Katlanabilir telefonları ilk gördüğümüzde çoğumuzun aklından aynı şey geçti: “Güzel de bunun ekranı ne kadar dayanacak?”
Haksız da değildik.
Telefonu ortadan ikiye katlıyorsunuz. Bunu günde belki 50, belki 100 kez yapıyorsunuz. Üstelik cebinize koyuyor, masaya bırakıyor, bazen düşürüyor, bazen de farkında olmadan ekranın üzerine biraz fazla bastırıyorsunuz.
Normal bir telefon için bile yeterince zorlu olan günlük hayat, katlanabilir telefon için adeta dayanıklılık sınavı.
Ama aradan geçen yıllar önemli bir şeyi değiştirdi: Katlanabilir telefonlar artık teknoloji fuarlarında gösterilen pahalı oyuncaklar değil. Günlük kullanılabilecek kadar olgunlaştılar.
Yine de “normal telefon kadar sağlamlar” demek için biraz erken.
Asıl mesele artık menteşe değil, ekran
Katlanabilir telefonların ilk dönemlerinde en büyük soru işareti menteşeydi.
Kaç kez açılıp kapanabilir?
Bir süre sonra gevşer mi?
Telefonu açarken o mekanizma bir gün elimizde kalır mı?
Üreticiler bu konuda ciddi yol aldı. Yeni nesil menteşeler yüz binlerce açma-kapama hareketine dayanabilecek şekilde tasarlanıyor. Kâğıt üzerindeki rakamlara baktığınızda, telefonu normal kullanan birinin yıllarca menteşe ömrünü tüketmesi pek kolay görünmüyor.
Benim asıl çekincem başka yerde: İç ekran.
Çünkü fizik değişmedi.
Katlanması gereken bir ekranı, klasik telefonlardaki kalın ve sert camla kapatamıyorsunuz. Ultra ince camlar, esnek katmanlar ve özel koruyucu yüzeyler kullanılıyor. Teknoloji gerçekten etkileyici ama sonuçta parmağınızın altında duran yüzey, klasik telefon ekranından daha hassas.
Tırnak izi bile bırakabilen bir ekrandan söz ediyoruz.
İşte bu yüzden katlanabilir telefon kullanırken insan ister istemez biraz daha dikkatli davranıyor. Telefonu masaya atmak, cebine anahtarla birlikte koymak ya da ekrana gelişigüzel bastırmak pek iyi fikir değil.
Bir de işin toz tarafı var.
Suya dayanıklılık konusunda büyük ilerleme kaydedildi. Fakat katlanabilir telefonun doğası gereği hareketli parçaları bulunuyor. Menteşe, telefonun hem en etkileyici hem de en savunmasız bölümlerinden biri.
Su bir şekilde engellenebiliyor ama küçücük kum ve toz parçacıkları çok daha sinsice hareket ediyor.
Plajda telefon kullanırken normal bir cihazda fazla düşünmediğiniz birkaç kum tanesi, katlanabilir bir telefonda insanın aklına hemen “Acaba menteşeye girdi mi?” sorusunu getiriyor.
Apple mı Samsung mu? Asıl savaş burada başlayacak
Katlanabilir telefon pazarında Samsung'un önemli bir avantajı var: Tecrübe.
Şirket yıllardır Fold ve Flip modellerini geliştiriyor. Her nesilde menteşe değişiyor, ekran inceliyor, gövde hafifliyor ve ilk modellerde ortaya çıkan sorunlardan ders çıkarılıyor.
Katlanabilir telefon gibi mekanik açıdan karmaşık bir üründe bu deneyim küçümsenecek bir şey değil.
Apple'ın katlanabilir telefon pazarına girmesi ise rekabeti başka bir noktaya taşıyor. Çünkü burada mesele artık yalnızca “Kim daha ince telefon yaptı?” olmayacak.
Bence asıl yarış dayanıklılıkta yaşanacak.
Daha sağlam menteşe kimde?
İç ekranı çizilmelere karşı kim daha iyi koruyacak?
Telefon düştüğünde katlanma mekanizması ne kadar zarar görecek?
Toz, kum ve su konusunda kim daha güvenilir olacak?
Ve belki de hepsinden önemlisi: Üç yıl sonra telefon hâlâ ilk günkü gibi açılıp kapanacak mı?
Çünkü katlanabilir telefonlarda gerçek dayanıklılık testini laboratuvar makineleri değil, kullanıcılar yapıyor.
Bir makine telefonu yüz binlerce kez kusursuz biçimde açıp kapatabilir. Ama gerçek hayatta telefon bazen tek elle açılır, bazen düşer, bazen cebimizde toza maruz kalır, bazen sıcak otomobilde kalır.
Laboratuvar ile hayat arasındaki fark tam olarak burada ortaya çıkıyor.
Ben bugün geldiğimiz noktada katlanabilir telefonlara eskisi kadar şüpheyle bakmıyorum.
Teknoloji gerçekten olgunlaştı.
Menteşeler daha sağlam, gövdeler daha kaliteli, suya karşı koruma daha iyi ve ekran teknolojileri ilk nesillerle kıyaslanamayacak seviyede.
Ama cebimde klasik bir amiral gemisi telefon varken gösterdiğim rahatlığı, katlanabilir bir telefonda hâlâ göstermezdim.
Belki de katlanabilir telefonların önündeki son büyük eşik tam olarak bu.
İnsanların “Acaba ekranına bir şey olur mu?” diye düşünmeden kullanmaya başlaması.
O gün geldiğinde artık katlanabilir telefonların dayanıklılığını konuşmayacağız.
Sadece hangi modeli alacağımızı konuşacağız.