SADIÇ, yalım, zere, vere, te, geti ge, sümdüklenmek, uyuntu, künge, kovalak, kalaba, mısmıl, bakam...
Bu kelimeleri peş peşe okuyan bir Balıkesirli muhtemelen gülümseyecek, çocukluğunu, mahallesini, köyünü ya da büyüklerinden duyduğu sohbetleri hatırlayacaktır. Ancak Balıkesir dışından biri için bu kelimelerin büyük bölümü hiçbir anlam ifade etmeyecektir.
İşte bir şehri şehir yapan sadece yolları, binaları, meydanları değildir. O şehrin dili, konuşma biçimi, kendine has kelimeleri ve kültürü de en az bunlar kadar önemlidir.
Balıkesir'in yöresel ağzı da bu zenginliğin en güzel örneklerinden biridir. Günlük hayatın içinde farkına varmadan kullandığımız birçok kelime aslında yüzyılların mirasıdır. Bizler belki bunları sıradan kelimeler olarak görüyoruz ama dışarıdan gelen biri çoğu zaman ne anlatılmak istendiğini anlamakta zorlanıyor.
Daha önce "kovalak" kelimesini ayrıntılarıyla ele almıştık. Bugün ise sadece birkaç örnek üzerinden Balıkesir ağzının ne kadar renkli olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Son yıllarda "Sadıç" kelimesi, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın'ın kullandığı kalpli logoyla birlikte daha görünür hale geldi. Reklamlarda ve afişlerde sıkça yer alması sayesinde Balıkesir dışındaki insanların da dikkatini çekti. Ancak kelimenin gerçek anlamını ve sıcaklığını en iyi yine Balıkesirliler bilir. Çünkü bu kelime yalnızca bir sözcük değil; dostluğu, yakınlığı ve samimiyeti anlatan kültürel bir değerdir.
"Mısmıl" denildiğinde herkes işin düzgün ve eksiksiz yapıldığını anlar. "Kalaba" dendiğinde kalabalık bir ortam gözünüzde canlanır. Birine "bakam" diye seslenmek, çoğu zaman sevgi ve samimiyetin ifadesidir. "Sümdüklenmek", "uyuntu", "künge", "zere", "yalım", "vere", "te", "geti ge"... Her biri günlük konuşmanın doğal bir parçasıdır.
Belki bugün gençler bu kelimelerin bir kısmını eskisi kadar kullanmıyor. Televizyon, sosyal medya ve dijital dünyanın etkisiyle ortak bir konuşma dili oluşuyor. Bu durum doğal bir değişim olsa da yerel ağızların yavaş yavaş unutulmasına da neden oluyor.
Oysa yöresel kelimeler sadece konuşma aracı değildir. Her biri geçmişten bugüne taşınan kültürel bir mirastır. Dedelerimizin, ninelerimizin sesi bu kelimelerin içinde yaşamaya devam eder. Bir kelime unutulduğunda aslında o kelimeyle birlikte bir yaşam biçimi, bir hatıra ve bir kültür de biraz eksilir.
Anadolu'nun her şehrinde olduğu gibi Balıkesir'in de kendine özgü bir dili vardır. Bu dil bizi diğer şehirlerden ayıran en önemli özelliklerden biridir. Çünkü kültür sadece türküyle, yemekle ya da halk oyunuyla yaşatılmaz. Konuştuğumuz kelimeler de kültürün en güçlü taşıyıcılarıdır.
Bir çırpıda aklımıza gelenleri sıraladık. Elbette Balıkesir ağzı bu birkaç kelimeden ibaret değil. Daha nice sözcükler var ki belki bugün sadece köy odalarında, aile büyüklerinin sohbetlerinde ya da çocukluk hatıralarında yaşamaya devam ediyor.
Belki de artık görev bizlere düşüyor. Çocuklarımıza bu kelimeleri öğretmeli, büyüklerimizden duyduğumuz ifadeleri unutmamalı ve günlük hayatın içinde yaşatmalıyız. Çünkü dilini kaybeden toplum, hafızasının bir bölümünü de kaybeder.
Şimdi söz sizde...
Sizin çocukluğunuzdan aklınızda kalan hangi Balıkesir kelimesi var? Belki bizim unuttuğumuz, belki de yeni neslin hiç duymadığı nice güzel kelime hâlâ hafızanızdadır. Gelin, onları da yaşatalım. Çünkü kelimeler yaşarsa Balıkesir'in kültürü de yaşamaya devam edecektir.