Tur elimizden sessizce kayıp gitti... Daha çok isteyenin, sahada daha diri duranın kazandığı o kritik eşikte, Balıkesirspor ne yazık ki Eskişehirspor karşısında mağlup ayrıldı. Maçın ardından soğukkanlılıkla tabloya bakınca gerçekler tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpıyor: Demek ki zorlamayla, ite kaka, "bir şekilde olur" mantığıyla ancak buraya kadar gelebiliyormuşuz. Şimdi söylenecek çok şey olsa da temennimiz net; darısı seneye play-off stresine girmeden, doğrudan şampiyonluk hedefiyle çıkılacak o yola.


Eskişehir deplasmanına ilk maçın verdiği o psikolojik avantajla gitmiştik. Ancak sahada arzu ettiğimiz, bizi galibiyete ya da turu getirecek beraberliğe taşıyacak futbolu ne yazık ki göremedik. Kaleci ile stoperler, stoperler ile kaleci arasında sıkışıp kalan, bir türlü savunmadan güvenle çıkamayan bir oyun yapısı izledik. Orta sahadan forvete top aktaramadığımız, rakip kalede pozisyon dahi üretemediğimiz bir 90 dakikaydı bu. Karşımızda daha organize olan, daha çok isteyen bir rakip vardı ve biz o dirence cevap veremedik.

Şunu kabul etmeliyiz ki; kazanmaktan ziyade kaybetmemek üzerine kurgulanan oyun planı, futbolun doğasına yenildi. Futbolun meyvesi gol atmaktır; yememek için sahaya çıkıp hayallerinizi savunmaya çekerseniz, o hayaller birer birer elinizden kayar gider. Maalesef biz de hayallerimizi bir sonraki bahara ertelemek zorunda kaldık.


Elbette bu noktaya gelene kadar yaşananları görmezden gelemeyiz. Maddi imkansızlıklar, sezona damga vuran hesapsız ayrılıklar ve daralan kadro yapısıyla buraya kadar tırmanmak bile aslında büyük bir başarıydı. Ama yetmedi. Olması gerekenler eksik kalınca, saha içindeki bireysel çabalar da bir yere kadar yetti. Hatalarımızın ne olduğunu, nerede eksik kaldığımızı aslında hepimiz az çok biliyoruz.

Bu kaybedilen tur için sadece tek bir suçlu aramaya gerek yok. Eğer bir fatura kesilecekse, bu faturada tüm şehrin imzası var. Başkanından yönetimine, teknik ekibinden futbolcusuna, kulüp çalışanından taraftarına ve en önemlisi şehrin protokolüne kadar herkes bu tablodan sorumludur. Tek bir kişiyi ya da birimi günah keçisi ilan etmek, gerçeklerin üzerini örtmekten başka bir işe yaramaz. Yapılması gerekenleri zamanında yapmadığımız için bugün hayıflanmanın kimseye faydası yok.


Unutulmamalıdır ki; play-off turunun ilk maçına kadar neredeyse sahipsiz bırakılan bir Balıkesirspor vardı. Son dakika çabalarıyla, son anda yeşertilen umutlarla ancak turun ikinci maçına kadar gelebildik. Bugün bu sonuçtan ders çıkarmak zorundayız. İlk önce ne olmak istediğimize karar vermeliyiz. Önümüzde sadece kaybettiğimiz bir tur değil, koca bir "Bursaspor gerçeği" gibi örnekler duruyor. Son dakika kenetlenmesiyle sürdürülebilir başarı gelmiyor; yolun en başında, henüz taşlar yerine otururken kenetlenmeli ve istikrarlı bir yol haritası çizmeliyiz.


İşin özü şudur: Sonradan değil, işin başında inanmak ve geleceği inşa etmek gerekir. Sahadaki futbolu yine konuşamadık, çünkü futbol sadece meşin yuvarlağın peşinden koşmak değildir. Futbol konuşmak için paranız olacak, büyük hayalleriniz olacak, arkanızda sarsılmaz bir taraftar kitleniz ve yanınızda her daim destek veren bir şehir protokolünüz olacak. İşte o zaman gerçek futbolu konuşabilir ve hesabı hakkıyla sorabiliriz.

Yine de bu zorlu süreçte terinin son damlasına kadar savaşan, tüm imkansızlıklara rağmen bugünleri bize yaşatan tüm emekçilerin emeğine sağlık. Şimdi dinlenme değil, hatalardan ders çıkarıp geleceği kurma vaktidir.