Şehirlerin bugün en hızlı büyüyen sorunlarından biri, çoğu zaman fark edilmeden çoğalan bir görsel kalabalık. İnsan gözünün alıştığı ama aslında her gün biraz daha ağırlaştıran bir yük bu. Yol kenarına dikilmiş tabelalar, kaldırım kenarlarına sıkıştırılmış reklam panoları, refüjlerin arasına yerleştirilmiş ışıklı açık hava reklam materyalleri…

***

Ayvalık Belediyesi’nin izinsiz tabela ve reklam panolarına yönelik başlattığı çalışma tam da bu görünmeyen yükün üzerine gidiyor. Ruhsatsız, izin alınmadan yerleştirilmiş çok sayıda tabelanın sökülmesi, hem şehrin kentsel estetik bütünlüğüne vurulan darbeyle mücadele, hem de daha sade ve yaşanabilir bir ortam isteğinin tezahürü.

Belediye Başkanı Mesut Ergin’in vurguladığı gibi, amaç hem şehir estetiğini korumak hem de trafik güvenliğini sağlamak. Ancak bu cümle, Ayvalık’ta yapılanı yerel bir düzenleme olmaktan çıkarıp daha geniş bir soruya dönüştürüyor: Bu şehirler nasıl bu kadar dağınık hale geldi? Zamanında bu kirlilik neden yönetenlerin dikkatini çekmedi?


***

Balıkesir il merkezi ve ilçelerine bakıldığında tablo yine aynı. Bir zamanlar sınırlı ve kontrollü alanlarda görülen bilboardlar, raket tipi ışıklı panolar ve reklam yüzeyleri, bugün neredeyse her caddeye yayılmış durumda. Şehirler artık sadece binalardan değil, üst üste binmiş görsel mesajlardan oluşan bir yüzey haline gelmiş gibi.

Bu yayılma aynı zamanda kontrolsüz bir yoğunlaşma anlamına geliyor. Belediyelere ait olan reklam alanları bir plan dahilinde ilerlerken, reklam şirketlerinin yönettiği açık hava panoları çoğu zaman aynı dengeyi gözetmiyor. Sonuç ise sürücülerin görüş alanına giren, dikkat dağıtan ve trafik akışını etkileyen bir görsel yığın.


***

Özellikle ana caddelerde, refüjlerde ve kavşak noktalarında yoğunlaşan bu panoların yarattığı sorun artık “estetik” başlığı altında değerlendirilemez. Cam yüzeyli, ışıklı ve hareketli reklam panoları gece saatlerinde sürücüler için ayrı bir risk oluşturuyor. Far ışıklarıyla birleşen yansımalar, gözün algısını bozuyor; dikkat, yoldan çok ışığa kayıyor. Bu da doğrudan trafik güvenliğiyle ilgili bir kırılganlık yaratıyor.

Son yıllarda binaların cephelerine, çatılara ve hatta uygun olmayan noktalara yerleştirilen dijital ekranlar ise bu tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Sürekli değişen görseller, yüksek parlaklık ve kontrolsüz ışık yayılımı özellikle gece sürüşlerinde ciddi bir dikkat dağıtıcı unsur haline geliyor.


***

İşin ekonomik tarafı elbette var. Açık hava reklamcılığı bir sektör ve bu alan üzerinden gelir elde eden işletmeler bulunuyor. Fakat burada gözden kaçan temel nokta şu: kamusal alan, ticari kullanımın sınırları içinde kalmak zorunda. Aksi durumda ortaya çıkan şey reklamın etkisi değil, şehir düzeninin aşınmasıdır.

Bu nedenle Ayvalık’ta başlayan müdahale, tek başına bir ilçe uygulaması olarak kalmamalı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm ilçe belediyeleri, zabıta birimleri ve ilgili kurumlar bu alanı yeniden ele almak zorunda. Sadece izinsiz tabelaların kaldırılması değil, tüm açık hava reklam envanterinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Mevzuata uygun olanla olmayan arasındaki çizgi netleşmeden, bu görsel yoğunluğun kontrol altına alınması mümkün değil.


***

Ayrıca bu süreç sadece temizlik değil, aynı zamanda bir yeniden planlama meselesi. Hangi noktalarda reklam olabilir, hangi alanlar tamamen korunmalı, sürücünün görüş açısı nasıl güvenli tutulmalı gibi sorular artık ertelenemez.

Ayvalık’ın attığı adım bu yüzden önemlidir; şehirlerin kendi görsel sınırlarını yeniden çizmesi gerekiyor. Balıkesir’in bu süreci görmezden gelmesi ise giderek büyüyen bir dağınıklığın normalleşmesine yol açar. Ve en tehlikelisi ise alışılan karmaşa, zamanla düzen sanılmaya başlar. Bu da şehir yaşayanlarının bütünü için bir kaos anlamına gelir.

Özetle; belediyelerin kent yaşamının sadeliği, konforu ve estetik anlamda şehrin dokusuna zarar veren bu reklam materyallerini A’dan Z’ye gözden geçirmeleri, yayılmayı engellemek için bir takım kararlar ve kuralları yaşama geçirmeleri bekleniyor.

Bu da bir anlamda işgal. Nasıl ki zabıta ekipleri zaman zaman kaldırım ve yol işgallerini ortadan kaldırmak için önce uyaran, ardından cezai işleme başvuran bir çalışma yapıyorsa, gelişigüzel dikilen reklam tabelalarıyla, şehrin dört bir yanına hızla yayılan açık hava reklam materyalleriyle, sürücülerin ve yayaların görüşünü engelleyen, trafiği tehlikeye atan unsurlarla da daha gerçekçi ve çözüm üreten bir mücadele başlatmalı.