Edremit’e İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri inşası için verilen sözler ne durumda?
2024 yerel seçimlerinden bu yana 21 ay geçti. Seçmenler, Balıkesir’de yerel yönetim görevini teslim ettikleri Ahmet Akın ve ekibine bu soruyu şimdi daha sık soruyor, bilgilendirilmek istediklerini duyuruyorlar. Geçen ay, bu çerçevede sıklıkla bizlere iletilen çeşitli soruları ana başlıklarda toplayıp ben de aktarmıştım. Somut bir açıklama olmadı, Büyükşehir’in yıl sonu basın toplantısında da bu konu gündemde değildi. Arıtmalara dair gelişmeleri kesinlik kazanmadan açıklamamak gibi bir tercih var anlaşılan.
Fakat bazı adımlar atılırken o tercih yapılmıyor nedense? Diğer yandan da kamuoyu bu konudaki gelişmeleri haklı olarak çok merak ediyor.
Şimdi geriye dönüp hatırlayalım. Büyükşehir’in yeni yönetimi görevi devraldığında BASKİ için bir adayı yoktu. Eski Genel Müdür ise açıkladığı şekilde iki ay bekledi ve devir teslim yapacak kimse olmadığı için Ankara’daki yeni işine gitti. İçeriden bir atama olmadı, arayış devam etti.
Tabii ki günlük işleri ve devam eden projeleri yürütecek birikime sahip, yetenekli bir kadrosu var BASKİ’nin. Fakat yatırımlar, öncelikler, gelecek planlamaları sadece teknik düzeyde karar verilen bir profesyonellikle çözülemiyor. Aynı zamanda siyasi sorumluluk gereken konularda Büyükşehir’le uyumlu çalışılması da gerekiyor. O nedenle üçüncü ayda gelen yeni Genel Müdür, öncelikle bir durum tespiti yapmak ve yol haritası çizmek zorunda kaldı.
Üstelik tabii ki ondan çözüm bekleyen 20 ilçe ve yüzlerce sorun vardı. Marmara’ya kıyısı olan ilçelere müsilaj nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca öncelik veriliyordu. Her ilçede patlayan, sürekli arıza veren su ve kanalizasyon hatları vardı. Yıllardır sorunlarına çare arayan bölgeler bulunuyordu.
Yine de yeni Genel Müdür’ün ilk ziyaret noktalarından biri Körfez oldu. Çünkü oradan çok yoğun şikâyet ve talep geliyordu, yıllardır bekleyen vatandaşlar da sabırsızdı.
Genel Müdür geldi, ekibiyle ve yerel yönetim sorumluları ile mevcut arıtma tesislerini de gezdi. Yerel yönetim, o aşamada kendisini daha ziyade ikametgâhını ilçeye taşımaları istenen yazlıkçı hemşehrilere seslenme fırsatı olarak değerlendirmek çabasındaydı ama arıtma konusunun çözümü için de propaganda fırsatı oldu bu ziyaret.
“Haydi başladık, maşallah” manşetleri bile atıldı sosyal medyada ve yerel basında.
Yeni bürokratlar ise çok gerçekçi davrandılar. Açıkçası “dolmuşa” gelmediler; arıtma işinde önceki yönetimden kalan çeşitli taslak çalışmalar olduğunu ama bir “uygulama projesi” bile olmadığını açıkça dile getirdiler. Bu durum, seçimden önce Y. Yılmaz’a “temel atmak için daha ne bekliyorsunuz?” diye sorulduğunda verdiği “tekrar seçin de yapayım” geçiştirmesiyle de uyumluydu aslında.
Güre AAT’nin yeri hazırlanmıştı, Zeytinli AAT’nin ise aceleyle Çıkrıkçı’ya taşınmak istendiği görülüyordu. Nedeni de, Hazine’den şartlı ve süreli alınan 380 dönüm arazinin satılmak istenmesiydi. Zaten o gerekçeyle Ülkü Yolu inşa edilmiş, açılışına da o zamanki Ulaştırma ve Altyapı Bakanı değil, Çevre ve Şehircilik Bakanı gelmişti. Üstelik “burada yazın bir-iki ay koku oluyormuş ama o da çözülür zamanla” diye konuşmuştu.
İşte o yoğunlukta uygulama projesi akıllarına gelmedi ya da zaman bulunamadı muhtemelen. Öte yandan Edremit Belediye Meclisi de, Y. Yılmaz’ın “kervan yolda düzülür” misali istediği Çıkrıkçı arazisini vermeye razı olmadı.
Velhasıl konu uzadı ve çözümü seçim sonrasına kaldı. Fakat algı çalışması ihmal edilmedi ve “dış kredi gelmişti, arazi verilmeyince geri gitti” söylemi ortaya atıldı.
Seçmen ise bütün bunlardan ziyade, 2023 genel seçiminden sonra sekiz ay boyunca iktidarın hiçbir olumlu değişim sergileyememesini dikkate aldı ve Balıkesir’de yerel yönetimi muhalefete teslim etti.
Ahmet Akın geldi ama bir süre sonra hazırlık, vizyon ve kadro konularında eksiklikler olduğu açık bir şekilde göründü. Bunları gidermek amacıyla “Balıkesir Dönüşüm Kongresi” organize edildi ve kısmen işe de yaradı. Şehrin röntgeni çekildi, öncelikler ortaya çıkarıldı. Ancak kadro sorununa acele bir çözüm yoktu. O yüzden eski yönetimden kalan ekiple çalışmaya devam edildi. Ne de olsa şehri ve işlerini biliyorlardı, kamu hizmetinde de devamlılık esastı. Her yeni gelen yöneticinin çalışma kadrosunu baştan aşağı tümüyle değiştirmesi de gerekmiyordu zaten.
Bir süre bu tarz işe yaradı, “herkese yakın” söylemi bu çerçevede tuttu mesela. Fakat ne vakit iktidarla muhalefet arasındaki “yumuşama dönemi” bozulup yerini sertleşmeye ve “silkeleme” günlerine bırakınca, eski ekipten gelen ama iyi niyet kuralını pek de takmayan kişilerle sorun çıktı. Yollar ayrılmaya başlandı. Bu da beraberinde bazı karışıklıkları, sıkça yapılan değişiklikleri ve huzursuzlukları getirdi.
Kilit pozisyonlara dışarıdan getirilen yeni kadrolar ise şehri ve dinamiklerini öğrenene, kendi yönetim anlayışlarını hayata geçirene kadar çeşitli sıkıntılar yaşanmasına neden oldu.
Konumuzun çerçevesi böyle. Şimdi dönelim tekrar o “haydi başladık maşallah” günlerine. Ne yazık ki öyle hemen başlanamadı arıtma işlerine. Önce BASKİ’nin yeni yönetimi hazırlık yaptı ve uygulama projelerini ihaleye çıkarttı. Orası da bir garip oldu doğrusu. Bürokratlar ihaleyi yaptı ama Büyükşehir’in siyasi sorumluları, kendilerine söylenen “parası da hazırdı, geri gitti” laflarını bile unutup, proje işlerinde ihmal edilenleri kamuoyuna aktaramadılar.
Hatta o zaman Ülkü Yolu için yapılan büyük harcamaları çıkartıp, “Bu parayla arıtma tesisini yarıya getirmiş olurdunuz” bile diyemediler. Sokakta konuşulan tutar 800 milyon TL kadardı. Yani bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyar TL harcanmıştı o yola. Üstelik imalatının yarım ve eksik bırakılan bölümleri de hâlâ öylece duruyor.
CHP’li Büyükşehir yönetimi, kendilerine çeşitli uyarılar da yapıldığı hâlde, o süreçte siyaseten bu konuda bir şey söylemedi. Oysa şimdi onlara neler söyleniyor, ne cezalar kesiliyor, ne ödemeler isteniyor, ne sıkıştırmalar yapılıyor değil mi? Anında gündeme getirilemeyen her şey, ne yazık ki “hata defterine” yazılıyor.
Siyasette de hayattaki gibi “keşke” sözü hiç işe yaramıyor.
Bir hususu daha belirtmek gerekir. Bugün Büyükşehir’in Edremit binasında büyük bir bez afiş gurur ifadesiyle hâlâ sergileniyor olsa bile, vaktiyle uygulama projelerinin ihale edilmesi, sanki gizlemek gerekiyormuş gibi, kamuoyuna ancak bir ay sonra açıklanabildi.
Zor muydu:
“Projeler olmadan işe başlanmaz, hemen ihaleyi yaptık” demek?
Ancak burada da bürokratlara değil, siyasi sorumluluğu taşıyanlara düşüyordu bu görev.
Bugün ise o büyük bez afişe bakan vatandaşlar artık “ne oldu, sonuç?” diye soruyorlar. Fakat yine bir ses yok. Bana göre böyle bir kamuoyu iletişimi olamaz. Siyasetçiler söze gelince “şeffaf yönetim” diyorlar ama kamusal iletişimi sürdürülebilir kılma yönünde hiçbir gayret göstermiyorlar.
O nedenle, yazının başındaki sorunun cevabını da iki kelime buradan, üç işaret şuradan, falan haberin satır arasından, filan açıklamada söylenen sözlerin arasından seçip, biriktirip, doğrulatıp kamuoyuna aktarmak bize düşüyor. Yapabileceğimiz ancak bu kadar.
Yanlışım varsa düzeltmek, eksiğim varsa tamamlamak da artık seçilmiş yöneticilere düşsün. Onca imkâna rağmen yöneticiler susuyorsa, sivil toplum ya da basın konuşur elbette.
Öncelikle her iki uygulama projesinin de büyük ölçüde tamamlandığını ve idareye teslim edildiğini duyuyoruz. Şimdi idare bu projeleri İller Bankası ile birlikte etüt ediyor. Eksikler varsa, şirketten düzeltilmesi istenecek. İşte o zaman proje işi tamamlanmış olacak. Tanıtım broşürü de o aşamada hazırlanıp kamuoyuna sunulacak.
ÇED süreçlerinin daha hızlı ve uyumlu bir diyalogla yürütülmesi, kısa sürede tamamlanabilmesi açısından bu husus çok önemli.
Güre projesinin daha hızlı ilerlediği söyleniyor. Zeytinli projesi ise biraz daha geride anlaşılan. Zira başından bu yana Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin, her nedense, Zeytinli için bir “Çıkrıkçı ısrarı” vardı. Bu da ciddi bir zaman kaybına yol açtı.
Ayrıca şu anda Büyükşehir Belediyesi’nin talebiyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda işlem görmekte olan Zeytinli 1/100.000’lik İmar Planı Değişikliği Raporu’nda farklı bir yaklaşım dikkat çekiyor. Raporda tesisin mevcut yerinden taşınacağı net bir biçimde belirtiliyor ve şu ifade yer alıyor:
“Kaldırılan ‘Atıksu Tesisi Alanı’na istinaden; Çıkrıkçı Mahallesi 199 ada 16 parsel, ‘Atıksu Tesis Alanı’ olarak planlanmıştır. Söz konusu parsel Edremit Belediyesi mülkiyetinde olup 11,19 hektar büyüklüğe sahiptir.”
Bu durumda, hem mevcut yerde yeni bir İleri Biyolojik Arıtma Tesisi hazırlığı yürütmek, hem de bunun Çıkrıkçı’da yapılacağını öngören bir imar planı ile ilerlemek, ciddi ve büyük bir çelişki yaratıyor.
Zeytinli AAT ile ilgili çalışmaların sağlıklı ilerleyebilmesi için, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin bu talebi geri çekmesi şart görünüyor.
Her iki AAT için geçen yıl Cumhurbaşkanlığı Yatırım Programı’na da müracaat edildi. Fakat henüz beklenen onayın gelmediği anlaşılıyor. Gecikmenin gerekçesini bilemiyoruz. Ancak ilgili makama bu projelerin Körfez için ne kadar zorunlu olduğu, mutlaka dönüp defalarca izah edilmek zorunda. Burada bir de olumsuz örnek geliyor akla ister istemez. Hatırlayın lütfen, geçtiğimiz yıllarda Dikili AAT için İZSU proje hazırlayıp CYP’na müracaat etmiş, 66 milyon Euro kredi için ön görüşmeler de sonuçlandığı halde 1,5 yıl boyunca İzmir B. Belediyesi bir garantörlük evrakını vermeyi ihmal ettiği için işlemler geçersiz sayılmış ve dosyanın yeni baştan düzenlenmesi gerekmişti.
Bu çeşit yol kazaları olmaması için dikkat şart. Vatandaşlar bu konuda BASKİ veya Balıkesir B. Belediyesi’nin yalnız bırakılmasını da istemiyor üstelik. İlimizin 9 milletvekilini de bu konuların Ankara’daki takibinde görmek istiyor. İsmail Ok, Belgin Uygur, Mustafa Canbey, Ali Taylan Öztaylan, Ensar Aytekin, Serkan Sarı, Ekrem Gökay Yüksel (TBMM Çevre Komisyonu üyesi), Turan Çömez ve Burak Dalgın’ın, CYP onayının takibine katkı vermesini istiyor. Zira arıtma yatırımında CYP onayından sonra iç ve dış finansman ile hibe görüşmeleri daha fazla hız kazanabiliyor. Beklenen temel atma işlemi, bütün bunlar tamamlandıktan sonra olacak elbette. Vatandaşlar artık göstermelik bir temelle asla tatmin olmayacaklarını, kesin süresi belirlenmiş bir yatırım istediklerini de açıkça ifade ediyorlar. Ayrıca gerekirse bu işlerin finansmanına katkı sunmaya da hazır olduklarını ifade ediyorlar.
Tabii ki, günümüzde Balıkesir B. Belediyesi ve pek çok ilçe belediyesinin ne tür dayatmalar, zorluklar altında çalıştığını da görüyor vatandaşlar. Fakat bunlara karşı susulmasını değil, aksine her konuda bilgilendirilmeyi tercih ediyorlar. Vakti gelince ya da onay alınınca değil, mesela üçer veya altışar aylık periyodlarda bilgilendirilmek istiyorlar. Zira bugün Körfez’de reel durumu görmesine fırsat verilen her vatandaş, bu konunun halli için sesini çıkartmaya da hazır bekliyor. Bir dahaki seçime kadar beklemeye de, siyasi çekişmelere piyon olmaya da gönlü yok hiçbirinin. Unutulmasın ki şimdi BASKİ’nin programında olan bu iki AAT’nin imalatı, sadece başlangıç olacak.
Başlangıç çok isabetli olmalı ki, Edremit Körfezi’nde ihtiyaç duyulan Sarımsaklı, Ayvalık, Gömeç, Pelitköy, Burhaniye, Narlı ve Altınoluk arıtma tesisleri için de bir çalışma enerjisi yükselebilsin. Sadece Büyükşehir değil, merkezi hükumet de gayrete gelsin. Zira Edremit Körfezi bir bütündür ve iki adet İleri Biyolojik Arıtma Tesisi inşa etmekle de kirlilik sona ermez, beklenen temiz deniz hedefine ulaşmak için çok daha fazlası gerekiyor.