BİZİM BAHÇE / NAZİF İLBOZ


Bahçede yaz yetiştiriciliğinin en büyük paradoksu şudur: Yaz sebzeleri güneşi sever ama kavurucu sıcağı sevmez. Domates, biber, patlıcan, salatalık, kavun ve karpuz sıcak iklim bitkileri olarak bilinse de, 40 dereceyi aşan sıcaklıklar onlar için de strese dönüşür. Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle daha sık yaşanan uzun süreli sıcak hava dalgaları, sadece insan sağlığını değil, bahçedeki ürünlerin verimini ve kalitesini de ciddi şekilde etkiliyor.

Eskiden yaz sıcakları gündüz yakar, gece ise serinlik toprağı dinlendirirdi. Artık geceler de sıcak geçiyor. Bitki nefes alamıyor, dinlenemiyor. Gündüz aldığı stresi gece atamayan bitki adeta sürekli mesai yapıyor. Bunun sonucunda büyüme yavaşlıyor, çiçekler dökülüyor, meyveler küçülüyor ve kalite düşüyor.


***

Peki neden?

Bitkiler de insanlar gibi terler. Elbette bizim gibi değil... Yapraklarındaki gözeneklerden su buharı çıkararak kendilerini serinletirler. Ancak hava aşırı sıcak ve kuru olduğunda bu su kaybı çok hızlanır. Topraktan aldığı su, yapraklardan çok daha hızlı buharlaşır. Bir noktadan sonra bitki su yetiştiremez hale gelir.

İşte o zaman yapraklar kıvrılmaya başlar.

Öğle saatlerinde domates yapraklarının aşağı doğru sarktığını, biberlerin cansızlaştığını, salatalıkların boynunu büktüğünü görürüz. Çoğu kişi "Susuz kaldı." diye düşünerek hemen hortuma sarılır.

Oysa her sarkma susuzluk değildir.

Bitki, aşırı sıcakta kendini korumak için geçici olarak yapraklarını kapatır. Çünkü gözeneklerini kapatıp su kaybını azaltmaya çalışır. Eğer akşam serinliğinde tekrar canlanıyorsa büyük bir sorun yoktur. Ancak ertesi sabah da aynı görüntü devam ediyorsa artık ciddi su stresi başlamış demektir.

Yaz sebzeleri en iyi gelişmeyi genellikle 25-30 derece arasında gösterir. 35 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda büyüme yavaşlamaya başlar. 40 derecenin üzerindeki uzun süreli sıcaklıklarda ise bitki hayatta kalmaya çalışır; meyve büyütmeyi ikinci plana bırakır.


***

En büyük zarar çiçeklerde görülür. Domates, biber ve patlıcanın çiçekleri aşırı sıcakta döllenemez. Polen canlılığını kaybeder. Çiçek açar ama meyve bağlamaz. Bahçıvan "Bu kadar çiçek vardı, neden ürün olmadı?" diye şaşırır.

Sebebi çoğu zaman sıcaklıktır.

Domateslerde güneş yanıklığı oluşabilir. Meyvenin güneşe bakan tarafında önce açık renkli bir leke oluşur. Daha sonra bu bölge sertleşir, beyazlaşır ve zamanla çürümeye başlar.

Biberlerde meyveler küçülür. Salatalıklarda acılaşma görülebilir. Fasulyede çiçek dökümü artar. Patlıcanda gelişme yavaşlar. Marul gibi serin iklim sebzeleri ise sıcakta hızla tohuma kalkar ve yenilemez hale gelir.


***

Peki kavun ve karpuz?

Toplumda yaygın bir inanış vardır. "Kavun ve karpuz ne kadar sıcak olursa o kadar iyi olur."

Bu düşüncenin doğru olduğu kadar eksik olduğu da söylenebilir. Kavun ve karpuz sıcak iklim bitkileridir. Güneşi severler. Tatlanmaları için bol güneşe ihtiyaç duyarlar.

Ancak onların da bir sınırı vardır.

Toprak sıcaklığı aşırı yükseldiğinde kökler zorlanır. Meyve büyümesi yavaşlar. Özellikle düzensiz sulama ile birlikte kavunlarda şekil bozuklukları oluşabilir.

Karpuzlarda ise en büyük tehlikelerden biri meyve çatlamasıdır.

Bitki uzun süre susuz bırakılır, ardından bol su verilirse meyve kısa sürede fazla su çeker. Kabuk bu ani büyümeye dayanamaz ve çatlayabilir.

Bir diğer sorun da güneş yanığıdır.

Toprak üzerinde duran kavun ve karpuzlar doğrudan güneş ışığı altında uzun süre kalırsa kabuklarında beyazımsı yanık lekeleri oluşabilir. Bu bölgeler zamanla çürümeye başlayabilir.


***

Peki çözüm sadece daha fazla sulamak mı?

Hayır. En büyük hata budur.

Aşırı sıcakta sık sık yüzeysel sulama yapmak kökleri tembelleştirir. Bitki kökleri derine gitmez.

Bilim insanları, daha seyrek ama derin sulamanın çok daha doğru olduğunu söylüyor.

Sulama mutlaka sabah erken saatlerde veya akşam güneş battıktan sonra yapılmalıdır.

Öğle sıcağında yapılan sulamanın önemli bir kısmı daha toprağa ulaşmadan buharlaşır.

Üstelik güneş altında ısınmış yapraklara verilen su damlacıkları bazı durumlarda bitkiye ilave stres oluşturabilir. Asıl sorun ise suyun verimsiz kullanılmasıdır.


***

Bir başka önemli yöntem ise malç uygulamasıdır.

Yani toprağın üzerini saman, kuru ot, çim artıkları, yaprak veya organik örtüyle kapatmaktır.

Bu yöntem toprağın güneşten doğrudan etkilenmesini önler.

Su daha az buharlaşır. Toprak serin kalır. Yabancı otlar azalır. Kökler daha rahat gelişir.

Dünyanın birçok ülkesinde sıcak bölgelerde bu yöntem yaygın olarak uygulanıyor.

Profesyonel üreticiler ayrıca gölgeleme tülleri kullanıyor.

Özellikle yüzde 20-40 oranında gölgeleme sağlayan örtüler, en yakıcı öğle güneşini kırarak bitkinin sıcaklık stresini azaltıyor.

Ev bahçelerinde bile basit gölgeleme sistemleri kurulabiliyor.

Bir diğer önemli konu da gübreleme.

Aşırı sıcak dönemlerde yüksek doz azotlu gübre vermek doğru değildir.

Bitki zaten stres altındadır.

Yeni sürgün oluşturmaya zorlamak yerine kök gelişimini destekleyen dengeli besleme tercih edilmelidir.

Toprağın organik madde açısından zengin olması da büyük avantaj sağlar.

Organik madde, toprağın su tutma kapasitesini artırır. Yani aynı sulamayla bitki daha uzun süre susuz kalmadan yaşayabilir.

İklim değişikliği artık geleceğin değil, bugünün gerçeği.


Eskiden "istisna" dediğimiz 40 derecelik günler artık birçok bölgede yazın sıradan hale geliyor.

Bu nedenle bahçecilik alışkanlıklarımızı da değiştirmek zorundayız.

Daha bilinçli sulama... Toprağı çıplak bırakmama... Organik maddeyi artırma... Gerekirse gölgeleme yapma... Ve bitkinin dilini okumayı öğrenme...

Çünkü bitki konuşmaz ama yapraklarıyla anlatır.

Bugün bahçede gördüğümüz her kıvrılan yaprak, her dökülen çiçek, her güneş yanığı aslında doğanın bize gönderdiği bir uyarıdır.

Toprağı korursak suyu koruruz. Suyu korursak ürünü koruruz. Ürünü korursak emeğimizi koruruz.

Yaz sebzeleri güneşi sever.

Ama kavurucu sıcağa teslim olurlarsa, en bereketli bahçe bile sessizce verim kaybetmeye başlar.