Evet; siyasette el öpmek ne anlama gelir, neyi anlatır bize? Bu görüntüyü toplum nasıl okur, nasıl okumalı? Siyaset, yalnızca sözlerin değil, sembol ve simgelerin alanı aynı zamanda. Çoğu zaman bir fotoğraf karesi, uzun uzun yapılan konuşmalardan daha fazla şey anlatır.
Türk toplumunda el öpmek köklü bir gelenektir. Bayram sabahlarında dedelerin, ninelerin elleri öpülür. Anneye, babaya, aile büyüklerine duyulan saygının bir parçasıdır bu. İnsanların zihninde sıcaklığı vardır. Samimiyet taşır. Kimse bundan rahatsız olmaz. Hatta çoğu zaman görgü ve terbiye göstergesi olarak değerlendirilir.
Ama işin içine siyaset girdiğinde tablo değişir.
Çünkü siyaset, aile içi ilişkilerin sürdüğü bir alan değildir. Orası temsil makamıdır. Orada yapılan her hareket, yalnızca kişisel davranış olarak kalmaz; siyasi anlam üretir. Hele ki biri siyasi kimlik taşıyorsa ve karşısındaki de siyasetin içindeyse, el öpmek artık sadece “saygı” başlığı altında değerlendirilemez.
***
Toplumun bir bölümü bunu geleneksel nezaket olarak görür. “Büyüğüne saygı gösterdi” der geçer. Özellikle yaşça büyük ya da siyasette uzun yıllar bulunmuş isimlere yönelik bu tavır, bazı kesimlerde doğal karşılanır. Çünkü siyasetçiler de bu toplumun içinden geliyor. Onlar da aynı kültürle büyüyor.
Fakat başka bir kesim için görüntü farklıdır.
Çünkü demokrasi kültüründe siyasetçi, halk adına görev yapan kişidir. Kimsenin önünde eğilen değil, halka karşı sorumluluk taşıyan makamdır. Bu yüzden siyasette el öpme görüntüsü bazen fazla bağlılık, sadakat gösterisi ya da “göze girme çabası” gibi yorumlanır. Hele bu görüntü kameraların önünde veriliyorsa, yorumlar daha da sertleşir.
İnsanlar ister istemez başka anlamlar aramaya başlar.
“Bir mesaj mı veriliyor?”
“Birilerine yakın görünme çabası mı?”
“Siyasi gelecek hesabı mı yapılıyor?”
“Yaranma isteği mi var?”
Siyaset sahnesinde hiçbir görüntü boşlukta kalmaz. Her hareketin bir karşılığı oluşur.
Elbette saygı önemlidir. Kimse siyasetin kabalığın yarıştığı bir alana dönüşmesini istemez. Nezaket, zarafet, ölçü… Bunlar siyasette eksikliği hissedilen değerler. Ancak saygıyla bağlılık arasındaki çizgi de çok hassastır. Özellikle güç ilişkilerinin bulunduğu yerlerde, semboller daha dikkatli okunur.
Bir siyasetçinin, başka bir siyasetçinin elini durduk yerde öpmesi; annenin, babanın ya da aile büyüğünün elini öpmekle aynı şey değil. Bayramda, özel bir gelenekte ya da insani bir ortamda yapılan davranış başka değerlendirilir. Ama siyaset kürsüsünde, parti toplantısında, kameraların önünde yapılan aynı hareket; ister istemez farklı çağrışımlar üretir.
***
Halk, dik duran ama saygısını koruyan bir profil bekler. Ne kibirli olsun ister ne de aşırı bağlı görüntüsü versin. Belki de bu yüzden siyasette en doğru mesafe, sıcak bir bakış, samimi bir tebessüm ve güçlü bir tokalaşmadır.
Çünkü tokalaşmak eşitlik hissi verir.
Bir tarafın üstün, diğer tarafın daha aşağıda olduğu görüntüsünü oluşturmaz. Nezaketi korur ama kişisel sadakat görüntüsü de üretmez. Özellikle demokratik siyasette sembollerin dili çok önemli. Bazen bir tokalaşma, uzun nutuklardan daha güçlü mesaj verir.
Sonuçta el öpmek, toplum hayatında saygının doğal parçası olabilir. Ancak siyaset sahnesinde aynı davranış, farklı anlam katmanları taşır. Siyasette insanlar yalnızca ne söylendiğine değil, nasıl davranıldığına da bakar. Çünkü siyaset aynı zamanda görüntü yönetimidir.
***
BAYRAMDA, seyranda elini öptüğünüz büyükler “el öpenlerin çok olsun” cümlesiyle karşılık verir size…
Bu söz, ileriki yaşlarda sizin de saygı ve sevgi görmeniz temennisidir.
Siyaset sahnesindeki durum öyle değil… El öpenlerin çok olduğu bir siyaset arenası, koltuğu, mevkiyi, sıfatı koruma isteğinin etkisinde kalır. Bizdeki siyasi ortam maalesef böyle. Siyasi ikbal beklentisinin tezahürü!