KUBİLAY. S. ÖZTÜRK


Yerleşim birimlerden çıkan insan kaynaklı iki tür atık var. Bunları katı atıklar (çöp) ve sıvı atıklar (kanalizasyon) olarak grupluyoruz. Çok eski zamanlardan beri insanlar bu iki temel atığı, koku ve hastalık yaratmaması için, yerleşim birimlerinden uzaklaştırmaya çalışmışlar. Kendileri zaten su ihtiyaçları için bir akarsuyun yakınına yerleşmeyi tercih ettiklerinden, her türlü atığı da bu akarsu vasıtasıyla uzaklaştırmayı uygun bulmuşlar. “Su kiri götürür” deyişi de buradan kaynaklanıyor zaten.

Peki nereye götürür? Yer çekimi yasası gereği, her küçük akarsu büyüğüyle birleştirir ve sonunda da gidip daha büyük bir su kütlesi olan göl veya denize dökülür. İnsanlar daha küçük topluluklar halinde yaşarken, deniz veya göl onların atıklarını bünyesine alıp zamanla yok edebiliyordu. Fakat modern zamanlarda nüfus arttıkça, hele de mevsimlik turizm hareketleri başladıkça, doğanın kendi kendisini temizlemesine fırsat bırakmayan bir yoğunluk oluştu ve haliyle teknik önlemler alınması gereği çıktı ortaya.


***

Edremit Körfezi’nde de aynen bunlar yaşandı aslında. Diğerini sonraya bırakıp, sıvı atıklar konusuna biraz daha yakından bakalım mı şimdi? Edremit’in sıvı atıkları nereye gidiyordu eskiden? Bir kanalizasyon hattı vardı şehrin içinde ama ucu Edremit Çayı’na çıkıyordu. Tabii oradan da Körfez’e ulaşıyordu. Nüfus yoğunluğunun olmadığı yıllarda, bu sistem çok da fazla sıkıntı yaratmadı.

Fakat 1960’lı yılların sonundan itibaren, Körfez’de yazlık konutlar arttıkça, sıvı atıklar da sorun olmaya başladı ve “arıtma tesisi” konusu gündeme geldi. Çare o zamanki Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’ydı, hem finansman ve hem de proje onlar tarafından verildi. Fakat ciddi bir hata da yapıldı. Hassas su alanı tanımına uygun kapalı bir havza olan Edremit Körfezi için, basit ön arıtmalar yapılması yeterli sayıldı. Gerçi sonradan yönetmelik değişikliği yapılıp bu türden körfezlerde “İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisleri yapılmasının zorunlu olduğu” hükmü getirildi ama nedense daha önce yapılan tesisleri dönüştürme veya yenilerini bu şekilde yapma yoluna da gidilmedi. Çünkü kirlilik henüz görülür hale gelmemişti, halk ve yöneticiler bir itirazda bulunmuyorlardı. “Bununla idare ederiz” görüşü baskın çıktı.

Fakat kaçınılmaz olarak 80’li yılların sonundan itibaren, sahil kesimindeki vatandaşların koku ve kirlilik itirazları başladı. Bunlara karşı yöneticilerin yaklaşımı genellikle “nasılsa Eylül’de gidecekler, seneye bakarız” şeklinde, yani geçiştirme şeklindeydi. Belde belediyeleri küçük, mali yapısı ve teknik personel istihdam olanakları sınırlı organizasyonlar oldukları için, çok uzağında kaldılar bütünlüklü önlemler almaktan.

Ancak hepsi de, konut imalinin ve yaz nüfusu artışının devamında bir sakınca yokmuş gibi davrandılar inşaat izni verirken. Zira yoğun talep vardı, üstelik belediye gelirleri de ağırlıklı olarak buradan sağlanıyordu. Batak araziler dolduruldu, hatta yetmeyince zeytinlikler bile kesildi ve konut inşası engelsiz bir şekilde devam ettirildi. Ne zaman ki Körfez’in son kısmında yaşayan vatandaşlar bağırmaya başladılar, yerel yönetimler de önlem alma gereğini nihayet fark ettiler.

Bir süre de vaziyeti “İller Bankası bu sene ödenek ayırmadı” diyerek idare ettiler. Sonunda 1984’de belediyelerin bir araya gelerek oluşturduğu Edremit Belediyeler Birliği, Hazine’den bu amaç için verilen bir kamu arazisi üzerinde, Dalyan bölgesinde Edremit’in ilk atık su arıtma tesisi (AAT) yapıldı ve devreye alındı. Basit biyolojik arıtma yapan tesisin kapasitesi o vakit 90 bin kişiydi. Edremit ilçesi ile Kadıköy, Zeytinli, Güre ve Akçay beldeleri ihtiyacını karşılamak için öngörülmüştü. Sonradan yetersiz kalınca, 1998’de bakımdan geçirildi ve ek bir yatırımla kapasitesi 110 bin kişiye çıkarıldı. Bu arada ikinci bir tesisi Altınoluk’ta da 1997 yılında 80 bin kişi kapasiteli olarak inşa edilip devreye alınmıştı.


***

Ancak konut yapımı hız kesmedi. Altyapı asla müteahhitlerin hızına yetişemedi. Yöneticiler de tabii ki “altyapı yetersiz” deyip inşaat izni vermemezlik etmediler. Üstelik Zeytinli tesisinin yönetiminde Edremit Belediyeler Birliği içinde anlaşmazlıklar da ortaya çıktı ve kısa zamanda sıkıntılar duyulmaya başlandı.

2006 yılında tesisin elektrik borçlarını ödemesi aksayınca, çalışması iki hafta kadar durdu. Koku ve kirlilik Dalyan bölgesi ve Zeytinli 2. köprü civarına kadar yayıldı. Çünkü kanalizasyon Edremit Çayı’ndan doğrudan denize veriliyordu. Özellikle o dönem hem Edremit Belediyeler Birliği ve hem de Zeytinli Belediye Başkanı olan Şadan Aytaç eleştirilerin odağı oldu. Aslında bu yaşanan bir ilk uyarıydı.

Finansal durum toparlandı, Edremit Belediyesi borcunun taksitlerle UEDAŞ’a ödenmesi kararlaştırıldı, tesis yönetimi de profesyonelleştirildi ve o kriz atlatıldı. Fakat bir güven sıkıntısı doğmuştu, beklentiler de çok olumlu değildi doğrusu. Nitekim Şubat 2008’de tesisin elektrik borcu anlaşmaya rağmen ödenmediği için, UEDAŞ tarafından enerji verilmesi tamamen kesildi. Borcun büyük kısmı Edremit’e ait olup hala ödenmediği gerekçesiyle, onların atık suları tesise kabul edilmemeye başlandı! Belediye de 16 Mart’tan sonra atık suyunu Edremit Çayı’na vermeye başladı.

Bir süre jeneratörle çalıştırılmaya da uğraşıldı tesis, sonra finansal nedenlerle tamamen durdu. Doğrudan denize verilen atık sular, Dalyan ve Akçay sahillerini kokudan durulmaz hale getirdi. Üstelik rüzgarın yönü ve şiddetine göre, kirliliğin kısa sürede tüm Körfez'e yayılacağı da anlaşıldı. O zamanki Edremit Belediye Başkanı AKP'li Yunus Bozbey, Zeytinli Belde Belediye Başkanı CHP'li Şadan Aytaç'ın yönettiği Edremit Belediyeler Birliği'ni suçladı. Birlik ise para vermediği için Bozbey’i suçladı tabii ki. Vatandaşlar da hızla yazlıklarını kapatıp bölgeden uzaklaşmayı tercih ettiler o sene. Konu ulusal basında çıktı, tepkiler büyüdü ve etkileri de yıllarca sürdü.


***

O krizi atlatmak için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na müracaat edildi. 1 milyon TL ödenek çıktı Birliğin hesabına ve tesis tekrar çalışmaya başladı. Yönetim anlaşmazlığı nedeniyle Edremit ve Güre, Birliğin dışına çıktılar. Güre kendi tesisini yapmak için girişimde bulundu, sonradan o da yarım kaldı. Edremit ise değişken ve “parası kadar” bir hizmet alma yolu izledi nedense.

Fakat Körfez’de arıtma konusunda imaj bozulmuştu bir kere. Vatandaşların geri dönmesini sağlamak için 2012 sonunda bile, o zamanki Zeytinli Belediye başkanı S. H. Arslan hala gazetelere demeç verip “valla çalışıyor bu tesis” demekle meşguldü. Zeytinli AAT ve Altınoluk AAT yetersiz kapasitelerine ve arada “gece salma” alışkanlıklarına rağmen çalışmaya devam ettiler.

Derken 30 Nisan 2014 seçimleriyle birlikte Balıkesir ‘de Büyükşehir Belediyesi dönemi başladı. AKP’li Edip Uğur başkan olunca, 31 Nisan 2014’te BASKİ kuruldu. Atık su işlerinin daha profesyonel bir ekip tarafından yönetilmesi ise biraz zaman aldı. Kadro temini uzadı. Fakat yine de o dönemde Altınoluk AAT için yatırım yapılarak kapasitesi 80 binden 120 bin kişiye çıkarıldı. Narlı için 40 bin kişi kapasiteli bir yeni AAT yapıldı ve bunlar Mayıs 2017’de devreye alındı. Körfez’de fiilen inşa edilen son yatırımlar da bunlar oldu ne yazık ki.

E. Uğur aslında oldukça adil davrandı, Körfez seçmenini cezalandırmak gibi bir yola asla girmedi. Sonradan görevinden ayrılmaya zorlandı malum, buna da uydu mecburen. O hizmet dönemi Z. Kafaoğlu tarafından tamamladı ama yatırım işine de hiç girilmedi.

Yerine seçilen Y. Yılmaz ise sahil süsledi, akıllı kavşak yaptı, hatta Ülkü Yolu bile yaptı ama AAT işine hep “şartlı” yaklaştı, temel bile atmadı. Tekrar seçilseydi Çıkrıkçı’ya arıtma taşımaktan, yap-işlet-devret sistemine kadar kim bilir ne orijinal projeler çıkartacaktı ortaya ama seçmen kendisini tercih etmedi. Onun döneminde, Ülkü Yolu açılışı yapmaya gelen Çevre Bakanı da “arıtma” dedi ama devamını getiremedi. Sonra o Bakan da değişti malum, hatta siyasetten bile ayrıldı.


***

Şimdi Büyükşehir’de A. Akın dönemi var. Seçilmeden önce sözler verdi arıtma konusunda ama şimdi “gel de durumu yakından gör” davetlerine bile aldırmıyor. BASKİ ise hiç boş durmadı. Güre (Avcılar ile Akçay Cumhuriyet arası) İBAAT ve merkez Zeytinli İBAAT için projeler hazırlattı. Yer konusu ve zemin etütleri de tamamlandı. Güre dosyası Balıkesir Çevre İl Müdürlüğü tarafından onaylandı. Zeytinli dosyası ise daha hacimli olduğu için Bakanlık’taki ÇED süreci halen devam ediyor.

Sonrasında kredi bulma ve finansman işlerini halletme aşamaları var. Bu arada A. Akın da 27 ayını tamamladı görevinde, bakalım kalan sürede neler yapabilecek veya yapabilecek mi? Zira ülkemizin siyaset arenası da bir hayli karışık ve Bakanlık bu ara CHP belediyelerinden gelen yatırım taleplerine pek de sıcak bakmıyor. Muhtemelen BASKİ’den de önce Erdek İBAAT yatırımını tamamlamasını isteyecekler, malum müsilaj belası var Marmara tarafında.


***

Eee Edremit Körfezi ne olacak? 20 senedir kirliliğe çözüm için yatırım bekleniyor ve mevcut iki proje hayata geçse bile, Havran dahil en az 7 adet daha İBAAT projesini tamamlamak gerekiyor önümüzdeki yıllarda. Yoksa Körfez’in hali hal değil. Özellikle de konut imali bu hızla giderse, “ölü Körfez” olması bile mümkün buraların. 20 senenin 12,5 senesi Büyükşehir döneminde geçti.

Okuduğunuz gibi, şimdi yaşanan her şeyin benzerleri, defalarca yaşandı zaten. 20 yılda Körfez’e tek yatırım rahmetli Edip Uğur döneminde yapılanlarla kaldı. Hem Balıkesir ve hem de tabii ki Ankara bu gerçeğin farkında olmak zorunda. Özellikle de Ankara şunu çok iyi bilmeli ki, bu konut inşa etme hızına ilaveten, Körfez’e birkaç tane de büyük otel inşası falan yapılırsa işi çok ama çok zor olacak ileride.

Bugün harcamaktan kaçındıkları paranın belki de 100 katını, yarın Körfez’i temizlemek, dereleri kirlilik taşımaktan kurtarmak, yeni birçok İBAAT inşa etmek ve denizin dip çamurunu boşaltmak için harcamak zorunda kalacaklar. Belki de “merhumu nasıl bilirdiniz?” faslına girmeyi gerektirecek kadar kirlenmiş olacak Körfez. 20 senede gele gele, geldiğimiz yer burası. Bakanlık, Valilik, Kaymakamlıklar, Büyükşehir Belediyesi, küçük ilçe belediyeleri, velhasıl atanan veya seçilen tüm yöneticiler bunu böylece bilsinler artık. Duymayan da kalmasın.