Sabah alarmı çalar, ama asıl uyanış bilgisayar açıldığında olur. Kahve hazırdır, ekran karşıdadır ve dün gece “yarın hallederim” denilen hata, hâlâ oradadır. Bir yazılımcının günü çoğu zaman tam da böyle başlar: Daha güne başlamadan, zihnin bir köşesinde çözülmeyi bekleyen bir problem vardır.
İlk zorluk odaklanmaktır. Kod yazmak, sadece tuşlara basmak değildir; zihni tek bir noktada tutabilme sanatıdır. Ama bir yanda gelen mesajlar, diğer yanda toplantı bildirimleri… Tam çözüm yaklaşmışken gelen “küçük bir ricam var” cümlesi, saatler süren bir konsantrasyonuyerle bir edebilir. Dışarıdan bakıldığında ekrana bakıyor gibi görünür, ama içeride onlarca ihtimal birbiriyle yarışıyordur.
Sonra hatalar gelir. Çoğu zaman neden oluştuğu bilinmeyen, ama varlığı çok net hissedilen hatalar. Bir satır kod yüzünden sistem çalışmaz, ama o satırı bulmak bazen saatler alır. Yazılımcının sabrı burada sınanır. Çünkü hata bağırmaz, sessizce bekler. Ve genelde en özgüvenli anında ortaya çıkar.
Bir diğer zorluk, beklentilerdir. “Bu ne kadar sürer?” sorusu, yazılımcının en zorlandığı sorulardan biridir. Çünkü yazılımda zaman, kağıt üzerindeki planlara pek uymaz. Beş dakikalık gibi görünen bir iş, arka arkaya açılan sorunlarla bir güne dönüşebilir. Bunu anlatmak ise çoğu zaman, işi yapmaktan daha zordur.
Günün ilerleyen saatlerinde zihinsel yorgunluk baş gösterir. Saatlerce oturmak, aynı ekrana bakmak, sürekli düşünmek… Fiziksel olarak fazla bir şey yapılmıyor gibi görünse de zihinsel yük ağırdır. İşte bu noktada yazılımcı, koddan çok kendisiyle mücadele eder. “Ben mi yetersizim, yoksa sorun gerçekten zor mu?” sorusu sessizce dolaşır kafasında.
Akşam olur, bilgisayar kapanır ama zihin kapanmaz. Duşta, yürürken, hatta uyumaya çalışırken bile o problem düşünülür. Çünkü yazılım mesaisi çoğu zaman ofiste bitmez. Çözüm bazen tam da her şeyden vazgeçildiği anda gelir.
Bir yazılımcının günü dışarıdan sakin, hatta sıradan görünebilir. Ama ekranın arkasında; sabır, stres, merak ve inat iç içe geçmiştir. Kod satırlarının arasında sadece yazılım değil, insanın kendisi de sınanır. Ve belki de en büyük zorluk şudur:
Yazılımcı, her gün bir şeyler üretirken, bunu kimsenin fark etmemesine alışmak zorundadır.