatandaş "Çekirge istilası başladı" diyor, kimi "Balkanlar'dan geliyor" yorumunu yapıyor, kimileri ise işi daha da ileri götürerek "Bunlar özellikle doğaya bırakıldı" iddiasını ortaya atıyor.
Gerçekten bir çekirge istilası mı yaşanıyor? Yoksa doğanın zaman zaman karşılaştığımız olağan döngülerinden biriyle mi karşı karşıyayız?
Bu soruların cevabı oldukça önemli. Çünkü tarım ülkesi olan Türkiye'de çekirge denildiğinde milyonlarca liralık ürün kaybı, çiftçinin emeği ve gıda güvenliği akla geliyor.
***
Öncelikle şu gerçeği bilmek gerekiyor. Çekirge bir böcektir.
Çekirgeler milyonlarca yıldır yeryüzünde yaşayan canlılardır. Dünyada 11 binden fazla türü bulunduğu söyleniyor. Türkiye'de ise yüzlerce farklı çekirge türü yaşamaktadır. Bunların tamamı zararlı değildir. Hatta büyük bölümü doğanın ekolojik dengesinin önemli parçalarından biridir.
Neden bazı yıllarda çekirgeler bir anda çoğalıyor? Bunun en önemli nedeni iklim koşullarıdır.
Ilıman geçen kışlar, ilkbaharda yeterli yağış alınması ve yaz başındaki sıcak hava çekirgelerin yumurtadan çıkışını artırabiliyor. Özellikle kuraklık sonrasında oluşan bitki örtüsü değişimleri de popülasyon patlamasına neden olabiliyor.
Yani her çekirge yoğunluğu "istila" anlamına gelmiyor.
Gerçek çekirge istilaları çok farklıdır.
Afrika'da, Orta Doğu'da ve Asya'nın bazı bölgelerinde görülen çöl çekirgeleri milyonlarca bireyden oluşan sürüler halinde yüzlerce kilometre yol alabiliyor. Saatler içinde binlerce dönüm ekili alanı tamamen yok edebiliyor.
Türkiye'de görülen türlerin büyük bölümü ise bu kadar yıkıcı özellik taşımıyor.
Ancak bu durum hiç zarar vermedikleri anlamına da gelmiyor.
Özellikle Trakya'da son günlerde görüntülenen iri çekirgeler ayçiçeği, mısır, buğday, arpa, yonca, sebze ve mera alanlarında yoğun beslenmeye başladığında ekonomik zarar oluşturabiliyor.
***
Çekirge için yeşil olan hemen her bitki bir besin kaynağıdır.
Yaprakları kemirir. Filizleri yer. Yeni çıkan sürgünleri yok eder. Fideleri tamamen ortadan kaldırabilir.
Genç bitkilerin gelişmesini durdurabilir. Meyve ağaçlarında yaprak kaybına neden olabilir.
Meralarda ot miktarını azaltabilir. Hayvancılığı bile dolaylı olarak etkileyebilir.
Özellikle ayçiçeği üretiminin merkezi olan Trakya açısından bu gelişmeler dikkatle takip edilmelidir.
Bilim insanları uzun yıllardır bazı çekirge türlerinin rüzgârlarla birlikte uzun mesafeler kat edebildiğini belirtiyor. Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Trakya'ya geçen türler olabiliyor. Bu durum yeni bir olay değil.
Sınırlar çekirgeler için hiçbir anlam ifade etmiyor. Rüzgârın yönü değişiyor. İklim değişiyor. Bitki örtüsü değişiyor. Onlar da yaşam alanlarını değiştiriyor.
Dolayısıyla Balkanlar kaynaklı hareketlilik bilimsel olarak mümkün.
Ancak her görülen çekirgenin Balkanlar'dan geldiğini söylemek de doğru değildir.
Türkiye'nin kendi doğal çekirge popülasyonu zaten oldukça zengindir.
***
Tek tek bireyler ya da küçük gruplar halinde İstanbul'da da görüldüler. Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli zaten risk bölgesi. Rüzgâr şartlarına göre Çanakkale, Bursa, Yalova, Kocaeli ve İstanbul çevresinde de görülebilir.
Daha sonra Anadolu'nun iç kesimlerine yayılmaları da teorik olarak mümkündür.
Fakat burada önemli olan nüfus yoğunluğudur.
Birkaç çekirge görmek başka şeydir. Milyonlarca bireyin aynı bölgede toplanması ise bambaşka bir olaydır.
Son günlerde sosyal medyada dolaşan bazı iddialar ise bilimsel gerçeklerle örtüşüyor mu?
"Bunlar laboratuvarda üretildi."
"Bilerek doğaya salındılar."
"Tarımı bitirmek istiyorlar."
"Çiftçiyi batırmak için özel olarak bırakılıyor."
Bu iddiaları basında ve sosyal medyada sıkça görüyoruz.
Doğada zaman zaman böcek popülasyonlarının patlama yapması olağan bir durumdur.
Benzer olaylar çekirgelerde olduğu gibi kelebeklerde, uğur böceklerinde, tırtıllarda ve bazı sinek türlerinde de görülebiliyor.
İklim değişikliği, kuraklık, doğal düşmanların azalması ve çevresel değişimler bu artışların temel nedenleri arasında gösteriliyor. Elbette her olayda olduğu gibi burada da resmi kurumların şeffaf bilgi paylaşması büyük önem taşıyor.
Bilgi boşluğu oluştuğu anda komplo teorileri hızla yayılıyor. Çiftçinin de vatandaşın da doğru bilgiye ulaşması gerekiyor.
***
Peki çekirgenin hiç faydası yok mu? Aslında var. Doğadaki kuşların önemli bir besinidir.
Sülünler, keklikler, leylekler, kargalar ve birçok yırtıcı kuş çekirgelerle beslenir. Kirpiler, kertenkeleler ve bazı memeliler için de önemli protein kaynağıdır. Doğadaki besin zincirinin vazgeçilmez halkalarından biridir.
Toprakta organik maddenin dönüşümüne katkı sağlar. Yani çekirge tamamen zararlı bir canlı değildir. Sorun, doğal denge bozulduğunda ortaya çıkar.
Peki üretici ne yapmalı?
Her şeyden önce tarlalar düzenli olarak kontrol edilmelidir. Yumurta bırakılan alanlar erken dönemde tespit edilmelidir. Tarla kenarlarındaki yoğunlaşmalar izlenmelidir. Doğal düşmanların korunması büyük önem taşır.
Gereksiz ve bilinçsiz ilaçlama sadece çekirgeleri değil, arıları ve faydalı böcekleri de öldürmektedir.
Bu nedenle mücadele mutlaka teknik personelin önerileri doğrultusunda yapılmalıdır.
Doğal yöntemler de göz ardı edilmemelidir.
Tarlaların temiz tutulması, yabancı otların kontrol edilmesi, erken sürüm yapılması, yumurta bırakılan alanların işlenmesi, biyolojik mücadele yöntemlerinin geliştirilmesi ve doğal avcıların korunması uzun vadede en etkili çözümler arasında yer almaktadır.
Bugün dünyanın birçok ülkesinde kimyasal mücadeleden çok entegre mücadele sistemi uygulanıyor.
Yani yalnızca ilaç değil; biyolojik, mekanik ve kültürel yöntemler birlikte kullanılıyor.
Türkiye'nin de bu alanda daha güçlü bir erken uyarı sistemi oluşturması gerekiyor.
***
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın il ve ilçe müdürlükleri belirli dönemlerde çekirge sürvey çalışmaları yürütüyor, risk görülen alanlarda izleme ve gerektiğinde mücadele programları uyguluyor. Ancak iklim değişikliğinin etkilerinin arttığı bir dönemde bu çalışmaların daha yaygın, daha hızlı ve teknolojik izleme sistemleriyle desteklenmesi önem taşıyor.
Belki de artık uydu görüntülerinden yapay zekâ destekli analizlere kadar yeni teknolojiler devreye alınmalı. Çünkü konu, Türkiye'nin gıda güvenliğidir. Çiftçinin alın teridir.
Mesele, soframıza gelen ekmektir.
Bugün Trakya'da görülen çekirgeler yarın farklı bölgelerde de karşımıza çıkabilir.
Paniğe kapılmadan ama tedbiri de elden bırakmadan hareket etmek zorundayız.
Bilimsel verilerle konuşmalı, sosyal medyadaki her görüntüye inanıp felaket senaryoları üretmemeliyiz.