Balıkesir, Kuvayı milliye mücadelesinin ilk kıvılcımlarının yakıldığı kentlerden biri. Ancak şehir merkezindeki bazı noktalara asılan Türk bayraklarının solmuş, kirlenmiş ve parçalanmış halde bırakılması, bayrağa ve kentin tarihine gösterilen özeni sorgulatıyor.


Dünyada emperyalizme karşı elde edilen ilk ulusal zafer olan Türk Kurtuluş Savaşı'nın, ilk kıvılcımının yakıldığı Balıkesir'de bazı noktalarda, Türk Bayrağı'na karşı gerekli özenin gösterilmemesi düşündürücü bir olgu halinde kendisini gösteriyor.

Balıkesir şehir merkezindeki bazı noktalarda Türk bayraklarının rastgele, özensiz, belirli standartlara ve kurallara, yasaya uyulmadan asılması ya da öylesine 'iliştirilivermesi' dikkat çekiyor. Son yıllarda yapılan kutlamalarda, bazı siyasi parti toplantılarında dağıtılan bayraklar, tören sonrasında parmaklıklara, ağaç dallarına, parklarda süs ağaçlarına iliştirilip öylece bırakılıyor. Ve bayraklar, zamanla soluyor, kirleniyor, yırtılıyor.

Oysa emperyalizme karşı elde edilen ilk antiemperyalist, ulusal zafer olarak dünyada da kabul gören, mazlum milletleri de harekete geçiren Türk Kurtuluş Savaşı'nın yaşandığı ülkemizde 'bayrak' bu açıdan ayrıca önemli bir simge.


E7568Edf D01C 4878 8F00 5D726768A602


Bayrağa yüklenen anlam ve antiemperyalist mücadele...

Başka ülkelerin yaşamadığı işgalleri yaşayan, destansı bir kuruluş mücadelesi ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti gibi bir ülkedeki bayrak algısı, elbette başka ülkelerdeki algıdan farklıdır. Örneğin Gazi Mustafa Kemal'in, 30 Ağustos Meydan Muharebesi sonrasında savaş alanını gezerken tanık olduğu bir olay vardır. Toprağa düşmüş bir Mehmetçiğin, şehit olurken sancağı toprağa diktiği ve öylece kaldığı görüntü daha sonra Meçhul Asker Anıtı'na ilham olacaktır.


468D7232 E000 4A26 8146 Ebfb7B9Eaae5


Bayraklar solmuş, yırtılmış halde...

İzmir'in 15 Mayıs 1919 tarihinde işgal edilmesinin hemen ardından Kuvayımilliye mücadelesini başlatan Balıkesir'de Türk Bayrağı'na karşı özensizlik düşündürücü.

Bu görüntünün yaşandığı noktalardan biri de Akıncılar Mahallesi Işıklı Sokak... Bu sokakta bir vesile ile asılmış Türk bayraklarının çok süredir orada durduğu belirgin bir durum. Bayraklar solmuş, kirlenmiş, parçalanmış durumda.


C0Bfa7Fb 2D10 47A2 Bd87 A42051F8A052


Anadolu'nun işgali Mondros ile başladı.

30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan) tarafından Anadolu'nun bütün bölgeleri işgal ediliyordu. Ve bu işgallerle birlikte 15 Mayıs 1919 tarihinde de İzmir Yunan işgalini yaşadı. Büyük işgaller, savaşlar yaşayıp, yok olup, tarihten silinip gitmek gerçeği ile karşı karşıya kalan, işgal edilen Anadolu, ancak, "Bağımsızlık benim karakterimdir!" diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde, canla kanla mücadele eden kahramanlar sayesinde yeniden bir vatan oldu. Balıkesir de, işgali ilk yaşayan iller arasındaydı. İşgale karşı ilk mücadeleyi Kuvayımilliye örgütlenmesi ile başlattı.


Aabf653F D5C2 44Cc B276 0B2264511848


"KENDİ YURDUNDA ESİR OLMAK"

Aydın Ayhan ve Hasan Ali Göksoy tarafından orijinal belgeler taranarak hazırlanan "Kendi Yurdunda Esir Olmak; İşgal Yıllarında Balıkesir" isimli kitabın bir bölümünde o yıllar şöyle anlatılıyor:

"...........İşgâlin ilk günleri:

İşgâlin gerçekleşmesinden sonra çekilen Türk kuvvetlerinin dağlarda olduğunu sanarak pusuya düşmekten çekinen Yunan Kumandanlığı, kendi birliklerinin Balıkesir'de düzenli toplanmasını bekledi.

Yerli Rum ve Ermeniler'in ileri gelenleriyle, Millî Mücâdele başladı-ğından beri çekimser davranan Hürriyet ve İtilâf Partisi'nin yöneticileri Yunan Kumandanlığı'na "hoşgeldin"e gittiler...

Yunanlılar'ın ilk işi önce Hükûmet Konağı'nı ve Belediye'yi işgâl etmek oldu. Belediye, şimdiki Ali Hikmet Paşa Meydanı'nda, Hükûmet ise şimdiki Sigorta Pasajı'nın olduğu yerdeydi. Yunan askerleri istasyon meydanına çadır kurmuşlardı. Bazı hanlar ve okullar da Yunan askerlerinin barınması için ayrılmıştı. Şimdi Ziraat Bankası'nın olduğu yerde bulunan Zarbalı Hanı ve içindeki İzmir'e Doğru Gazetesi'nin matbaası önce yakılmak istenmiş, daha sonra Yunan emelleri doğrultusunda hizmet vermek isteyen Yunancılara, yâni "müslüman gâvurlar"a tahsis edilmişti. Yunan askerlerinin yerleştikleri öteki yerler şunlardı:

Yanbolulu Hanı (şimdiki Sümerbank'ın olduğu yer), Abahâne Hanı, Köybaşıoğlu Hanı ve şimdi Ali Şuûri İlkokulu'nun bulunduğu medrese, Balıkesir Belediyesi eski binası ve Mekteb-i Sultânî (Mühendislik Fakültesi)".

Yunan İşgâl Kumandanlığı, kendilerine "hoşgeldiniz" diyen Hürriyet ve İtilâf Partisi âzâlarını yardıma çağırdı. Onların verdikleri listelerden, kaçmayıp şehirde kalan Kuvâ-yı Milliye'ye hizmet etmiş kişiler bir bir tesbit edildiler ve toplanıp hapse atıldılar.

Yunan İşgâl Kumandanlığı'nın ilk yaptığı işlerden biri Postahane'deki memur ve telgrafçıları değiştirmek oldu. Yerlerine Rum ve Ermeni memurlar getirildi. Daha sonra polis memurları kovularak İstanbul'a gönderildi.

Ertesi gün tellâllar çıkarıldı. Halkın elinde bulunan silâh ve askerî malzemenin toplanması emredildi. Buna kılıç, kama, bıçak gibi kesici âletler de dâhil edildi. Gece sokağa çıkma yasağı konuldu. Bu yasakla birlikte Yunan devriyeleri karanlık sokaklara giremedikleri için her evin kapısı önüne bir fener asılması ve sabaha kadar yanık tutulması emredildi.

Hemen "Yunancı" olan ve kollarına taktıkları Yunan bayrağı şekilli pazubent ve şeritle "Kuvâ-yi Millîci avına" çıkan Hürriyet ve İtilâf Partisi taraftarları, 36 kişiyi Yunan Kumandanlığı'na teslim ettiler. Sonuna kadar "Yunancı" olarak çalışan bu adamlardan bir kısmı sonradan pişmanlık duyarak, İbrahim Ethem Bey'in emriyle ve şehirdeki "Ayın-Pe" (AP=Askerî Polis) teşkilâtının bilgisiyle Yunan yanlısıymış gibi görülerek millî müfrezelere unutulmaz yardımlarda bulundular.

İşgâlin ertesi günü Yunan askerleri ve yerli Rumlar, evlerini terketmiş olan Kuvâ-yi Millîyeci'lerin mallarını ve evlerini yağma ettiler.

Dairelerdeki memurların bir kısmı yerlerinde bırakıldı. Kuvâ-yi Millîye yanlısı olanlar sırf partizanlık inadıyla Yunancı olan bâzı Müslümanların gayretkeşliğiyle kovuldu.

Belediye'de reis bulunmadığından, Hürriyet ve İtilâf Partisi Başkanı Giridîzâde Muhiddin Bey belediye reisliğine getirildi......."