Temiz Körfez için Sivil Toplum ne yaptı?


Bölüm 5


Ocak sonuna doğru BASKİ’nin mevcut Zeytinli AAT yanında yapmayı planladığı İBAAT ve Güre’de yapmayı planladığı İBAAT ile kanalizasyon hatları için ÇED süreçlerini başlattığı halka duyuruldu. Şubat başında arıtmalar konusunun hızlanması üzerine, 9 Balıkesir milletvekiline destek olmaları ve çaba göstermeleri için çağrı yapıldı. 05 Şubat’ta Zeytinli İBAAT ve 06 Şubat’ta Güre İBAAT için Çevre Ş.İ.D. Bakanlığı yetkililerinin de katıldığı Halkı Bilgilendirme Toplantıları yapıldı. Eleştiri ve uyarılar Kaymakamlık aracılığı ile yazılı olarak, projeyi yapan şirkete ve Bakanlık’a ulaştırıldı.

12 Şubat’ta Balıkesir B. Belediyesi’nin eski yönetimine ait 1.065 dönüm imar planı değişikliği davalarının, yeni yönetim tarafından neden hala üst mahkemelerde sürdürüldüğü bir kez daha soruldu ve artık bu davaları sonlandırmaları istendi. 19 Şubat’ta ise şiddetli lodosla Körfez sahillerinde meydana gelen hasarlar ve buna çözümün asla beton olmayacağı konusunda bir basın çalışması yapıldı. Denizin kendisinden zorla alınanı, bir kez daha geri istediği ifade edildi. 23 Şubat’ta ise son günlerde Büyükşehir ve diğer belediyelerin daha ziyade toplu iftarlarla uğraşmakta oldukları ama zamanın hızla ilerlediği ve Bayram yoğunluğundan sonra Körfez kirliliğinin tekrar artacağı uyarısıyla bir basın çalışması yapıldı.


***

01 Nisan’da kendi sahillerimizi temiz ve turizm hizmetlerini makul fiyatlarda tutmak için hiç çabalamayıp, ısrarla Midilli’ye turist taşımaya uğraşılması eleştirildi “Midilli’ye giden paralar, Körfez’e kalan sorunlar” başlığıyla bir basın çalışması yapıldı. 11 Nisan’da daha BASKİ Güre İBAAT yatırımına temel bile atılmamışken, o bölgede konut ve AVM inşaatları için çok fazla sayıda inşaat ruhsatı verilmesi eleştirilerek Edremit Belediyesi uyarıldı. Mayıs başında yaz sezonunun gelmekte oluşu nedeniyle A. Akın’a İBAAT’leri hakkında halka açıklama yapması çağrısı tekrar yayınlandı.

08 Mayıs’ta ise Ticaret Odası ve Turizmciler Derneği’nin Bayram’da tatilci sayısının 1 milyona ulaşmasını bekleyerek mutlu oldukları ama bu nüfus hareketinin Körfez için tam anlamıyla bir çevre felaketine dönüşeceği açıklandı. 18 Mayıs’ta Balıkesir Çevre Ş.İ.D. İl Müdürlüğü’nce Güre İBAAT inceleme değerlendirme sürecinin tamamlandığı ve olumlu sonuç açıkladığı halka aktarıldı. 23 Mayıs’ta ise K. Kılıçdaroğlu'nun yargı kararıyla CHP Genel Başkanlığına getirilmesi üzerine, A. Akın sosyal medyada uyarıldı, siyasetle uğraşacaksa Ankara’da kalması, eğer Büyükşehir Belediyesi’ni yönetecekse Balıkesir’e hemen dönmesi istendi. 28 Mayıs’ta ise Güre ve Zeytinli İBAAT için devam eden süreçler ve finansman konusu detaylarıyla incelenerek bir basın çalışması yapıldı. 29 Mayıs’ta ise A. Akın’ın nasıl davranacağı ve ne karar vereceğine ilişkin “Ankara Hesapları mı, Körfez’in Geleceği mi?” başlıklı bir basın çalışması yapıldı.


***

05 Haziran Dünya Çevre Günü basın açıklamasıyla bir kere daha “Temiz Körfez” çağrısı yapıldı. 08 Haziran’da derelerin kirliliğinin ve eski çöplük alanlarının sızdırdıklarının da deniz kirliliğini etkilediğiyle ilgili metinler hazırlanarak kamuoyu bilgilendirildi. 14 Haziran’da ise A. Akın’a sahillerimizdeki kirlilik, koku ve sivrisinek belasını yerinde görüp yaşaması için bir davet yapıldı, hem sosyal medyada yayınlandı hem de kendisine gönderildi. Telefonla arayıp davetimize sevindiğini ve ilk fırsatta geleceğini söyledi. Fakat tabii ki bu sözünü de tutmadı.!

23 Haziran’da ise Altınkum’daki 41 dönümlük mevcut Turban tesislerinin sahibi olan şirketin, oraya büyük bir otel ve ticaret merkezi yatırımı için proje hazırlayıp, Çevre Ş.İ.D. Bakanlığı’na ÇED süreci müracaatı yaptığı kamuoyuna aktarıldı. Zaten halen yetersiz kalan atık su arıtma tesisi, bu yeni yatırımın da yükünü taşıyamayacağı için bu konunun dikkatle takip edileceği açıklandı. 29 Haziran’da Balıkesir Valiliği’nin ilan ettiği “yaz dönemi inşaat yasağı” kararına Edremit’te hiç uyulmadığına, gürültü ve toz kirliliği oluştuğuna dair şikayetler artınca, durum detaylı olarak incelendi ve Belediye’ye toplu bir şikayet yapmak için halktan çevrelerindeki reel durumu iletmesi istendi.

01 Temmuz günü Belediye Başkanı Mehmet Ertaş’la inşaat yasağı konusu görüşüldü. Müteahhit talepleri doğrultusunda Valilik Kararı’nın daha esnek hale getirilip düzeltildiğini söyledi. “Haftada beş gün 9.00-17.00 arası çalışma yapılacak, hafta sonu çalışması olmayacak” dedi. 02 Temmuz günü de Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş’a bir ziyaret yaparak inşaat yasağı konusu görüşüldü, o da bu durumu teyit etti. Altyapı için henüz bir adım olmamasına rağmen, inşaatların durmayacağı anlaşıldı.


***

05 Temmuz’da özellikle Altınoluk sakinlerine yönelik bir açıklama yapılarak Körfez’in fiziki özellikleri, deniz kirliliğine karşı ve çevremizi korumak için ortak mücadele gerektiği, beldenin “ayrı” bir yer olmadığı hususu vurgulandı. 06 Temmuz’da inşaat yasağıyla ilgili araştırmalar ile yaptığımız görüşme sonuçları bir basın açıklamasıyla halka iletildi. Bir hayli gevşetilen ama yazılı şekilde görmenin de mümkün olmadığı yeni yasak açıklamasının gün ve saatleri ile buna uyulmaması halinde neler yapılacağı halka ayrıntılı bir şekilde anlatıldı. Temmuz ortasında 2006’dan bu yana yaşananları özetleyen ve “Körfez kirliliğinde 20 yılda nereye geldik?” başlığı taşıyan bir basın çalışması yapıldı. 28 Temmuz’da ise Çevre Ş.İ.D. Bakanlığı tarafında Zeytinli İBAAT ÇED süreciyle ilgili halkın talepleri son kez istendi. 30 Temmuz’da Ankara’da ilk İDK toplantısı yapıldı, ikincisinin tarihi ise henüz açıklanmadı.


***

Sonuç olarak, sivil toplumun Körfez kirliliği konusunda ne kadar çok çabaladığı görülmüştür sanırım. Ancak şu anda elimizde sadece birinin inceleme değerlemesi Çevre İl Müdürlüğü tarafından yapılıp onaylanan, diğerinin ÇED süreci Çevre Bakanlığı İDK aşamasında olan iki adet İBAAT Uygulama Projesi var sadece. Ne büyük ilerleme değil mi? Daha onları hayata geçirmek için finansman ve imalat konuları halledilmek zorunda. Ne yapalım, sevinelim mi, yoksa gerçekçi mi olalım şimdi?

Anayasal hakkımız olan “temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamak” için gerekli olan arıtma tesisi yatırımlarının gerçekleşmesi uğruna bunca çabalamak mı normal, yoksa bizi yönetenlerin önceden bir durum tespiti yaparak “altyapı imalinden sonra inşaat” demesi mi? Ne dersiniz atı arabanın önüne koymak yerine arabayı mı atın önüne koyuyor Körfez acaba? Daha ne yapsın hakkını almak için sivil toplum? Her gece belli bir saatte çıkıp penceresine, balkonuna düdük mü öttürsün? Yoksa Akçay’daki Hudut Kapısı önüne oturup “biz de adadaki gibi temiz deniz istiyoruz” diye pankart mı kaldırsın sessizce?

Hangisi kulağa hoş geliyor bilemem ama halkın da çevrecilere bırakıp uzaktan seyrettiği Körfez’in kirlilik sorununu, Büyükşehir’in tek başına çözmesinin mümkün olmadığı artık görülmek zorunda! Zeytinli ve Güre için seneler sonra bir miktar yol alındı, muhtemelen temel de atılır, lakin Körfez’deki diğer arıtma tesisi yatırımları daha kaç seneye sığacak? Yıllarca ihmal edilen ve şimdi artık devasa boyutlara ulaşan bir çevre felaketiyle karşı karşıyayız! Bölgesel olmayı geçti artık ulusal bir sorun oldu Körfez kirliliği. Bu konuda ayrışmanın, “siz-biz” demenin, siyaset adına öyle ya da böyle işi uzatmanın bir anlamı olabilir mi? Seçmen sonunda pes edip de parti tercihini değiştirir diye düşünenler varsa çok yanılırlar. Aksine iyice karşınıza alırsınız o seçmeni.


***

Bilime bırakın bu işi, master plan mı yapıyorsunuz, özel bir yasa mı çıkartıyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın ama Körfez kirliliğini kangren haline gelmeden çözün. Efendim çok milyar para lazım! Eee her işe bulup da Körfez için bulunamıyorsa o para, vatandaş zaten “biz de elimizi taşın altına koyalım” diyor. Daha neyi bekliyorsunuz başlangıç için yetmez mi? ÇED süreci de tamamlanınca İller Bankası bir “finansman müjdesi” vermeyecek mi hala? Yaz sezonu bitmeden yüzleri gülse Körfez sakinlerinin fena mı olur?

Aslında bu konuda 2017’deki noktaya geri döndürülmüş oluyor, halk bunun da farkında. Büyükşehir’i yönetenler dış kredi veya hibe krediler için acaba ne yaptılar, sesleri şimdi çıksa fena mı olur? Zeytinli ve Güre yatırımının hayata geçirilmesi artık zorunlu ama eş zamanlı olarak "Körfez Master Planı" için de ciddi bir çalışma başlatılmalı. Şu tesis, falanca ilçe değil, Körfez’in tamamı ele alınmalı. O seçilen, bu atanan kişiye göre sıkça değişmeyen, on sene ısrarla ve istikrarla sürecek bir yatırım dönemi sağlamak lazım. Başka çaresi de yok zaten çözümün. Konut ve tesis inşaatına süratle devam etmenin ama altyapının hala çok geriden gelmesinin sürdürülebilir bir hali mi var? Bu kısır döngünün mutlaka kırılması şart.

Çevre için mücadele eden sivil toplum kuruluşlarının tek çalışma alanı “atıksu” konusu da değil elbette ama bugüne kadar Körfez kirliliği için neler yaptıklarını olduğunu gibi aktarmaya gayret ettim. Kamu yararına bakarak, kimsenin etkisine baskısına aldırmayarak, doğru bildikleri yoldaki faaliyetlerinin kronolojik bir özetiydi bu yazı dizisi. Halkın ne dediğinin dinlendiği, yönetici ile vatandaşın tam olarak anlaşamasa bile konuşup görüştüğü, dertlerin çözülmeye çalışıldığı eski günlerden; şimdi seçmene göre ayrı muamele yapılan, yöneticinin kendi belirlediği yoldan veya merkezi yönetimin görüşüne göre de hedef belirlediği günlere geldik bugün.

Edremit’te arıtmaların yer tercihleri ve finansman konusu iki dönemdir hiç değişmedi ama zaman geçtikçe geçti. Sanki halka hizmet etmiyor da lütfediyor gibi davranan, sokakta sarılıp fotoğraf çektirmeyi halkla ilişkiler sanan ama temel konularda hep susmayı, hiç açıklama yapmamayı, bir masanın etrafında oturmamayı ilke edinen yöneticiler dönemini yaşıyoruz bugün. Halkın kime kızması gerektiği bile belirsiz ama kirlilik konusu çözümünün sadece siyaset kurumuna takıldığı ayan beyan ortada! Böyle kader de olamayacağına göre, artık bu durumu değiştirmenin zamanı da geldi sanırım.