Haftalardır beklediğimiz, her sokağında Balıkesirspor isminin yankılandığı o kritik dönemeçteyiz. Play-off’un ilk ayağında sahada sergilenen futbolun teknik detaylarından ziyade, hepimiz için tek bir gerçek vardı: Skor tabelasındaki üstünlük ve sezon boyu rakibimize karşı kurduğumuz o psikolojik hakimiyeti perçinlemek.


Maçtan günler önce başlayan "kenetlenme" çağrıları, sadece sosyal medyada kalmadı; Atatürk Stadı’nın o dolup taşan tribünlerinde ete kemiğe büründü. Şehrin markası etrafında birleşen binlerce yürek, Balıkesir’in küllerinden doğuşuna şahitlik etmek için oradaydı. Kadınıyla, erkeğiyle, gencinden yaşlısına kadar herkesin tek bir ağızdan haykırdığı o coşkulu tezahüratlar, galibiyete olan inancın en somut kanıtıydı.


Sahada arka arkaya gelen goller tur kapısını ardına kadar aralarken, açıkçası futbolun estetiği bizim için ikinci planda kaldı. Çünkü o an önemli olan tek şey; turu "çantada keklik" gören rakibe, bu şehrin ağırlığını ve pes etmeyeceğini bir kez daha göstermekti. Nitekim öyle de oldu. Futbolcusundan teknik ekibine, yönetimden protokol koltuklarına kadar Balıkesir, bu sınavı alnının akıyla verdi.


Ancak işimiz henüz bitmedi. Mabedimizde elde ettiğimiz bu zaferi, şimdi Eskişehir’de taçlandırma vakti. Evimizde yarattığımız o cehennem atmosferini, deplasmanda takımımıza hissettirecekleri güvenle birleştirmeliyiz. "Yalnız değilsiniz" demek yetmez; o yalnızlığı saha kenarında bozmak, takımı bir an olsun savunmasız bırakmamak gerekir.


Şimdi bir günlük fedakarlık zamanı. Şehrin gururu için, armanın onuru için tüm taraftarlarımızı bu kritik mücadelede takımı yalnız bırakmamaya davet ediyorum.

Eskişehir’de, zafer şarkılarımızı hep birlikte söylemek dileğiyle..