(1. Bölüm)


Edremit Körfezi sakinlerini “artık yeter” noktasına getiren deniz kirliliğine son verebilmeyi, 20 yıldır seçimle veya atama ile gelen yöneticiler başaramadılar. Gerekli yatırımlar yapılamadı, sorun da yıllar boyunca artarak büyüdü. Önce Körfez’in sonundaki bölümü etkileyen kirlilik, bugün neredeyse bütün kıyıları çekilmez kıldı. Yerel yönetimler yapamadı, merkezi yönetim bu işe siyasetin penceresinden baktı ve sonunda ateşten bir top haline gelen kirlilik derdini ele almaktan kaçınanlar, sorumluluğu hep birbirine attılar.

Peki halk ve sivil toplum kuruluşları çözüm için hiç uğraşmadı mı? Doğrusu yıllarca bir hayli emek verdiler bu konuya, sesleri de hep çıktı. Fakat yasanın yatırımla yetkili kıldığı Büyükşehir Belediyesi’nin bazı yöneticileri, bu işe hep seçmen ayırarak bakmayı tercih ettiler. “Oy vermiyorsan hizmet bekleme” yaklaşımı, önceleri kapalı kapılar arkasında söylendi, sonradan aleni hale geldi. İlçe belediyeleri ise yatırım yetkileri de olmadığı için, ağırlıklarını koymaya hevesli davranmadılar. Hatta onlar için imar değişiklikleri en önemli konu olduğundan, kendilerini Büyükşehir’le iyi geçinmek zorunda hissettiler daima.

Büyükşehir’i nihayet ana muhalefet partisi kazandığında ise hem hazırlıksız geldiler, hem “silkelendiler” ve hem de bölünme tornasına sokulup güç kaybı yaşadılar. Diğer yandan çoğunluğunu yazlıkçıların oluşturduğu Körfez sakinleri de, kirliliğe karşı aktif destek vermediler. Üstelik Akçay kokarken Altınoluk sustu, Ayvalık isyan ederken Gömeç duymadı. Dinlenmeye gelmek ile hakkın aramak kavramları yan yana buluşamadı. Şikayetler hep çoktu ama STK’larda organize olma gayreti pek yoktu. Yönetenler bu durumu uzun süre kullandı, yatırımlar hep ertelendi, “seneye bakarız” dendi.

Bunların etkisiyle Körfez’in kirliliği için yapılan mücadele bir avuç doğa dostu ve çevrecinin üzerine kaldı. O yurttaşların verdiği emeği, mücadeleyi Ayvalık’tan Küçükkuyu’ya kadar değil ama en bildiğim yer olan Edremit’ten anlatmak isterim. Gereğinde başka ilçelere de biraz dokunurum ama onlardan da birileri çıkıp kendi deneyimlerini aktarsalar, elbette daha yararlı olur. Böylece Körfez’in deniz kirliliğine karşı verdiği mücadelenin çerçevesi bütünleştirilir ve işe de yarar. Çünkü bugün olmasa bile yarın, yaşanan kirliliğin nedenlerini araştırmaya tekrar dönmek, geçmişte yapılamayanlardan ders çıkartmak gerekecek. Zira hala bir “Master Plan” anlayışı yok Körfez’de, konut ve tesis inşası son hızla devam ediliyor ama altyapı hala çok geriden geliyor.


***

2014’de Balıkesir “Büyükşehir” olduktan sonra BASKİ’nin de kurulmasıyla su ve kanalizasyon konularında bazı ileri adımlar atılacağı için ümitlenmişti Körfez. Zira o güne kadar, küçük belde belediyelerinin bu işleri gerektiği gibi çözmeleri bir yana, uzman personel istihdam etmeleri bile mümkün olamıyordu. BASKİ’nin çözüm pratiklerini bilen kadrolar çalıştıran ve yöneten bir kurum olması beklentisi yüksekti. Kuruluşta görüldü ki idareci ve çalışanların bir kısmı gerçekten de nitelikli idi. Fakat BASKİ’nin ilk Yönetim Kurulu üyelerinin neredeyse % 80’i sanki “şaka yapar” gibi Yüksek İslam Enstitüsü mezunlarından oluşmuştu! Bu durum bir “hakkı huzur saltanatı kurulduğu” düşüncesi yaratıyordu ne yazık ki. Kurumun alanı hakkında uzman olmayanların varlığı, sonradan zamanla düzeltildi. Yine de 2017 yılına kadar, kuruma iletilen Körfez deniz kirliliği şikayetleri ve arıtma tesisi talepleri, her yıl “İller Bankası ödenek vermedi” mazeretiyle geçiştirildi! İlçe belediyeleri ise bu işlerin Büyükşehir’in sorumluluğunda olduğunu ifade etmekle yetiniyorlardı zaten.

2017’de “deniz neden kirleniyor, bunun sebepleri neler, arıtma tesisi yapmak kimin görevi” gibi konular, Körfez’de yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Sonunda “İller Bankası’nı beklemek” seçeneği bir tarafa konulup, konunun yasal ve teknik yönleri iyice araştırılmaya başlandı. Bunun sonucunda da halkın organize olup hakkını araması fikri ağırlık kazandı. Körfez’deki çevre dernek ve platformları 5 Haziran 2017 “Dünya Çevre Günü" için ortaklaşa bir etkinlik kararı alıp, ilk adımı attılar. Ayvalık, Burhaniye, Akçay, Altınoluk ve Küçükkuyu’da eş zamanlı etkinlikler yapıldı, “Temiz Deniz-Temiz Körfez” ana temasıyla basın açıklamaları okundu ve insan zinciri oluşturuldu. Doğrusu güzel bir başlangıçtı ve EDÇEP’in kuruluşuna da bu önemli çıkış vesile oldu.

Körfez kirliliği konusuna ilginin artması ve halkın çözüm arama girişimleri de hemen somut sonuçlar yarattı. Balıkesir B. Belediyesi tarafından Altınoluk’ta mevcut arıtma tesisine 40 bin kişi kapasiteli bir ilave ve Narlı’ya da Edremit Belediyesi’nin vereceği arazide 40 bin kişi kapasiteli yeni bir arıtma tesisi yatırımları yapılması kararı verildi. Narlı yıllar sonra kanalizasyon hatlarının da yapılmasıyla fosseptikten kurtulacaktı. Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan BASKİ adına kiralanan RV Derinsu gemisi de, 21 Haziran’da Körfez’de zemin çalışmalarına başladı. Bundan nasıl bir sonuç çıkacağı ise o günlerde tam olarak açıklanmadı.


***

2018 başında durum ortaya çıktı. BASKİ Körfez’deki mevcut ve olası toplam 5 adet arıtma tesisinden çıkacak ve sadece ön arıtmaya tabi tutulmuş olan atık suları 1.000 ila 2.000 metre boru döşeyip, “hassas deniz” statüsündeki Edremit Körfezi’ne boşaltmayı düşünüyordu. Bu sebeple “Derin Deniz Deşarjı” diye adlandırdığı projeler hazırlamıştı. Bunu çok pratik, ucuz ve akılcı bir yöntem olarak sundular. Konuyla ilgili bir şeyler yapılması iyiydi ama tesislerde hiçbir teknolojik iyileştirme gerçekleştirmeden yapılacak olması elbette tedirginlik de yarattı. Projeye Ayvalık ve Küçükkuyu çevre grupları rıza göstermekten yanaydılar, “her şeye karşı çıkmayalım” diyorlardı.

Konu hakkında biraz araştırma yapınca, EDÇEP bu girişimin Körfez için idam fermanı olacağını tespit etti. Henüz “müsilaj” denilen belayla da tanışmamıştık ama bu tespitimiz çok isabetliydi. Çünkü Körfez bir kapalı havzaydı, önerilen projeyle değil, ancak İleri Biyolojik Atık Su Arıtma tesisleri inşasıyla arıtma sorunu giderilebilirdi. Sonuçta çevre mühendislerine de danışıldı ve onlar aynı yönde görüş bildirince, herkes ikna oldu. Şubat 2018’de BİMER aracılığıyla, bu projenin iptalini isteyen bir kampanya başlatıldı. Sonuç almak mümkün olmayınca Şubat sonunda, Valilik onayıyla “ÇED gerekli değil” kararı verilmiş olan 3 projeye karşı ortak bir yürütmeyi durdurma davası açıldı. Valilik bu durumda diğer 2 dosyaya onay vermeyip, beklemeye almayı tercih etti.

Haziran’da Altınoluk AAT ilave yatırımı ve Narlı AAT ile kanalizasyon hatları yatırımı bitirilip devreye alındı. Ne yazık ki 2014’den sonra bölgenin gördüğü ilk ve son yatırım da bunlar olacaktı. Temmuz ayında ise çevreciler Altınkum ve Turban plajlarındaki "şemsiye - şezlong işgaline" ve deniz kirliliğine karşı bir imza kampanyası başlattılar. Edremit Kaymakamlığı’na 4.089 imzayla bir dilekçe teslim edildi. "Gerekli hassasiyetin" gösterileceğine dair bir yanıt hemen geldi. Bizzat ilçe Kaymakamı’nın öncülüğünde o sahillere beton bariyerler kondu ve zabıta ile güvenlik güçleri bazı alan düzenlemeleri yaptı. Böylece vatandaşların kısıtlanmış olan denizden yararlanma hakları iade edildi. Edremit Kaymakamı’na bu konuda bir teşekkür ziyareti yapıldı. Ağustos sonu, deniz kirliliği nedeniyle özellikle çocuk ve yaşlı nüfusta görülen bazı hastalıklara dikkat çekmek, yeni sezonda da bunları yaşamamak için, yerel yönetimi ve kamu kurumlarını uyarmak amacıyla Zeytinli Çayı’nın denize döküldüğü yerde “Körfez’de Deniz Kirliliği, Sebepleri, Sonuçları ve Alınması Gereken Önlemler” başlıklı kitlesel bir basın açıklaması yapıldı. Bir Balıkesir milletvekili de bu etkinliğe katıldı.


***

2019 yerel seçim yılıydı. Şubat ayında, BASKİ yöneticileri ileride yapmayı düşündükleri Güre AAT projesinden vaz geçip, oradaki atık suları da Altınkum’daki mevcut tesise nakletmek için bazı girişimlerde bulundular. Bu kararın altında, Güre’deki büyük otel sahiplerinin olduğu ve kendilerine yakın bir konumda “kokulu bir tesis istemedikleri” öğrenildi. Zira düşünülen o tesis ileri biyolojik değil, yine basit ön arıtma şeklinde olacaktı. Ancak zaten Altınkum kokudan ve kirlilikten çok şikayet ederken ve yerinde çözümler üretmek varken, bütün atık su yükünü buraya taşımak da hiç rasyonel değildi. BASKİ mevcut tesisinin yanındaki 169 dönüm araziyi de Milli Emlak’dan yazıyla talep edince arıtma işlerinin Altınkum’da toplulaştırılması projesine karşı hemen bir imza kampanyası başlatıldı.

Üç günde acilen toplanan 1.091 imza ekine konulmak suretiyle Edremit Kaymakamlığı’na bir dilekçeyle başvuruldu. BASKİ’ye yeni bir kamu arazisi tahsisi yapılmaması, Güre’de inşa edilecek arıtma tesisinden vazgeçilmemesi, oradaki sıvı atıkların Altınkum’a nakledilmemesi, acil olarak yerinde çözüm üretecek Zeytinli ve Güre İleri Biyolojik AAT’lerinin inşası istendi bu dilekçeyle. Seçimi öncesinde bu itirazlar nedeniyle, anılan proje durduruldu, arazi tahsisi de yapılmadı. Seçimde ise AKP’li yeni bir kadro Büyükşehir yönetimine geldi.

Temmuz’da D. D. Deşarjı davasında 7 bilirkişi ittifak halinde “ÇED Gerekli Değildir kararının uygun olmadığı kanaatine vardık” raporu verdiler. Bu husus hemen kamuoyuna duyuruldu ve dava sonucu beklenmeye başlandı. Ağustos başında da bir süredir EDÇEP’in üzerinde çalıştığı Edremit Körfezi Çevre Çalıştayı için gerekli hazırlıklara girişildi. Balıkesir Valiliği’ne hitaben imza toplamak için bir metin yazılıp görüşlere açıldı. Körfez’deki diğer çevre dernek ve grupları Çalıştay’ın bu şekilde yapılmasına destek vermediler.

Oysa en ilin büyük mülki amirini muhatap almak ve onun, giderek kronik hale gelen deniz kirliliği konusunu, merkezi iktidara aktarmasını istemek gayet işlevseldi. Sonuçta change.org’la da eş zamanlı olarak “Daha Geç Olmadan Edremit Körfezi’ni Kurtaralım” imza kampanyası EDÇEP tarafından başlatıldı. Ay sonuna kadar Edremit Cumhuriyet Meydanı, Akçay İskele Meydanı, Zeytinli Kitap Fuarı, Güre İskele Meydanı ve Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’ndaki stantlarda 13.812 ıslak imza toplandı. Change.org imzaları ise 1.344 oldu. Bu konudaki girişimimiz Edremit Ticaret Odası Başkanı’na ve Edremit Kaymakamı’na da birer ziyaret yapılarak iletildi. 12 Eylül’de de halktan alınan toplam 15.156 imza ile talep dilekçesi Balıkesir Valiliği’ne teslim edildi. Taleplerimiz Edremit Körfezi çevre sorunları için bir Çalıştay düzenlenmesi ve 50 yıllık bir Master Plan hazırlanması için bilimsel çalışmalara başlanmasıydı. Eylül sonunda Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı için yakında görev yeri değişikliği beklendiğine ve Çalıştay talebi ile imzaların “gereği için” Balıkesir B. Belediyesi'ne aktarıldığına dair bir cevap geldi.


Devam edecek…